1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren Çin Halk Cumhuriyeti Etnik Dayanışma ve İlerlemeyi Teşvik Kanunu, hem Çin’de hem de uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Yasa ilerlemeyi destekleyen, etnik dayanışmayı güçlendiren önemli bir hukuki adım olarak değerlendirirken, bazı batılı ülkeler ile medya kuruluşları yasaya yönelik çeşitli eleştiriler dile getirdi. Peki, bu yasa neden hazırlandı ve Çin bu eleştirilere nasıl yanıt veriyor?

Uzun soluklu ve planlı hazırlık

Resmî belgeler ve yasama sürecine yakından baktığımızda sistematik bir hazırlık takvimi öne çıkıyor. Süreç, Ağustos 2023'te Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi'nin yasama planını onaylamasıyla başladı. Temmuz 2024'te gerçekleştirilen 20. Merkez Komitesi 3. Genel Kurulu Toplantısı'nda temel çerçeve netleştirildi. Ardından taslak, Ağustos 2025'te Çin Cumhurbaşkanı, aynı zamanda ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri Xi Jinping'in başkanlığında toplanan Siyasi Büro tarafından değerlendirildi. Tasarı, Eylül ve Aralık 2025'te 14. Ulusal Halk Meclisi Daimi Komitesi'nde iki kez müzakere edildi. Son aşamada ise 12 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen 14. Ulusal Halk Meclisi 4. Oturumu'nda yüksek oy oranıyla kabul edilerek 71 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yürürlüğe girdi.

Bu kronoloji, yasanın alelacele hazırlanmadığını; uzun istişarelerin, kapsamlı değerlendirmelerin ve kurumsal uzlaşının ürünü olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Yedi bölüm ve 65 maddeden oluşan metin, etnik çalışmalar alanında bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı temel yasal düzenlemelerden biri niteliğini taşıyor.

Birlik, aidiyet ve ortak refah

Yasayı ayrıntılı biçimde okuduğunuzda, temel hedefin "Çin Ulusunun Ortak Bilinci"ni güçlendirmek olduğunu görüyorsunuz. Aynı zamanda tüm etnik grupların ortak kalkınma sürecine birlikte katılması ve ortaya çıkan refahtan eşit biçimde yararlanması amaçlanıyor.

Bu nedenle yasa yalnızca yasaklar getiren bir metin değil; teşvik edici hükümleri de bünyesinde barındırıyor. Etnik eşitlik, birlik ve ortak kalkınma ilkeleri üzerine inşa edilen düzenleme, dört temel ilişkinin dengeli biçimde yönetilmesini öngörüyor:

- Ortak özellikler ile farklılıkların dengesi, (Yani, tüm etnik grupları birleştiren ortak değerler ile her grubun kendine özgü kültürel özelliklerinin birlikte gözetilmesi)

- Çin ulusunun ortak kimliği ile etnik kimliklerin ilişkisi,

- Çin ulusal kültürü ile farklı etnik kültürlerin birlikte gelişimi,

- Maddi kalkınma ile manevi gelişimin eş zamanlı ilerlemesi.

Yasanın ruhunu belki de en güzel şekilde "Ne mutlu Çinliyim diyene" cümlesi özetliyor. Düzenleme, ülkedeki 56 etnik grubu "Çin Ulusu" ortak paydasında buluşturmayı; ortak kader, ortak sorumluluk ve ortak gelecek bilinci oluşturmayı hedefliyor. Bunun yanında, tüm vatandaşların Çin tarzı modernleşme sürecine eşit katılımını güvence altına almayı ve ortak aidiyet duygusunu hukuki koruma altına almayı amaçlıyor.

Kapsamlı hukuki çerçeve

Yasanın yalnızca özerk bölgeler için hazırlanmadığı, ülke genelinde uygulanacak kapsamlı bir düzenleme olduğu aşikar. Yasa, ortak ulusal dil olan Putonghua'nın kullanımını teşvik ederken, azınlık dillerinin öğrenilmesi ve kullanılmasını hukuki güvence altına alıyor. Aynı zamanda, etnik ayrımcılığı ve nefret söylemini yasaklıyor, farklı etnik gruplar arasında kültürel etkileşim, karşılıklı öğrenme ve toplumsal bütünleşmeyi destekleyen mekanizmalar oluşturuyor. Böylece ortak ulusal kimlik ile etnik çeşitliliğin birlikte gelişmesi hedefleniyor.

Düzenlemenin önemli bir diğer ayağı ise kalkınma. Yasa, doğu-batı iş birliği güçlendirilmesini, azınlık etnik bölgelerde altyapı ve sanayi yatırımlarının artırılmasını ve bu bölgelerin ulusal pazara daha güçlü biçimde entegre edilmesini öngörüyor. Böylece ortak kalkınma ve ortak refahın hukuki zeminde desteklenmesi amaçlanıyor.

Yasanın hukuki açıdan en önemli yönlerinden biri, etnik çalışmalar alanındaki temel mevzuat eksikliğini gidermesi ve kapsamlı bir hukuk sistemi oluşturması. Güvenlik açısından ise etnik gerilimleri önlemeyi, dış müdahaleleri engellemeyi ve özellikle sınır bölgelerinde uzun vadeli istikrarı korumayı hedeflediği görülüyor.

Batı’nın eleştirileri ve Çin’in yanıtı

Yasanın dikkat çeken hükümlerinden biri de savcılık makamlarına etnik birliği zedeleyen fiiller konusunda kamu yararına dava açma yetkisinin verilmesi. Bu düzenleme, etnik dayanışmayı yalnızca siyasi bir hedef olmaktan çıkararak doğrudan hukuki yaptırımlarla desteklenen bir ilkeye dönüştürüyor.

Bazı batılı ülkeler ve medya kuruluşları düzenlemeyi, “asimilasyon”, “azınlık dillerinin zayıflatılması” ve "yargı yetkisinin sınır aşırı kullanımı" gibi gerekçelerle eleştiriyor.

Çin ise bu iddiaların yasanın içeriğini yansıtmadığını savunuyor. Çünkü kanunun ilgili maddeleri, ortak ulusal dilin kullanımını teşvik ederken azınlık dillerinin öğrenilmesini ve kullanılmasını da hukuki güvence altına alıyor; kültürel mirasın korunmasını devletin sorumlulukları arasında sayıyor. Aynı zamanda etnik dayanışmayı zedeleyen yasa dışı faaliyetlere yönelik hükümler, Çin'e göre ulusal egemenlik ve kamu düzenini korumaya yönelik uluslararası hukukta yaygın biçimde görülen uygulamalardan farklı değil.

Çinli yetkililer, eleştirilere kalkınma verileriyle de yanıt veriyor. 2012-2025 döneminde beş özerk bölgenin toplam gayrisafi yurtiçi hasılası 3,25 trilyon yuandan 8,66 trilyon yuana yükselmesi, 420 yoksul ilçenin yoksulluktan çıkarılması, azınlık bölgelerinde eğitimin ve kültürel mirasın korunmasına yönelik yatırımların genişletilmesi, Çin’in etnik politikalarının temel hedefinin “ortak kalkınma ve ortak refah” olduğunu ortaya koyan göstergeler olarak sunuluyor.

Çin Halk Cumhuriyeti Etnik Dayanışma ve İlerlemeyi Teşvik Kanunu, yalnızca yeni bir hukuki düzenleme değil, Çin’in etnik yönetişim anlayışını sistematik hale getiren kapsamlı bir çerçeve niteliği taşıyor. Yasa ortak ulusal kimliği güçlendirmeyi, tüm etnik grupların kalkınma sürecine eşit katılımını güvence altına almayı ve bu hedefleri hukuki zemine oturtmayı amaçlıyor.

Batı'nın eleştirileri ile Çin'in yaklaşımı arasındaki fark, yalnızca bu yasaya ilişkin bir hukuk tartışması değil, egemenlik, ulusal bütünlük ve kalkınma modeli konularındaki farklı yaklaşımların yansıması olarak görülüyor.

Çin yönetimi, 56 etnik grubu ortak bir ulusal kimlik etrafında buluşturmayı ve ortak kalkınmayı uzun vadeli devlet stratejisinin temel unsurlarından biri hâline getirmeyi amaçlıyor. Bu yasanın başarısının nihai ölçütünün de hukuki tartışmalardan ziyade toplumsal istikrar, ekonomik gelişme ve farklı etnik grupların ortak refah düzeyi olacağını savunuyor.