Berrak Güngör
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, “İran konusunu ağırdan aldıklarını” söyledi. Hâlbuki savaşın başından bu yana sürdürdüğü aceleci tavırları, Trump’ın bu konuyu hiçbir zaman “uzatmak istemediğini” gösteriyordu. “Düşman” dediği İran’ı hafife alan Trump’ın düşük maliyetli bir operasyonla rejim değişikliği arayışı, Tahran’ın elindeki kartları masaya sürmesiyle son buldu. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü ve füze kapasitesi, Washington’ın savaşı kısa sürede bitirme hesabını bozdu. Şimdiyse Oval Ofis’te iki karabasanın ayak sesleri duyuluyor; ABD’nin tükenen mühimmatları ve savaşın artan maliyeti.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, İran ile savaşın ABD’ye maliyetini 37 milyar dolar olarak açıkladı. Üstelik bu dudak uçuklatan meblağ savaşı sürdürmek için yeterli değil; Pentagon bunun için 87 milyar dolar daha bütçe arayışında. Eğer Savunma Bakanlığı beklediği bütçeyi elde edebilirse bunun 67 milyar dolarını Ortadoğu’daki operasyonlara ayıracak.
“Önce Amerika” politikasıyla muhafazakâr oyları toplayan Trump’ın okyanus ötesi harcamaları, ABD kamuoyunda rahatsızlık yaratıyor. Ayrıca ABD sadece para harcamıyor; savaşta tükettiği kritik mühimmatı aynı hızda yerine koyamıyor. Bu da demek oluyor ki 3 Kasım’da ara seçimlerde çanlar adeta Trump yönetimi için çalacak.
Işığı kısa sürede sönen yıldız: PrSM
ABD ordu envanterinin kritik parçaları PrSM (Precision Strike Missile) ve Army Tactical Missile Systems (ATACMS) füzelerinin eriyen stoğu ülke içinde endişe yarattı. Çünkü ABD, Reuters’a konuşan üç kaynağa göre bu füzelerin neredeyse tamamını 5’inci ayındaki İran Savaşı’nda tüketti. Yaklaşık 300 kilometre (km) menzilli karadan karaya balistik füze olan ATACMS, HIMARS ve M270 sistemlerinden ateşlenebiliyor. PrSM ise ATACMS'ın yerini alması planlanan daha yeni nesil füze. Menzili 500 km'nin üzerinde ve yine HIMARS/M270 üzerinden fırlatılabiliyor.
PrSM ilk kez, Mart ayında ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü Operation Epic Fury (Destansı Öfke Operasyonu) kapsamında gerçekleşti. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper, PrSM’nin sahadaki ilk kullanımı sonrası yaptığı açıklamada, füzenin Amerikan ordusuna “benzersiz bir derin taarruz kapasitesi” sağladığını söyledi. İran’a karşı psikolojik üstünlük mesajı veren bu açıklamanın arkasında ise Washington’ın başka bir sorunu vardı: kritik mühimmat stoğu.
PrSM'nin problemi, ABD'nin savaşa zaten son derece sınırlı bir stokla girmiş olmasıydı. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), Nisan 2026'da yayımladığı raporda ABD'nin savaş öncesi PrSM envanterini yaklaşık 90 füze olarak tahmin etti. Kuruma göre ABD, İran savaşının ilk 39 gününde bu füzelerin yaklaşık 40 ila 70'ini kullandı. Dolayısıyla savaş sonrasında stoğun yalnızca yüzde 20 ila 50 civarında kalmış olabileceği hesaplanıyor. Bu füzelerin her biri neredeyse 1 milyon dolara mal oluyor.
Lockheed Martin yetişemiyor
ABD’nin ordusunun tek sorunu ATACMS ya da PrSM değil. CSIS’e göre ABD; Patriot hava savunma sistemi ve THAAD bataryaları nedeniyle epey sıkışmış durumda. CSIS, savaş öncesinde ABD'nin Patriot envanterini yaklaşık 2 bin 330 füze olarak hesaplamıştı. Savaşın ilk zamanlarında tahmini 1060 ila 1430 Patriot kullanıldı. Söz konusu sayı; savaş öncesi stokun yaklaşık yüzde 45 ile yüzde 61'ine denk geliyor. Temmuz sonunda CSIS, ABD'nin elinde binin altında Patriot kaldığını raporladı. Reuters da 4 Ağustos’ta Patriot stoklarının yaklaşık yüzde 65'inin kullanıldığını yazdı. Patriot'un önemi; balistik füzelere ve seyir füzelerine karşı hava savunmasının temel unsurlarından biri olması. Patriotlar, uçakları, balistik füzeleri, seyir füzelerini ve bazı insansız hava araçlarını tespit edip imha etmek amacıyla kullanılır. Sistem özellikle kritik askeri bölgeleri, şehirleri ve stratejik tesisleri korumak için konuşlandırılır.Bir Patriot füzesinin üretim maliyeti yaklaşık 4 milyon dolar. Daha önemlisi, ABD'nin Patriot üretim kapasitesi yılda yaklaşık 600 füze. Bu da ayda 50 füzeye denk geliyor. Lockheed Martin üretimi artırmaya çalışsa da ABD’nin tüketim hızına şu an için erişilemiyor.
ABD ordusunun karşı karşıya olduğu daha kritik sorunlardan biri ise THAAD önleyicileri. CSIS’in hesaplamalarına göre savaş öncesinde ABD’nin elinde yaklaşık 452 THAAD önleyicisi bulunuyordu. Savaşın ilk döneminde bunların 232 ila 262’si kullanıldı ve Temmuz sonunda stok 230’lara geriledi. CNN’in 4 Ağustos’ta aktardığı tahmin ise savaş öncesindeki yaklaşık 450 THAAD önleyicisinin yüzde 80’e yakınının tüketildiği yönünde. Balistik füzeleri yüksek irtifada önlemek için kullanılan THAAD’ın iyi bir alternatifi bulunmuyor. ABD’nin yalnızca 8 THAAD bataryası bulunurken, Ağustos 2023’ten bu yana yeni önleyici teslimi de yapılmadı. Yeni teslimatların Nisan 2027’de başlaması bekleniyor. Lockheed Martin üretimi yılda 96’dan 400 önleyiciye çıkarmayı planlıyor ancak bu artış bile mevcut açığın kısa sürede kapanmasına yetmeyecek gibi görünüyor.
Stoklar erimeye İran ile başlamadı
Üstelik ABD’nin mühimmat stoklarındaki erime İran savaşıyla başlamadı. Washington, Rusya-Ukrayna Savaşı boyunca kendi stoklarından da Ukrayna’ya kritik mühimmat gönderdi. CSIS’e göre savaşın başından bu yana Ukrayna’ya yaklaşık 600 Patriot önleyicisi gönderildi. Bunların tamamı ABD depolarından karşılanmasa da Ukrayna’ya yapılan yardımlar, ABD’nin zaten sınırlı olan üretim ve stok kapasitesi üzerindeki baskıyı artırdı. İran savaşıyla birlikte Washington şimdi aynı anda hem kendi stoklarını yenilemek hem Ukrayna’nın hava savunma ihtiyacını karşılamak hem de Patriot kullanan müttefiklerin taleplerini karşılamak zorunda. CSIS, bu nedenle Patriot, THAAD ve PrSM gibi sistemlerde azalan stokların yalnızca ABD için değil, Ukrayna ve diğer müttefikler için de bir tedarik sorununa dönüştüğüne dikkat çekiyor.
Sorunun asıl kritik tarafı ise para değil, zaman. Pentagon bugün milyarlarca dolar ayırsa bile tüketilen mühimmatları kısa sürede yerine koyamıyor. CSIS’e göre Patriot ve THAAD’ın savaş öncesi stok seviyelerine dönmesi en az üç yıl sürecek. PrSM’nin ise birkaç ay ile bir yıl arasında sürebilir.
Bunun nedeni, ABD savunma sanayisinin Soğuk Savaş sonrasında yüksek yoğunluklu ve uzun süreli bir savaşa yetecek üretim kapasitesini korumamış olması. Değişen ihtiyaçlar ve stratejiler nedeniyle düşürülen stoklar ve sınırlı üretim kapasitesi, Ukrayna’ya yapılan yardımlarla zaten görünür hale gelmişti; İran savaşı ise aynı anda çok daha fazla mühimmat tüketerek açığı büyüttü. Washington’ın sorunu yalnızca “daha fazla para harcamak” değil Patriot ve THAAD gibi kritik sistemlerde tüketilen mühimmatın yerine konabilmesinin zorluğu. Yani Pentagon bugün milyarlarca dolar harcasa bile savaşta kullanılan bir füzeyi ertesi gün yeniden depoya koyamıyor. ABD'nin anlattığı başarı hikayeleri Vietnam'da, Irak'ta olduğu gibi İran'da da tutmuyor.




