Berrak Güngör
4 Ekim’de ilk turu yapılan Brezilya Başkanlık seçimleri kıyasıya bir mücadeleye sahne olmuştu. Seçimin ilk turunda Flávio Bolsonaro geçerli oyların yüzde 47,03'ünü alarak, mevcut Devlet Başkanı Lula da Silva’yı geride bırakmıştı. Bu, Brezilya sağını olduğu kadar aynı zamanda Beyaz Saray’ı da mutlu etmiş, ikinci tura giderken Latin Amerika’nın en büyük ülkesinin de ‘arka bahçe’ye dahil olacağı düşüncesini körüklemişti. Ancak ABD ve işbirlikçilerinin hesabını halk bozdu, pazar günü yapılan ikinci tur seçimlerde sandıktan Lula da Silva zaferle çıktı.
Washington’un hesapları tutmadı
ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci kez göreve gelmesiyle, ABD’nin hemisferik emperyalist emelleri gün yüzüne çıktı. Latin Amerika, açıktan seçim müdahalesi, tehditler ve şantajlarla Washington işbirlikçisi hükümetlerin sahnesine dönüştü. Son 12 ayda; Bolivya, Şili, Kolombiya, Ekvador ve Peru'da ABD ile işbirliği içerisindeki isimler iktidara geldi.
Haziran ayında Trump, Brezilya'da başkanlık seçimlerini "Amerika kıtasını yeniden harika yapma" projesindeki "bir sonraki büyük sınav" olarak nitelendirdi. Trump'ın brezilya için 'büyük sınav' demesi de boşa değil. Latin Amerika'nın en büyük ülkesi ve ekonomisi olan Brezilya, ABD'nin arka bahçe politikaları ve Çin ile girdiği yarışta kritik bir öneme sahip. Kendisi ve yönetimi seçimlerde, ABD ve Trump'a yakınlığıyla bilinen Brezilya'nın eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu, Flavio Bolsonaro'ya açıktan destek verdi. Ancak Brezilya seçimleri Trump yönetimi için hezimetle sonuçlandı. Lula’nın zaferi, Trump’ın yeniden göreve geldiğinden bu yana Latin Amerika’da yaşadığı ilk yenilgi olarak da kayıtlara geçti.
Washington, Brezilya’yı arka bahçesine katma emelleri için seçim sürecinde teknoloji şirketlerini de kullanmayı ihmal etmedi. ABD merkezli Meta, Lula da Silva’nın seçim kampanyası reklamlarına erişim engeli getirdi. Lula’ya uygulanan dijital ambargo, alenen dezenformasyon yayan Bolsonaro için söz konusu olmadı. Bolivya’da bir suikastten kurtulan Arjantinli siyasi danışman Fernando Cerimedo’nun eski partneri Nadia Beller, Cerimedo ve Eduardo Bolsonaro’nun (Başkan adayı Flavio’nun ABD’de yaşayan ve Brezilya’da hakkında tutuklama kararı olan kardeşi) ABD’de Meta ile bağlantılar kurarak Lula’yla ilişkili hesapların görünürlüğünü azaltmak için anlaştığını açıkladı.
Meta, Lula'nın reklam hesaplarını ilk tur oylamalara günler kala engelledi. Meta bunu kabul etti, ancak teknik sorunlar olduğunu ve bunun ideolojik olmadığını iddia etti. Üstelik Meta sadece Facebook demek de değil. Seçim sürecinde Instagram’da arama çubuğuna Lula daSilva’nın ismini yazdığınızda profili çıkmıyordu, ancak aynı şey rakibi Flávio Bolsonaro için geçerli değildi.
Son olarak, Lula da Silva’nın 3 milyondan fazla takipçisi olan WhatsApp kanalını kapattılar; oysa Flavio Bolsonaro’nun 1,4 milyon takipçisi olan kanalı, Lula’nın destekçilerinin ‘’uyuşturucu bağımlısı’’ gibi lanse edildiği yalan haberleri dolaşıma sokmasına rağmen herhangi bir engelle karşılaşmadı. Üstelik bu haberler sosyal medya hesaplarında binlerce bot hesap üzerinden de yaygınlaştırıldı.
Lula'nın zaferi
ABD ve işbirlikçilerinin bu ‘üstün’ çabası, Brezilya’da yükselen ‘egemenlik’ taleplerini yenmeye yetmedi. Brezilya’da devlet başkanlığı seçimini mevcut Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva kazandı. Oyların yüzde 51,77’sini alan Lula, ülkeyi dördüncü kez yönetme hakkı elde etti. Sandıkların yüzde 99,89’unun açıldığı verilere göre Lula geçerli oyların yüzde 51,77’sini, Özgürlük Partisi (PL) adayı Flavio Bolsonaro ise yüzde 48,23’ünü aldı.
Yaklaşık 64 milyon 168 bin oy alan Lula, bu sonuçla Brezilya’yı dördüncü kez yönetme hakkı kazandı. Yaklaşık 59 milyon 790 bin oy alan Bolsonaro ise seçim yarışını ikinci sırada tamamladı. Seçimi kaybeden sağcı aday Flavio Bolsonaro, sonuçları tanımadığını ve iptal başvurusunda bulunacağını açıkladı. Ulusal basında yer alan haberlere göre Bolsonaro, itirazına gerekçe olarak Federal Yüksek Mahkeme (STF) Yargıcı Cristiano Zanin’in oy verme süresini iki saat uzatma kararını gösterdi.
İlk turu ikinci sırada tamamlayan Lula, ikinci turda rakibini geride bırakarak tarihi bir geri dönüşe imza attı. Bu sonuç, 1964-1985 yılları arasındaki askeri diktatörlüğün sona ermesinin ardından demokrasiye geçilen dönemde, ilk turda ikinci sırada kalan bir adayın ikinci turda seçimi kazanması bakımından bir ilk oldu.
4 Ekim’de yapılan ilk turda Flavio Bolsonaro yüzde 47, Lula da Silva ise yüzde 45,1 oranında oy almıştı.
"Brezilya kimsenin arka bahçesi değildir ve olmayacaktır"
Seçim zaferinin ardından Sao Paulo kentindeki özel bir otelde seçmenlerine hitap eden Lula da Silva, bu görev süresinin ardından tekrardan aday olmayacağını belirtti. Lula da Silva, destekçilerine teşekkür ederek, "Tüm bunları size borçluyum. Brezilya demokrasisini kurtardı, seçimi dürüstlük, milliyetçilik ve demokrasi kazandı. Brezilya kimsenin arka bahçesi değildir ve olmayacaktır" dedi. Siyasi kariyerindeki bu dönüm noktasına değinen Lula da Silva, "Büyük bir gurur duyuyorum. Çünkü bu ülkede üniversite diploması olmadan dört kez demokratik yollarla seçilen tek devlet başkanıyım" diye konuştu.
Lula da Silva, eğitim alanındaki projelere devam edeceğini vurgulayarak, şunları söyledi: "Bu ülkede liseye kadar tam gün eğitimi yaygınlaştıracağız. Lise düzeyinde eğitim tasarruf teşviki programını genel kapsama alacağız ve üniversitede eğitim tasarruf teşviki programını hayata geçireceğiz. Amerikan yapay zekasına bağımlı olmak istemiyorum. Ülkede veri merkezleri kurmak için yenilenebilir enerji potansiyelimizden yararlanarak Brezilya'ya özgü bir yapay zeka geliştirmek istiyorum."
İklim değişikliğiyle mücadele ve Amazon Ormanları'nın korunmasına ilişkin verileri de paylaşan Lula da Silva, "Bu yıl, bu ülkede ormansızlaşmayı üst üste dört yıl boyunca azaltmayı başardığımız ilk yıl olacak" değerlendirmesinde bulundu.
Lula da Silva, dijital mecralarda işlenen suçlar ve teknoloji devlerinin seçimlere müdahalesi konusunda uyarıda bulunarak, "Dijital dünyada işlenen bir suçun gerçek hayattaki bir suçla aynı muameleyi görmesi gerektiği bilincine varamıyor olmamız kabul edilemez. Ülkemize vergi ödemeden milyonlarca dolar kazanan ve bu ülkedeki oyları ve seçim sonuçlarını yönlendirmeye çalışan devasa şirketlerin varlığına izin veremeyiz." diye konuştu.
Zorluklara rağmen sandık başına giden yaşlı seçmenlere de teşekkür eden Lula da Silva, "Bugün oy kullanabilmek için torunlarının kucağında taşınan birçok insanın görüntüsünü izledim. Hareket edemeyen, kanser hastası olan ya da başka hastalıklarla mücadele eden bu insanlar, her şeye rağmen gidip oylarını kullandılar" dedi.
Brezilya, ABD için neden kritik?
Güney Amerika’nın en büyük ekonomisi Brezilya, sahip olduğu doğal kaynaklar ve geniş iç pazarıyla küresel ekonominin önemli aktörlerinden biri. Uluslararası Para Fonu’nun Nisan 2026 tahminlerine göre ülkenin nominal gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık 2,64 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Ekonominin 2026’da yüzde 1,9 büyümesi öngörülüyor. Brezilya’nın stratejik önemini artıran unsurlar yalnızca ekonomik büyüklüğü değil. Ülke; petrol, demir cevheri, niyobyum, nikel, grafit ve nadir toprak elementleri gibi kaynakların yanı sıra dünyanın en büyük tarımsal üretim ve ihracat merkezlerinden biri. Bu kaynaklar, ABD açısından enerji arzının çeşitlendirilmesi, sanayi üretiminin sürdürülmesi ve Çin’e bağımlılığın azaltılması hedefleriyle doğrudan bağlantılı.
Brezilya’nın ulusal enerji araştırma kuruluşu EPE ve Ulusal Petrol Ajansı verilerine göre ülkenin petrol ve doğal gaz üretimi 2025’te günlük 4,897 milyon varil petrol eşdeğerine ulaştı. Bu, 2023’teki rekorun yüzde 12,7 üzerinde. Yalnızca petrol üretimi günlük ortalama 3,77 milyon varil olarak gerçekleşti. Bu veriler, Brezilya’yı küresel petrol piyasasında giderek daha önemli bir üretici ve ihracatçı haline getiriyor. ABD açısından Brezilya petrolü, küresel arzın çeşitlendirilmesi ve uluslararası piyasalardaki kesintilerin etkilerinin azaltılması bakımından önem taşıyor.
Brezilya’nın ABD açısından önemini artıran ikinci başlık, kritik mineraller. Elektrikli araç bataryaları, yarı iletkenler, savunma sanayisi, elektrik şebekeleri ve ileri teknoloji sistemleri bu minerallere ihtiyaç duyuyor. Brezilya, özellikle niyobyum üretimi ve rezervleri bakımından dünya çapında öne çıkarken nikel, grafit ve nadir toprak elementleri alanında da önemli potansiyele sahip.
Çin-Brezilya ilişkilerinde süreklilik ve Küresel Güney için yeni ivme
Çinli uzmanlara göre Lula da Silva’nın yeniden seçilmesi, Pekin ile Brasilia arasındaki ilişkileri güçlendirebilir. BRICS koordinasyonu, yeşil enerji, yapay zeka ve uzay teknolojileri iki ülke arasındaki işbirliğinin öne çıkan başlıkları arasında. Çinli uzmanlar, Lula’nın yeni döneminin iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğinin derinleşmesine, üst düzey diplomatik temasların sürmesine ve BRICS başta olmak üzere çok taraflı platformlardaki eşgüdümün güçlenmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
Çin Siyaset Bilimi ve Hukuk Üniversitesi Latin Amerika ve Karayipler Bölgesi Hukuk Merkezi Direktörü Pan Deng, Global Times’a yaptığı değerlendirmede Lula’nın yeniden seçilmesinin önümüzdeki dört yıl boyunca Çin-Brezilya ilişkilerine istikrar ve öngörülebilirlik sağlayacağını söyledi. Pan’a göre Lula’nın 2023’te Çin’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında iki ülke liderleri arasında oluşan siyasi uzlaşı ve devam eden üst düzey temaslar, karşılıklı güveni güçlendirerek ikili ilişkilere stratejik yön verdi.
Brezilya Kongresi’ndeki muhafazakâr ağırlığın işbirliğini sınırlayabileceğini belirten Pan, Çin ile ilişkilerin Brezilya siyasetinin farklı kesimlerinde geniş destek gördüğünü ve iç siyasi ayrışmalardan önemli ölçüde etkilenmesinin beklenmediğini ifade etti. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de 16 Eylül’de Pekin’de Brezilya Devlet Başkanı’nın Özel Danışmanı Celso Amorim ile görüştü. Xinhua’nın haberine göre Amorim, iki ülke liderleri arasında varılan uzlaşının uygulanması ve daha adil bir dünya ile daha sürdürülebilir bir gezegen hedefi doğrultusunda ortak geleceğe sahip bir Çin-Brezilya topluluğunun inşasına yeni boyutlar kazandırılması için Çin’le çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Ticarette rekor: 143,3 milyar dolar
Brezilya Kalkınma, Sanayi, Ticaret ve Hizmetler Bakanlığı verilerine göre Çin ile Brezilya arasındaki ticaret hacmi, 2026’nın ilk dokuz ayında 143,3 milyar dolara ulaşarak rekor kırdı. Brezilya’nın Çin’e ihracatı, Ocak-Eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 12 artarak 84,7 milyar dolara çıktı. Çin’den yapılan ithalat ise yüzde 9,9 artışla 58,6 milyar dolar oldu.
BRICS ve Küresel Güney’de ortak hareket
Lula’nın yeni döneminin yalnızca ikili ilişkilere değil, çok taraflı diplomasiye de süreklilik kazandırması bekleniyor. Çinli uzmanlara göre Lula yönetiminin stratejik özerklik ve halkın yaşam koşullarını iyileştirmeyi hedefleyen ekonomik kalkınma yaklaşımı, Çin’in kalkınma ve kapsayıcı uluslararası işbirliği hedefleriyle örtüşüyor.
Pan Deng, Çin ve Brezilya’nın Birleşmiş Milletler ve Dünya Ticaret Örgütü reformu, küresel borçların yeniden yapılandırılması ve uluslararası iklim müzakereleri gibi başlıklarda koordinasyonu sürdürebileceğini belirtti.
Pan’a göre iki ülke, gelişmekte olan ülkelerin uluslararası ekonomik ve teknolojik işbirliğine katılımını artıracak kapsayıcı projeler de geliştirebilir. Bu tür girişimlerin, gelişmekte olan ülkelerin küresel yönetişimdeki etkisini artırmaya katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
BRICS içindeki işbirliği de bu çerçevede önem taşıyor. Çin ve Brezilya’nın uluslararası kurumların reformu ve gelişmekte olan ekonomilerin karar alma süreçlerindeki temsilinin güçlendirilmesi konularında ortak tutum geliştirmesi, Küresel Güney’in uluslararası siyasetteki ağırlığını artırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
Latin Amerika’da değişen siyasi dengeler
Lula’nın zaferi, ABD işbirlikçisi siyasilerin son dönemde farklı Latin Amerika ülkelerinde elde ettiği seçim kazanımlarının ardından bölgesel siyasetin yönü açısından da dikkat çekti.
Latin Amerika'da birçok ülke ekonomik kriz ile boğuşurken Lula da Silva yönetimindeki Brezilya umut verici sonuçlar elde etti. ABD'nin tüm baskı ve ambargolarına rağmen Lula da Silva'nın görev süresi boyunca Brezilya'nın gayri safi yurtiçi hasılasındaki (GSYİH) yıllık büyüme ortalama olarak yüzde 3'ün biraz altında gerçekleşti ve beklentileri aştı.
2025 yılının sonuna gelindiğinde, işsizlik oranı yüzde 5,1'e gerileyerek ülke tarihinin en düşük seviyesine ulaşmıştı.
Haliyle Brezilyalı seçmenlerin tercihini, ABD baskılarının yarattığı enflasyon ve yoksulluk dahil ekonomik ve sosyal sorunlara verilen bir yanıt oldu. Yani halk, Lula'nın ekonomi karnesini ABD baskılarından bağımsız okumadı ve tercihini boyun eğmemekten yana kullandı.
Seçim sonucu, Latin Amerika ülkelerinin kendi ulusal koşullarına uygun kalkınma yolları izleyebileceği ve uluslararası ortaklıklarını çeşitlendirebileceği yönünde bir mesajı da barındırıyor. Uzmanlara göre sonuç, bölgede bağımsız karar alma ve dış müdahalelere karşı koyma yönündeki talepleri de yansıtıyor.



