Çin, 1,4 milyar nüfusuyla yüzde 96,7’lik okuryazarlık oranına ulaşmış bir ülke. 1949 devriminden sonra yürütülen kitlesel eğitim ve okuryazarlık kampanyalarıyla en alt düzeyden çok gelişmiş bir seviyeye yükselen, örneğin 1982’de yüzde 65,5 olan bu oran kitap okuyanların sayısını da yükseklerde tutuyor kuşkusuz. 2025 yılını kapsayan 23. Ulusal Okuma Araştırması’nın sonuçlarına göre yetişkinlerin yüzde 60’ı düzenli biçimde kitap okuyor ve yetişkin başına düşen kitap miktarı da yıllık 8,4 adet.
Bu durum ülkede kitap tirajlarının sayısını da etkiliyor. Türkiye’deki gibi yüzlerle ya da binlerle değil, yüz binlerle ölçülüyor basımlar. 2026 başından bu yana Çin’de en çok konuşulan ve satan kitapların başında gelen, Liu Zhenyun’un “Tuzlu Şakalar” (Xiande Wanxiao) romanının ilk baskısı 300 bin adet yapıldı ve şimdiye kadarki satışı 1 milyonu geçti. Bu gidişle “Tuzlu Şakalar”, 2026’nın kitabı olmaya en yakın aday.
Yaşamın acı deneyimleri
Romanın merkezinde Çin’in Henan eyaletindeki Yanjin kasabasıyla bağlantılı, orta yaşlı bir edebiyat öğretmeni olan Du Taibai bulunuyor. Du Taibai’ın hayatı birbirini izleyen üç olay sonucunda altüst oluyor. Öğretmenlik mesleğini kaybediyor, ardından düğün ve cenaze törenlerini yöneten bir sunucu olarak çalışmaya başlıyor, daha sonra sokak satıcılığına kadar geriliyor. Bu meslek değişimleri, yalnızca kişisel talihsizlikleri değil, sıradan insanların toplumsal kurallar ve beklenmedik olaylar karşısındaki kırılganlığını da ortaya koyuyor.
Romanın temel meselesi, insanın hayatın adaletsizlikleriyle nasıl başa çıktığı ve Liu Zhenyun bunu mizahi tonlamalarla aktarıyor. Ana kahraman, toplumsal ilişkilerin ve kuralların işleyişini zamanla kavrıyor ve bunların kendisini bütünüyle esir almasına izin vermemeye çalışıyor. Kitabın adındaki “tuzluluk” da yaşamın acı deneyimlerini ve gözyaşlarını karşılıyor.
Liu Zhenyun, mizahı yalnızca güldürmek için kullanmayan yazarlardan. İnsanların başlarına gelenleri bazen gülerek anlattıklarını ama bu gülüşlerin ardında bile dile getiremedikleri acıların bulunduğunu gösteriyor. Dolayısıyla roman, komik görünen olaylarla yoksulluk, yalnızlık, toplumsal baskı ve insanın onurunu koruma mücadelesini bir araya getiriyor.
Büyük kahramanlar yerine sıradan insanların geçim mücadelesini anlatarak gündelik hayat gerçekliğini aktarması, mizah ile toplumsal eleştiriyi birleştirmesi, Çin’e özgü toplumsal ilişkiler içinde gelişen öyküye evrensel temaları katması, “Tuzlu Şakalar”ın başarısının ardındaki başlıca nedenler.
Çok yönlü sanatçı
1958 doğumlu Liu Zhenyun Çin toplumun gündelik hayatını mizahla anlatan bir yazar olarak tanınıyor. Henan eyaletinin Yanjin ilçesinde büyüyen yazar, öykü ve senaryolar da yazıyor. Beijing Üniversitesi Çin Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdikten sonra 1980’lerin sonuna doğru edebiyat çevrelerinde tanınmaya başlıyor, 2011’de Çin’in en büyük edebiyat ödülü olan Mao Dun Ödülü’nü kazanıyor, eserleri 30’dan fazla dile çevriliyor. Asıl meselesi, sıradan insanların gündelik ilişkiler içinde nasıl yalnızlaştığını, bürokrasi karşısında nasıl sıkıştığını ve birbirleriyle iletişim kurmakta neden zorlandığını göstermek. “Dertleşecek Biri”, “Hatırlamak”, “Bir Gün ve Sonbahar”, “Karımı Ben Öldürmedim” gibi eserleri ve ünlü yönetmen Feng Xiaogang ile “Ben Madam Bovary Değilim” filmi için senaryo işbirliği, onu çok yönlü bir sanatçı haline getiriyor.
Onu ilginç kılan, Çin'e özgü toplumsal koşulları anlatırken evrensel bir soruya dönmesidir: İnsanlar neden birbirleriyle bu kadar çok konuşuyor, ama yine de birbirlerini anlamakta bu kadar zorlanıyor? Bu soru, onun romanlarının hem mizahi hem de trajik merkezinde yer alır.
Liu Zhenyun’u şöyle de tanımlayabiliriz: İnsanların neden bu kadar çok konuştuklarını ama yine de birbirleriyle neden zor anlaşabildiklerini merak eden yazar. Dilerim “Kocamı Ben Öldürmedim”den (Kırmızı Kedi, Şubat 2026) sonra “Tuzlu Şakalar” da Türkçeye çevrilir ve okurlarımız çağdaş Çin edebiyatının bu parlak örneğine bir an önce kavuşur.