Çin Devrimi tarihinde iki köprünün ve bu köprülerle bağlantılı gelişmelerin tarihi önemi vardır: Birincisi, 29 Mayıs 1935’te Çin Kızıl Ordusu’nun Uzun Yürüyüşü sırasında Sichuan’daki Luding Köprüsü Savaşı, ikincisi 7 Temmuz 1937’de Beijing yakınlarında Japon işgalcilere ilk kurşunun sıkıldığı ve Çin-Japonya savaşını tam ölçekli olarak başlatan Marco Polo Köprüsü Olayı. Bu iki savaş da Çin Devrimi’nin dönüm noktalarını oluşturmuş ve geleceğe açılan kapılar anlamına gelmiştir. Uzun Yürüyüş’ün Ekim ayındaki 90. yıldönümü kutlamalarına çok az bir zaman kala, Luding Köprüsü Savaşı’nın çeşitli anma etkinliği ve toplantılarda sıkça hatırlatılır olmasından hareketle, ben de bu hafta bu tarihi olaya yakından bakmak istedim.

Luding’i uçarcasına geçmek!

Çin devrim tarihinin en ünlü kahramanlık anlatılarından biri olan Luding Köprüsü Savaşı, Kızıl Ordu’nun Uzun Yürüyüş sırasında Sichuan’daki Dadu Nehri’ne ulaşmasından sonra yaşanıyor. Nehrin karşı kıyısında gerici Kuomintang kuvvetleri var. Nehir çok hızlı akıyor ve Kızıl Ordu askerlerini karşıya geçirecek kadar tekne mevcut değil. Tek çare, Qing döneminden kalma, demir zincirlerden oluşan asma köprüyü ele geçirmek. Köprüye ulaşan 120 kilometrelik yolu çok kısa sürede aşan yorgun Kızıl Ordu’nun 4. Alayı, köprünün ahşap döşemelerinin karşı taraftaki savunma kuvvetleri tarafından sökülmüş olduğunu ve sadece 13 demir zincirin sağlam kaldığını görüyor. 22 Kızıl Ordu askeri, demir zincirlere tutunarak köprüyü geçmeye başlıyor ve arkadan gelen diğerleri tahta döşemeleri yeniden yerleştiriyor. Kuomintang güçlerinin ateşi altında dört asker hayatını kaybediyor ama köprü geçiliyor ve nihayetinde Kızıl Ordu Dadu Nehri’ni aşabiliyor. Olay, “Luding Köprüsü’nü uçarcasına geçmek!” şeklinde anılmaya başlıyor.

Filmlere, senfonilere konu oldu

Savaş tarihindeki en önemli ve başarılı geri çekilişi harekâtlarından biri olan Uzun Yürüyüş sırasında Dadu Nehri, Kızıl Ordu açısından çok ciddi bir coğrafi ve askeri engel anlamına geliyordu ve köprünün ele geçirilmesi ordunun kuzeye doğru ilerlemesini mümkün kıldı. O dönemde Dadu Nehri ayrıca 1863’te Taiping Ayaklanması’nın önemli komutanlarından Shi Dakai’nin burada yenilgiye uğraması nedeniyle sembolik bir anlam da taşıyordu. Luding’in geçilmesi, Kızıl Ordu’nun aynı kaderi yaşamaması açısından önemliydi.

Çin’de resmi olarak Kızıl Ordu askerlerinin olağanüstü cesaretinin gerçek bir örneği olarak kabul gören, Çin devletinin tarihi miras listelerinde de yer bulan Luding Köprüsü, Uzun Yürüyüş’ün 90. yıldönümünde ziyaret edilen başlıca yerlerden biri konumunda. Özellikle Mao Zedong döneminde propaganda afişlerine, filmlere, resimlere ve ders kitaplarına konu edilen Luding Köprüsü Savaşı, bugün de Kızıl Ordu’nun imkânsızı başarma iradesinin görsel ve pedagojik sembollerinden biri halinde. 13 demir zincir üzerinde ölüme yürüyen askerler, hızlı, zorlu ve tehlikeli bir görevi başaran kahramanlar olarak Çin halkının yüreğinde yer bulmuş durumda. Askerlerin afiş ve resimlerde bireysel portrelerinden çok tek bir kolektif beden olarak gösterilmesi de dikkat çekici.

1959 yapımı, Uzun Yürüyüş’ü baştan sona anlatan ilk film olan “Binlerce Irmak, On Binlerce Dağ” (Wanshui Qianshan), devrimin kritik dönemeçlerinden biri olarak yansıtır Luding Köprüsü Savaşı’nı ve Dadu Nehri geçildikten sonra karla kaplı dağlar, yeşil çayırlar ve Yenan’daki buluşmaya kadar ilerler. Engel, fedakârlık, kahramanca saldırı, zafer ve Uzun Yürüyüş yolunun açılmasını anlatan film, Çin sinemasının eskimeyen örneklerindendir.

Son olarak, besteci Ding Shande’nin “Uzun Yürüyüş Senfonisi”de bir bölüme konu olan Luding Köprüsü Savaşı’nın 1961’de ders kitaplarına girdiğini ve yalnızca askeri tarih, devrim tarihi ve propaganda çalışmalarıyla sınırlı kalmayıp çocuk eğitiminin bir parçası haline gelmiş olduğunu da belirteyim.