Çinli bir arkadaşım, “Eğer bir gün yeryüzünde yaşayan tüm Çinliler akşam yemeğini evlerinin dışında yemeye karar verirse, dünyadaki Çin lokantalarında hepsinin oturabileceği kadar sandalye mevcuttur!” demişti.

Çin özellikle 19. yüzyıldan itibaren dünyaya yoğun göç veren bir ülke ve dünyanın hemen her büyük kentinde bir Çin mahallesi, çok sayıda çarşı pazar, onlarca Çin lokantası ve binlerce Çinli var. Gerek başka bir ülkenin vatandaşı olmuş Çin kökenliler, gerekse Çin vatandaşlığını koruyan ve yurtdışında yaşayan Çinliler olmak üzere Çin diasporasının yaklaşık 60 milyon kişiden oluştuğu tahmin ediliyor. Diasporadaki Çinliler apayrı bir dünya oluşturuyor ve öteden beri Çin yönetimlerinin ilgisini çekiyor.

Denizaşırı Çinlilerle çalışma stratejisi

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in 28 Temmuz’da yaptığı, yurtdışındaki Çinlilerin, denizaşırı Çin kökenlilerin ve ülkeye geri dönmüş Çinlilerin gücünün, “Çin’in güçlü bir ülke haline gelmesi ve Çin ulusunun yeniden dirilişi hedefi” doğrultusunda daha etkin biçimde seferber edilmesi çağrısı da bu ilginin son örneklerinden biri. Beijing’de düzenlenen iki günlük “Ulusal Yurtdışı Çinliler Çalışmaları Konferansı”nda konuşma yapan Xi, aslında yeni bir politika ilanından çok, kendi döneminde giderek önem kazanan “Denizaşırı Çinlilerle Çalışma” (Qiaowu) stratejisini yeniden vurgulamış oldu.

Yurtdışındaki Çinlilerin kalplerinin ve güçlerinin birleştirilmesini, Çin modernleşmesine katkılarının artırılmasını, Çin’in teknolojik ve ekonomik kalkınmasına destek verilmesini, özellikle Taiwan meselesi başta olmak üzere Çin’in ulusal birliğine katkı sunulmasını, Çin kültürünün dünyaya yayılmasında daha aktif rol üstlenilmesini içeren çağrı, görüldüğü gibi yalnızca ekonomik değil, kültürel, diplomatik ve siyasal boyutlar da içeriyor. “Qiaowu Sistemi” adı verilen bu anlayış, dünyadaki yaklaşık 60 milyon Çinliyi yalnızca diaspora olarak değil, aynı zamanda ulusal kalkınmanın stratejik bir kaynağı olarak görüyor ve çalışmalar bir “çatı” altında yürütülüyor. Bu çatıyı oluşturan kurumlar ise Çin Komünist Partisi Birleşik Cephe Çalışma Dairesi, Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı bünyesindeki ilgili komisyonlar, yerel yönetimlerin denizaşırı Çinliler ofisleri, dünya çapındaki Çinli iş insanları dernekleri, Çinli öğrenci ve akademisyen birlikleri, Çin kültür merkezleri ve Konfüçyüs Enstitüleri olarak sıralanıyor. 2018’de Devlet Konseyi’nin Yurtdışı Çinliler Ofisi’nin görevlerinin büyük ölçüde Birleşik Cephe Çalışma Dairesi’ne devredilmesinin, konunun ÇKP tarafından daha merkezi biçimde ele alındığını gösterdiği belirtiliyor.

Teknoloji transferi ve sermaye yatırımları

Peki Çin yurtdışında yaşayan Çinlilere neden büyük önem veriyor?

Nedenler arasında öncelik teknoloji transferi ve sermaye yatırımlarında… Yapay zekâ, yarı iletkenler, biyoteknoloji, kuantum teknolojisi alanlarında çalışan Çin kökenli bilim insanlarının Çin’le ortak projeler geliştirmeleri ve Çin üniversiteleriyle ortak laboratuvarlar kurmaları teşvik ediliyor. Öte yandan 1980’lerden itibaren Hong Kong, Taiwan, Singapur, Güneydoğu Asya kökenli Çinli iş insanlarının reform döneminin büyük yatırımcıları olduğu düşünülürse, bugün de ileri teknoloji girişimleri için diasporanın önemli bir sermaye kaynağı olarak görülmesi gayet doğal. Ayrıca kültürel etki de önemli rol oynuyor ve yurtdışındaki Çin toplumlarının Çince eğitimin yaygınlaşmasını, Çin kültür festivallerini, geleneksel bayramları, kültürel mirasın korunmasını gerçekleştirmesi için destek veriliyor. Ve ayrıca Çin diasporasının, bulundukları ülkelerde Çin hakkında daha olumlu bir kamuoyu oluşmasına katkıda bulunması amaçlanıyor. Xi’nin son açıklamasında “ulusal yeniden birleşme” vurgusunun yer alması da Taiwan meselesinin bu çalışmaların önemli parçası olmaya devam ettiğini gösteriyor.

Mao, Deng ve Xi dönemleri

Kuşkusuz Xi Jinping öncesinde de Çin’in yurtdışı Çinlilere yönelik politikaları söz konusuydu. Mao Zedong döneminde ideolojik ve devrimci öncelikler ağır bastığı, dünyanın dört yanına yayılmış Çinlilerin devrimi ve ÇKP’yi yüceltmesinin amaçlandığı çalışmalar yürürlükteydi. Deng Xiaoping döneminde daha pragmatik, ekonomik kalkınmayı önceleyen ve diasporayı Çin’in modernleşmesinin bir parçası olarak gören anlayış benimsenmişti. Xi Jinping döneminde ise bu çalışmalar, ÇKP’nin doğrudan liderliğinin güçlendirilmesi, diasporanın “Çin ulusunun yeniden dirilişi” vizyonunun bir parçası olarak tanımlanması ve bilim, teknoloji, yüksek katma değerli sektörlerde yurtdışındaki Çinli uzmanlarla bağ kurmaya daha fazla öncelik verilmesi bakımından daha belirgin hale geldi. Kısacası Mao döneminde yurtdışındaki Çinliler esas olarak devrim ve dış politika perspektifinden değerlendirilirken, Deng döneminde Çin’in modernleşmesinin stratejik ortakları olarak yeniden keşfedildiler. Xi ise bu ekonomik yaklaşımı koruyup, onu kültürel, teknolojik ve jeopolitik hedeflerle bütünleştirerek daha kapsamlı bir diaspora stratejisine dönüştürdü.

Dolayısıyla Xi’nin 28 Temmuz’daki çağrısı, yalnızca yurtdışındaki Çinlilere yönelik sembolik bir sesleniş değil, uzun vadeli kalkınma ve uluslararası etki stratejisinin önemli bir unsurunun yeniden teyit edilmesi niteliğinde değerlendirilmeli. Diaspora Çinlilerinin Çin’in yeni uzun yürüyüşünde giderek daha etkin roller üstleneceği anlaşılıyor.