Hemen her yıl tekrarlanan bir rutin söz konusudur; Japon liderler Tokyo’daki Yasukuni Tapınağı’na ziyarette bulunur, Çin de bunu protesto eder.
Bu yılda benzer döngü yaşandı, Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning’in iki gün önce, 19 Ekim’de yaptığı açıklamada, Japonya’nın Yasukuni Tapınağı’yla ilgili olumsuz adımlarına kesinlikle karşı çıkıldığı ve şiddetle kınandığı, Japon tarafına sert itirazlar ve güçlü protestolar iletildiği bildirildi.
Peki ama iki ülkeyi bir kez daha karşı karşıya getiren bu Yasukuni Tapınağı’nın anlamı nedir, Çin (ve Güney Kore) için neden önemlidir?
Sözcü Mao Ning’in açıklamasında Yasukuni Tapınağı’nın Japonya’nın Çin’i işgali sırasında yaşanan katliamlardan sorumlu Japon militaristlerin manevi bir aracı ve sembolü olduğu, bu tapınağın savaş sırasında işlenen suçlarda ağır sorumluluğu bulunan 14 birinci derece savaş suçlusunun anısına yapıldığı belirtiliyor. “Japon liderler ve politikacılar bu gerçeklerin tamamen farkındalar, yine de Yasukuni Tapınağı’nda gösterişli bir şekilde saygı duruşunda bulunuyorlar. Bu tür eylemler, tarihsel konulardaki köklü yanlış algılarını ve savaş suçlularını aklama, saldırganlık hakkındaki hükmü tersine çevirme ve yeniden militarizasyonun yolunu açma yönündeki sinsi girişimlerini açıkça ortaya koymaktadır” diyen Mao, 2026’nın Tokyo Duruşmaları’nın açılışının 80. yılı olduğunu da hatırlattı.
14 savaş suçlusu
Yasukuni Tapınağı yalnızca dini bir mekan ya da mezarlık değil, Japonya’nın savaş geçmişi, milliyetçilik anlayışı ve Çin ile Güney Kore’yle ilişkileri bakımından son derece önemli ve tartışmalı bir simge. Tapınak 1869’da İmparator Meiji’nin emriyle Tokyo’da inşa edilmiş ve 1879’da bugünkü adını almış. Yasukuni adı Japoncada “Ülkeye barış ve huzur getirmek” anlamına geliyor. Başlangıçtaki amacı, Japonya’nın imparatorluk yönetimi altında yeniden şekillendiği dönemde ülke uğruna hayatını kaybedenleri anmak olarak belirlenmiş. Şinto inancına göre ölenlerin ruhlarının kutsal varlıklar olarak anıldığı ve ibadet konusu yapıldığı bir yer. Tapınağın resmi açıklamasına göre Yasukuni Tapınağı’nda 2 milyon 466 bin kişinin ruhu kutsal kabul ediliyor. Bunlar arasında askerler, doktor ve hemşireler, siviller ve savaş döneminde çeşitli görevlerde hayatını kaybeden kişiler bulunuyor.
Buraya kadar her şey normal görünüyor ama asıl sorun tapınakta anılan kişiler arasında İkinci Dünya Savaşı sonrasında savaş suçlusu olarak mahkum edilmiş 14 Japon sivil ve askeri liderin de bulunmasından kaynaklanıyor. Bu kişiler arasında savaş döneminin başbakanlarından Hideki Tojo da var ve tartışmalı 14 savaş suçlusunun tapınağa alınması 1978’de gerçekleşiyor. Japonlar tam bir yıl boyunca bunu gizli tutuyor ve bu durum tapınağın anlamını değiştiren temel unsur haline geliyor. Japonya’nın Asya’daki işgal ve sömürgecilik döneminde uğrattığı ağır kayıpları yaşayan toplumlar açısından, savaş suçlularının da diğer ölülerle birlikte kutsal kabul edilmesi, saldırganlığın ve sorumluların aklanması olarak değerlendiriliyor.
Japon militarizminin sembolü
Japonya’nın 1931’de Mançurya’yı işgali, 1937’de Çin’e karşı geniş çaplı savaşa girişmesi ve Nanjing Katliamı gibi olaylar tarihsel hafızada derin izler bırakmış durumda. Çin yönetimi, Japon liderlerin Yasukuni’yi ziyaret etmesini bu saldırgan geçmişle hesaplaşılmadığının, tam tersine sahip çıkıldığının kanıtı olarak görüyor. Japonya’nın 1910-1945 arasındaki Kore işgali, zorla çalıştırma, Koreli kadınları cinsel köleleştirme gibi uygulamaları da Güney Kore açısından halen kapanmayan bir yara niteliğinde. Kaldı ki Japon toplumunda da Yasukuni ziyaretlerinin militarist geçmişin eleştirel biçimde değerlendirilmesini engellediğine inanan hatırı sayılır bir kitle mevcut.
Anlayacağınız Yasukuni meselesinin özünde, geçmişte ölenleri anmak ile savaş suçlarının askeri ve siyasi sorumluluğunu değerlendirmek arasındaki gerilim yer alıyor. Sonuç olarak Yasukuni Tapınağı, savaşta ölenlerin anıldığı bir Şinto tapınağı. Fakat aynı zamanda Japon militarizminin mirası, savaş suçları ve Asya’daki tarihsel hesaplaşmanın sembollerinden biri. Gerilimin nedeni tapınağın fiziki varlığından çok, orada kimlerin hangi tarihsel anlatı içinde kutsandığı ve günümüzün Japon siyasi liderlerinin bu mekanla kurduğu ilişki olarak beliriyor.