Dünya siyasetinin merkezinin giderek daha fazla Avrasya’ya kaydığı bir dönemde Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Bişkek Zirvesi önemli bir eşiği geride bıraktı.

31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te gerçekleştirilen zirve, ŞİÖ’nün kuruluşunun 25. yılına denk gelmesi bakımından da ayrı bir anlam taşıyordu. Ancak asıl önemli olan, çeyrek asırlık birikimin bugün nasıl bir kurumsal kapasiteye dönüştüğü ve önümüzdeki dönemin hangi başlıklar üzerinden şekilleneceğinin ortaya konulmasıydı.

Bişkek'te kabul edilen deklarasyon ve sonuç belgeleri, ŞİÖ'nün çalışma alanlarının ne kadar genişlediğini ortaya koydu. Güvenlik ve terörle mücadeleden enerjiye, ulaştırmadan yapay zekâya, çevreden uyuşturucuyla mücadeleye kadar çok sayıda başlıkta ortaklık iradesi ortaya konuldu.

Bu tablo bize basit ama önemli bir gerçeği anlatıyor:

ŞİÖ artık yalnızca bölgesel güvenlik meselelerinin konuşulduğu bir örgüt değil; Avrasya'nın ekonomik, siyasi, teknolojik ve toplumsal geleceğinin tartışıldığı geniş bir işbirliği platformu.

Bişkek Zirvesi'nde Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in ortaya koyduğu vizyon da bu dönüşümün en dikkat çekici göstergelerinden biri oldu.

Xi Jinping'in dört mesajı

Xi Jinping, zirvede ŞİÖ'nün önündeki yeni döneme ilişkin dört başlıklı bir öneri sundu.

İlk mesajı kalkınmanın önceliklendirilmesiydi.

Xi, ŞİÖ ülkelerinin daha yüksek kaliteli bir kalkınma anlayışı doğrultusunda işbirliğini güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşım, örgütün yalnızca güvenlik meseleleriyle sınırlı kalmaması açısından önemli.

Zira Avrasya'nın geleceğini belirleyecek temel meselelerden biri, bölge ülkelerinin sahip olduğu büyük ekonomik potansiyelin nasıl ortak bir refaha dönüştürüleceği.

Çin'in ŞİÖ'yü yüksek kaliteli kalkınma açısından öncelikli bir işbirliği alanı olarak görmesi, örgütün ekonomik boyutunun önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğine işaret ediyor.

Xi'nin ikinci mesajı ortak, kapsamlı, işbirliğine dayalı ve sürdürülebilir güvenlik anlayışıydı.

Bu yaklaşım, güvenliği yalnızca askerî güçle açıklamayan daha geniş bir perspektife dayanıyor. Terörizm, sınır aşan suçlar, uyuşturucu kaçakçılığı, siber tehditler ve diğer yeni güvenlik sorunları ancak ülkelerin birlikte hareket etmesiyle yönetilebilir.

Xi bu çerçevede ŞİÖ'nün güvenlik kapasitesini güçlendirmesi ve örgütün dört güvenlik merkezinin mümkün olan en kısa sürede faaliyete geçirilmesi çağrısında bulundu.

Üçüncü mesaj ise küresel yönetişimin daha adil ve hakkaniyetli hale getirilmesiydi.

Bu, ŞİÖ'nün yalnızca kendi coğrafyasına ilişkin bir işbirliği mekanizması olmadığını, küresel meselelerde de daha fazla söz sahibi olma iddiasını gösteriyor.

Bugünün dünyasında ekonomik gücün, nüfusun ve üretim kapasitesinin farklı merkezlere yayılması, uluslararası karar alma mekanizmalarının da bu yeni gerçekliğe uyum sağlamasını zorunlu kılıyor.

Xi'nin mesajında çok taraflılığın, daha adil bir küresel yönetişim anlayışının ve ülkelerin eşitlik temelinde işbirliğinin öne çıkarılması bu bakımdan dikkat çekici.

Dördüncü başlık ise iyi komşuluk ve dostluğa dayalı ortak bir ev inşa etmek.

Bu ifade, ŞİÖ'nün yalnızca devletlerarası ilişkilerden ibaret görülmediğini gösteriyor. Xi'nin gençler arasındaki değişim, kültürel etkileşim ve halklar arasındaki bağların güçlendirilmesine verdiği önem de bu yaklaşımın parçası. Çin'in önümüzdeki beş yıl içerisinde ŞİÖ ülkelerinden bin genci ağırlama önerisi bunun somut örneklerinden biri.

Bu dört başlık aslında ŞİÖ'nün gelecekte nasıl bir örgüt olmak istediğini özetliyor:

Kalkınan, güvenli, birbirine bağlı ve ortak bir gelecek duygusuna sahip bir Avrasya.

Avrasya kendi hikâyesini yazıyor

ŞİÖ'nün önemini anlamak için haritaya bakmak yeterli.

Çin, Rusya, Hindistan, İran, Pakistan ve Orta Asya ülkelerini aynı çatı altında buluşturan örgüt; dünyanın en geniş coğrafi alanlarından birinde ekonomik ve siyasi işbirliği imkanlarını artırıyor.

Üstelik ŞİÖ'nün değeri yalnızca üye ülkelerin ekonomik veya demografik büyüklüklerinden kaynaklanmıyor.

Asıl değer, birbirinden farklı siyasi sistemlere, ekonomik yapılara ve dış politika önceliklerine sahip ülkelerin ortak meselelerde birlikte hareket edebilme imkânında yatıyor.

Bugünün dünyasında hiçbir ülke güvenlik, enerji, ulaştırma, gıda, teknoloji veya iklim değişikliği gibi meseleleri tek başına yönetemiyor.

ŞİÖ tam da bu ihtiyaçtan doğan bir işbirliği alanı oluşturuyor.

Bu nedenle örgütün yükselişini yalnızca güç dengeleri üzerinden okumak yerine, Avrasya ülkelerinin ortak sorunlarına ortak çözümler üretme kapasitesinin gelişmesi olarak değerlendirmek gerekiyor.

Güvenlik anlayışı değişiyor

Bişkek Zirvesi'nin önemli mesajlarından biri güvenliğin artık yalnızca askerî bir kavram olmadığıydı.

Terörizm, sınır aşan organize suçlar, uyuşturucu kaçakçılığı, siber tehditler ve radikalleşme gibi sorunlar ülkelerin güvenliğini doğrudan etkiliyor.

Bu kapsamda ŞİÖ'nün güvenlik alanındaki kurumsal mekanizmalarının güçlendirilmesi önemli.

Xi Jinping'in ortak ve sürdürülebilir güvenlik anlayışına yaptığı vurgu da bu çerçevede okunmalı.

Burada önemli olan nokta şu:

ŞİÖ güvenliği yalnızca askerî güç üzerinden değil, toplumların huzuru, sınırların güvenliği, ekonomik istikrar ve yeni nesil tehditlere karşı ortak kapasite üzerinden de ele alıyor.

Öyle görülüyor ki bu yaklaşım önümüzdeki dönemde daha da önem kazanacak.

Ekonomi ve ulaştırma: ŞİÖ'nün gerçek potansiyeli

ŞİÖ açısından önümüzdeki dönemin en büyük fırsatlarından biri ekonomik işbirliği.

Avrasya'nın bugün karşı karşıya olduğu en büyük avantajlardan biri, dünyanın en önemli üretim merkezleri ile enerji kaynaklarının ve tüketim pazarlarının aynı coğrafyada bulunması.

Çin'in üretim kapasitesi, Orta Asya'nın enerji ve doğal kaynakları, Rusya'nın enerji gücü, Hindistan'ın devasa pazarı, İran'ın stratejik konumu ve Pakistan'ın denizlere açılan bağlantıları düşünüldüğünde ortaya olağanüstü bir ekonomik potansiyel çıkıyor.

Bu potansiyelin hayata geçmesi ise ulaştırma koridorlarının güçlendirilmesine bağlı. Demiryolları, kara yolları, limanlar, lojistik merkezleri ve enerji hatları yalnızca ekonomik altyapılar değildir. Bunlar aynı zamanda ülkeleri birbirine bağlayan stratejik damarlardır.

Xi'nin kalkınmayı ŞİÖ gündeminin merkezine yerleştirmesi de tam burada anlam kazanıyor. Yüksek kaliteli kalkınma, yalnızca daha fazla üretim anlamına gelmiyor; ülkeler arasındaki bağlantıların, ticaretin, yatırımın ve teknolojik işbirliğinin güçlendirilmesini de gerektiriyor.

Teknolojide yeni bir ortaklık alanı

Dünyanın geleceğini belirleyecek bir diğer alan ise teknoloji.

Yapay zekâ, dijital ekonomi, veri güvenliği, siber güvenlik ve yeni nesil enerji teknolojileri artık devletlerin ekonomik gücünün temel unsurları haline geliyor. ŞİÖ'nün bu alanları gündemine alması, örgütün çağın değişen ihtiyaçlarına uyum sağladığını gösteriyor.

Önümüzdeki dönemde ŞİÖ ülkelerinin teknoloji alanında ortak araştırma, yatırım ve uygulama mekanizmaları oluşturması, örgütün ekonomik kapasitesini önemli ölçüde artırabilir.

Burada çok daha büyük bir fırsat var.

Avrasya ülkeleri sadece hammadde ve enerji ticareti yapan ülkeler olmak yerine, teknoloji üreten, veri altyapıları geliştiren ve yüksek katma değerli ekonomiler oluşturan bir işbirliği alanı yaratabilir.

ŞİÖ'nün önündeki asıl sıçrama alanlarından biri belki de tam olarak burasıdır.

Çok taraflılığın Avrasya'daki adresi

Bişkek Zirvesi'nin bir başka önemli sonucu da çok taraflılığın güçlenmesi. ŞİÖ içerisinde farklı ülkelerin farklı öncelikleri bulunuyor. Bu durum doğru yönetildiğinde aslında önemli bir avantaj.

Çünkü gerçek diplomasi, herkesin aynı düşündüğü masalarda değil, farklı düşünen ülkelerin ortak çıkar alanları oluşturabildiği masalarda değer kazanır. ŞİÖ'nün 25 yıllık deneyimi, bu açıdan önemli bir birikim oluşturmuş durumda. Xi Jinping'in daha adil bir küresel yönetişim çağrısı da aslında bu perspektifi tamamlıyor.

Dünya ekonomisinin ve siyasi ağırlık merkezlerinin değiştiği bir dönemde, uluslararası kurumların da bu değişime cevap vermesi gerekiyor. ŞİÖ'nün burada oynayabileceği rol küçümsenmemeli.

Türkiye için yeni fırsatlar

Bişkek Zirvesi Türkiye açısından da dikkatle okunması gereken mesajlar içeriyor.

Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla Avrupa ile Asya arasındaki en önemli bağlantı noktalarından biri. Bu konum, ŞİÖ'nün ulaştırma ve enerji alanındaki açılımlarıyla birleştiğinde Ankara için önemli fırsatlar doğurabilir. Türkiye'nin ŞİÖ ile ilişkilerini geliştirme isteği de bu nedenle yalnızca siyasi bir tercih olarak görülmemeli. Bu aynı zamanda ticaret yollarının, enerji bağlantılarının ve ekonomik ortaklıkların çeşitlendirilmesi açısından stratejik bir imkân.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye'nin ŞİÖ ile ilişkilerini daha ileri taşıma ve tam üyeliği değerlendirme konusunda yaptığı açıklamalar da Ankara'nın örgüte verdiği önemin arttığını gösteriyor.

ŞİÖ’nün Ankara'nın önüne yeni bir ekonomik ve diplomatik alan açtığı bir gerçek.

Şanghay ruhundan yeni bir Avrasya vizyonuna

Bişkek Zirvesi'nin belki de en önemli tarafı, ŞİÖ'nün geçmişte ne olduğundan çok, bundan sonra ne olabileceğini göstermesi.

Xi Jinping'in dört başlıklı önerisi bu açıdan bir yol haritası niteliğinde:

Kalkınma. Güvenlik. Daha adil küresel yönetişim. Halklar arasında dostluk ve dayanışma.

Bu dört başlık, örgütün yalnızca bugünün sorunlarına cevap aramadığını; önümüzdeki dönemin dünyasına ilişkin bir vizyon geliştirdiğini gösteriyor.

Önümüzdeki dönemde ŞİÖ'nün başarısını belirleyecek üç temel alan bulunuyor.

Birincisi, ekonomik entegrasyon: Üye ülkeler arasındaki ticaretin, yatırımların ve ulaştırma bağlantılarının geliştirilmesi ŞİÖ'nün ekonomik ağırlığını daha da artırabilir.

İkincisi, teknolojik işbirliği: Yapay zekâdan dijital güvenliğe kadar yeni teknolojilerde ortak projeler geliştirilmesi, örgütün geleceğe dönük kapasitesini güçlendirebilir.

Üçüncüsü, güvenlik işbirliği: Terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı, organize suçlar ve sınır aşan tehditlere karşı ortak mekanizmaların güçlendirilmesi, ŞİÖ'nün bölgesel istikrar açısından rolünü artırabilir.

Bunlar gerçekleştiği ölçüde ŞİÖ'nün uluslararası ağırlığı da artacaktır.

Yeni yüzyılın Avrasya'sı

Bişkek'te ortaya çıkan tablo, aslında çok daha büyük bir dönüşümün parçası.

Avrasya artık yalnızca dünya haritasının ortasındaki geniş bir coğrafya değil. Üretimin, enerjinin, ticaretin, ulaştırmanın ve teknolojinin kesiştiği bir merkez haline geliyor. ŞİÖ de bu dönüşümün en önemli kurumsal araçlarından biri.

Örgütün 25 yıllık geçmişi, bundan sonraki dönem için önemli bir tecrübe biriktirmiş durumda. Şimdi önündeki görev, bu birikimi somut ekonomik projelere, güvenlik mekanizmalarına, teknolojik ortaklıklara ve halklar arasındaki daha güçlü bağlara dönüştürmek.

Bişkek Zirvesi bu bakımdan yalnızca bir zirve değildi.

Avrasya'nın kendi potansiyelini kendi kurumları ve kendi işbirliği mekanizmaları üzerinden değerlendirme iradesinin güçlü bir göstergesiydi.

Xi Jinping'in zirvede ortaya koyduğu vizyon da bu iradeyi daha geniş bir çerçeveye oturtuyor: daha yüksek kaliteli kalkınma, daha güçlü güvenlik, daha adil küresel yönetişim ve ülkeler arasında daha sağlam dostluk ilişkileri.

Dünya siyasetinde yeni dönemin en önemli özelliği, farklı bölgelerin ve medeniyet havzalarının kendi ihtiyaçları doğrultusunda daha fazla işbirliği arayışına girmesi olacak. ŞİÖ de bu yeni dönemin en önemli platformlarından biri olmaya aday.

Ve belki de Bişkek'in dünyaya verdiği en önemli mesaj tam olarak buydu:

Geleceğin Avrasya'sı yalnızca kaynaklarıyla değil, işbirliği kapasitesiyle de dünyanın ağırlık merkezlerinden biri olacak. ŞİÖ'nün önündeki fırsat ise bu büyük potansiyeli kalıcı bir refah, güvenlik ve kalkınma alanına dönüştürmek.

Çeyrek asırlık yolculuktan sonra şimdi sıra, Şanghay ruhunu daha güçlü bir Avrasya işbirliğine dönüştürmekte.