“Mikro-drama”, her bir bölümü genellikle 1-3 dakika arasından başlayıp 5-10 dakikaya kadar çıkabilen, çoğunlukla cep telefonlarından seyredilen bir dizi formatı. Bir dizi 50, 60, hatta 100 kısa bölümden oluşabiliyor. Çoğu dikey formatta, yani telefon ekranına göre çekiliyor. Anlatı formülü son derece basit ve etkili: İlk saniyelerde çatışma ya da şaşırtıcı bir olay yaşanıyor, karakterler çok hızlı tanıtılıyor, aşk, ihanet, intikam, fakir-zengin karşıtlığı, mafya dünyası vb. işleniyor, ilk birkaç bölüm ücretsiz sunuluyor, sonraki bölümler için ücret talep ediliyor. TikTok, Instagram, Facebook, Youtube gibi platformlardan izlenebiliyor ve sonra kullanıcıyı asıl uygulamaya çekmek amaçlanıyor. Klasik televizyon dizilerinin, sosyal medya algoritmaları biçiminde tasarlanmış melodram versiyonu gibi bakılabilir mikro-dramaya. Bir anlamda işe gelip giderken metroda ya da markette sıra beklerken birkaç bölümü seyredilebilen diziler bunlar. Başlangıcında seyirci kitlesi olarak öncelikle artık sinema salonuna gitmeyen orta yaşlı ve yaşlı insanları, emeklileri hedef seçen mikro-dramaların giderek genç seyirciler arasında da popüler olmaya başladığını belirtmeden geçmeyelim.

Çin’in pazar payı yüzde 46

Türkiye’de henüz pek farkında değiliz ama Çin bu alanda dünyada rakip tanımıyor. Küresel bir olguya dönüşen Çin yapımı kısa dizilerin yükselişi, kültürel ihracatın büyük ölçüde görkemli anlatılara ve seçkin kurumlara dayanma anlayışını değiştiriyor, oldukça basit, yalın, mikro ölçekteki çalışmaların da dijital izleyicilerin yeni alışkanlıklarına uyarlanabileceğini kanıtlıyor. Dünya genelindeki mikro-drama platformlarının aylık aktif kullanıcı sayısı 100 milyon civarında ve Çin uygulamaları en üst sıralarda yer alıyor. Bu büyümenin politik destekten çok küresel tüketici talebiyle oluştuğunu da belirtelim. Bugün Çin’in mikro-dramalarının yurtdışındaki pazar payı yüzde 46 seviyesinde ve bu durum mikro-drama öykülerinin ardındaki yöntemlerin de daha fazla ihraç edilmesiyle gerçekleşiyor. Öykülerin anlatı yapısı ve hızından öneri algoritmalarına ve sosyal medya pazarlama stratejilerine kadar Çin deneyimi bir referans noktası haline gelmiş durumda.

Çin öyküleri ihraç ediliyor

Aynı zamanda Çinli mikro-drama şirketleri, senaryo geliştirme, algoritma tabanlı pazarlama ve kullanıcı etkileşimi de dahil olmak üzere tüm üretim zinciri boyunca uluslararası uzmanlık geliştiren çalışmalar da yapıyor. Yaratılan güçlü sistem, özellikle Kuzey Amerika’daki yerleşik film ve televizyon endüstrinden profesyonelleri de kendisine çekiyor. Yani Çin yalnızca içerik üretmekle kalmıyor, bunun ötesinde küresel mikro-drama endüstrisinin kurallarını ve iş modellerini şekillendirmeye de büyük katkı sağlıyor.

Özellikle 2023’ten sonra ABD ve Güneydoğu Asya’da büyük bir sıçrama yapan Çin mikro-dramaları (wei duanju), Çin içindeki bir internet eğlence biçiminin, ciddi bir kültürel ihracat ve dijital medya endüstrisine dönüşme örneğini sergiliyor. Zengin bir adamla evlenen genç bir kadının, evliliğinin ardındaki sırları ve kocasının gerçek kimliğini öğrenme serüvenini anlatan “The Double Life of My Billionaire Husband” bu alandaki en bilinen yapım. 2023’te 468 milyon izlenmeye ulaşarak Çin mikro-dramalarının önünü açan yapım, ABD’ye bir Çin öyküsü satmak kadar, Çin’de geliştirilmiş anlatı ve ticari modeli ihraç etme örneği olarak kabul ediliyor.

En önemli Batı pazarı ABD

Açık ara en önemli Batı pazarı olan ABD’nin yanı sıra Endonezya, Tayland, Filipinler, Malezya, Vietnam, Hindistan, Brezilya, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerde de büyük ilgi gören mikro-dramalar, Çin’in Hollywood’a alternatif bir sinema dili ihraç etmesinden çok, Hollywood’un dışında yeni bir küresel anlatı ekonomisi kurmasının örneği olarak dikkat çekiyor. Çin’in şu üç şeyi ihraç ettiği söylenebilir: Çin öyküleri + platformlar + üretim modelleri. Çinli şirketlerin yalnızca Çince dizileri altyazıyla satmak yerine, ABD, Güneydoğu Asya ve başka bölgelerde yerel oyuncularla, yerel ekiplerle ve yerel öykülerle mikro-dramalar ürettiğini de ekleyelim. Yapay zekânın da devreye girmesiyle, oyuncu maliyetinden set tasarımına, dublajdan görsel efektlere kadar üretim maliyetinin daha da aşağılara çekildiği de bir gerçek.

Çin’in mikro-drama sektörünün büyüklüğünün 5 milyar dolar civarında olduğu belirtiliyor. Bu piyasanın giderek büyüdüğü de biliniyor. Umarım Çin mikro-dramalarının yolu Türkiye sinema ve televizyon sektörüne de düşer ve verimli işbirliklerine tanıklık ederiz.