Dünya Görsel-İşitsel Kalıt Günü (WDAH : DGİKG), 1980 yılında 21. Genel Konferans tarafından kabul edilen ‘Hareketli Görüntülerin Korunması ve Muhafaza Edilmesine İlişkin Tavsiye Kararı’nın ardından her yıl 27 Ekim’de kutlanmaktadır. WDAH, acil önlemler alınması gerektiğine dair genel farkındalığı artırmak ve görsel-işitsel belgelerin önemini vurgulamak için bir fırsat sunmaktadır.

Görsel-işitsel arşivler bize dünyanın dört bir yanından insanların yaşamları ve kültürleri hakkında öyküler anlatır. Topluluklarımızın ekinsel, toplumsal ve dilsel çeşitliliğini yansıttıkları için, bu arşivler ortak belleğimizi pekiştiren paha biçilmez bir kalıt ve değerli bir bilgi kaynağıdır. Bu arşivler, hepimizin paylaştığı dünyayı anlamamıza ve bu dünyada gelişmemize yardımcı olmaktadır. Bu mirası korumak ve halkın yanı sıra gelecek nesillerin de erişimine açık kalmasını sağlamak, tüm hafıza kurumları ve genel olarak kamuoyu için yaşamsal bir amaçtır. UNESCO Arşivleri, tam da bu amacı göz önünde bulundurarak ‘Ortak UNESCO Tarihimizi Dijitalleştirme’ projesini başlatmıştır.

Bu bağlamda bu gün, UNESCO üye devletleri için, ‘Dijital Biçimde Olanlar Dahil Belgesel Kalıtın Korunması ve Erişilebilirliği Hakkında 2015 Tavsiye Kararı’nın uygulanmasına ilişkin performanslarını değerlendirmeleri için de bir fırsat teşkil etmektedir.

2026 DÜNYA GÖRSEL-İŞİTSEL MİRAS GÜNÜ

Bu yılki Dünya Günü’nün teması ‘Dünyaya Açılan Pencereniz’ olup, görsel-işitsel mirasın dünya çapında toplumları birbirine bağlamada ve birbirlerini anlamada oynadığı yaşamsal rolü vurgulamaktadır.

2026 yılında, UNESCO Dünya Belleği Programı, görsel-işitsel biçim de dahil olmak üzere, tehlike altındaki belgesel kalıtla ilgili çeşitli projeler yaşama geçirdi. Japonya Eğitim, Ekin, Spor, Bilim ve Uygulayımbilim Bakanlığı’nın desteğiyle yürütülen “Belgesel Kalıtın Korunması ve Erişilebilirliği” projesi, bellek kurumlarında çalışan uzmanlar için siyasa savunuculuğu ve kapasite geliştirme çalışmalarına odaklanmaktadır.

Bu projeler arasında, Mogadişu Radyosu’nun elinde bulunan yaklaşık 45.000 analog kaset kaydının korunması ve dijitalleştirilmesine yönelik çabalar da yer almaktadır. Bu çalışma, görsel-işitsel arşivlerin ülkenin tarihi ve kimliği açısından ne kadar büyük bir değer taşıdığını ortaya koymaktadır. İnsanların gündelik hikâyeleri, yerel haberler, siyasi konuşmalar, eğlence programları ve müzik – bunların hepsi Somali’nin kültürel DNA’sının bir parçasını oluşturmaktadır ve korunarak gelecek nesillere aktarılması gerekmektedir.

“Risk Altındaki Belgesel Mirası Koruma Girişimi”, doğal afetler ve insan kaynaklı tehditler nedeniyle kalıcı olarak zarar görebilecek veya yok olabilecek belgesel mirası korumayı amaçlayan bir dizi projeden oluşmaktadır.

Zambiya’da, Ulusal Yayın Kurumu (ZNBC), Güney Afrika tarihinin önemli dönemlerini belgeleyen görsel-işitsel materyal koleksiyonlarına sahiptir. Ancak, doğal afetlerin sonuçları, elverişsiz depolama koşulları ve eski formatlar, kayıtların kalıcı kayıplardan kurtarılmasının acil bir ihtiyaç olduğunu ortaya koymuştur.

UNESCO, bu kayıtların hayatta kalmasını sağlamaya yardımcı olmaktadır.

UNESCO GÖRSEL-İŞİTSEL BELLEĞİNE NELER GİRDİ?

1992 yılında kurulan Dünya Belleği Programı, insanlığın belgesel mirasının korunmasını ve bu mirasa evrensel erişimin sağlanmasını teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Genellikle son derece kırılgan olan bu kalıt, bozulma ve afet risklerine maruz kalmaktadır. Uluslararası Kayıt Listesi’nin yanı sıra, UNESCO 100’den fazla ülkede dört bölgesel kayıt listesinin ve Ulusal “Dünya Belleği” Komitelerinin oluşturulmasını desteklemiştir. Ayrıca, Örgüt ülkelere koruma politikaları geliştirme konusunda yardım eder, bellek kurumlarına koleksiyonlarının dijitalleştirilmesi için eğitim ve finansman sağlar ve eğitim kurumlarıyla işbirliği yaparak geçmişimizin bu temel unsurlarını okul müfredatlarına entegre eder ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlar.

570 adet koleksiyondan oluşan bellekte kayıt, insanlığın ortak mirasına tanıklık eden kitaplar, el yazmaları, haritalar, fotoğraflar, ses veya video kayıtlarını içeren belgesel mevcuttur. UNESCO’nun Dünya Belleği Kaydı son dönemde 74 yeni girişle zenginleşti. 72 ülke ve 4 uluslararası kuruluştan gelen bu girişler, bilimsel devrim, kadınların tarihe katkısı ve çok taraflılığın önemli dönüm noktaları gibi konuları kapsamaktadır.

Belgesel kalıt, dünya belleğinin vazgeçilmez ancak kırılgan bir unsurudur. Bu nedenle UNESCO, Moritanya’daki Chinguetti kütüphaneleri veya Fildişi Sahili’ndeki Amadou Hampâté Bâ arşivleri gibi kalıtın korunmasına yatırım yapmakta, en iyi uygulamaları paylaşmakta ve insanlık tarihinin en geniş kapsamlı izlerini kaydeden bu kaydı sürdürmektedir.

Koleksiyonlar, bağımsız bir uluslararası danışma komitesi tarafından adaylıkların değerlendirilmesinin ardından UNESCO Yürütme Kurulu’nun kararıyla kayda alınır.

Yeni listeye eklenen koleksiyonlar arasında on dördü bilimsel belgesel kalıta aittir. Mısır tarafından sunulan “İthaf Al-Mahbūb”, miladımızın ilk binyılında Arap dünyasının astronomi, gezegen hareketleri, gök cisimleri ve astrolojik analiz alanlarına yaptığı katkıları belgelemektedir. Charles Darwin (Birleşik Krallık), Friedrich Nietzsche (Almanya), ilk kayıtlı röntgen fotoğraflarını içeren Wilhelm Conrad Roentgen (Almanya) ve hastalık araştırmalarının öncülerinden Carlos Chagas’ın (Brezilya) arşivleri de listeye dahil edilmiştir.

Diğer eklemeler arasında, Angola, Aruba, Cabo Verde, Curaçao ve Mozambik tarafından sunulan kölelikle ilgili koleksiyonların yanı sıra, kayıtta hâlâ büyük ölçüde yeterince temsil edilmeyen önde gelen tarihi kadınlara ait arşivler de yer almaktadır; örneğin kız çocuklarının eğitimi konusunda öncü olan Raden Ajeng Kartini (Endonezya ve Hollanda), yazar Katherine Mansfield (Yeni Zelanda) ve seyahat yazarları Annemarie Schwarzenbach ile Ella Maillart (İsviçre).

Birkaç koleksiyon, Cenevre Sözleşmeleri (1864–1949) ve protokolleri (1977–2005) (İsviçre), İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (Birleşmiş Milletler) ve basın özgürlüğü konusunda küresel bir referans olan 1991 Windhoek Bildirgesi (Namibya) dahil olmak üzere uluslararası işbirliğindeki önemli anları belgelemektedir.

UNESCO DÜNYA BELLEĞİ VE ÇİN

1997- 2025 yılları arasında Çin’den bu arşive giren görsel-işitsel kalıt koleksiyonları şunlardır:

1997: Geleneksel Müzik Arşivleri / 1999: Çing (Mançu) Hanedanlığı Başsekreterlik kayıtları –Batı Kültürünün Çin’e Sızması / 2003: Antik Naxi Dongba Edebiyatı (Güneybatı Çin’deki Naxi etnik grubu rahiplerince derlenmiş) El Yazmaları / 2005 : Çing Hanedanlığı imparatorluk sınavları altın listeleri / 2007: Çing Hanedanlığı Yangshi Lei Arşivleri / 2011: Huanh Di Nei Jing (Sarı İmparator’a ait metinler) / 2011: Ben Cao Gang Mu (Tıbbî –madde- derlemesi) / 2013: Çin Yuan Hanedanlığı döneminden (1304-1367) Tibet Resmi Kayıtları / 2015: Nanjing katliamı belgeleri / 2017: Çin Kelebek kemiği kayıtları / 2017: Modern ve Çağdaş Dönem Suhou İpek Arşivleri / 2017: Çing Hanedanlığı dönemindeki (1693-1886) Makao resmi kayıtları / 2023: Makao Kong Tac Lam Tapınağı ‘na ait arşivler ve el yazmaları (1645-1980) / 2023: Tibet tıbbına ilişkin dört inceleme / 2025: Üçdilli kayıt / 2025: Saholin Tapınağı stelleri (dikey yazıtlar) / 2025: Hubei eyaletinde Suizhou’daki Zeng Markizi Yi’nin mezarından çıkan (433 M.Ö. tarihli) Hubei eyaletindeki Suizhou'daki Marquis Yi'nin mezarından çıkarılan 65 bronz çandan oluşan set. Bu set dünya tarihinin en önemli müzik eserinden biri olarak kabul edilir. 7,48 metre uzunluğundaki L şeklinde ahşap bir çerçeve üzerine düzenlenen her çan, çalındığı yere bağlı olarak iki farklı müzik notası çıkarabilir — bu Çin çanlarına özgü bir özelliktir. Birlikte beş oktav aralığını kaplarlar. Araştırmacılar 2.400 yıl sonra ilk kez çalındığında, çanlar dünya çapındaki müzikologları şaşırtan ton doğruluğuna sahip, ürkütücü derecede güzel müzik üretti. En küçük çan 2,4 kg ağırlığındadır; en büyüğü 203,6 kg ağırlığındadır. Toplamda 3.755 karakterlik yazıtlar müzik teorisini kaydeder ve eski Çin akustik anlayışının daha önce düşünüldüğünden çok daha ileri olduğunu kanıtlar. Antik Çin müziği, metalurji ve akustik bilimi anlayışımızı devrim niteliğinde değiştirdi; Avrupa'dan 2.000 yıl önce 12 tonlu bir müzik sisteminin varlığını kanıtladı.

Aşağıda Dipnot 1’de bu kalemlerin UNESCO web sitesindeki duyuru resimleri verilmiştir.

SONSÖZ

Dünyanın görsel-işitsel kalıtı Dünya’da eşitlikçi ve barışçı bir düzen kurulması için önemli bir rol oynayabilir! Kültürel mirasımızı koruyalım, yararlanalım. Olanaklı olduğu ölçüde dijitalleştirip gelecek kuşaklara aktaralım. Eğitimde bunlara yer verelim. Yer verirsek birbirini daha iyi anlayan bireyler geliştirebilir ve toplumlar oluşturabiliriz. Haydi elele verek! Unutmayın fazla kültür göz çıkarmaz!

Dipnot 1: