Beijing’de 30-31 Ekim’de düzenlenen Çin Eğitim Fuarı, Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin kamuoyunda pek konuşulmayan ama giderek önem kazanan bir alanını gündeme taşıdı. Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Türkiye Ulusal Ajansı’nın organizasyonuyla kurulan Türkiye pavilyonunda 52 üniversite ve iki kamu kurumu yer aldı; Türk yükseköğretim kurumları, Çin’de ilk kez “Study in Türkiye” markası altında ortak tanıtım yaptı. Ajans Başkanı İlker Astarcı’nın aktardığına göre Beijing, Türkiye’nin bu yıl Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi, Orlando ve İskoçya’dan sonra katıldığı dördüncü büyük fuar oldu; yani Çin’e yönelik ilgi, ortaklıkları çeşitlendirmeyi hedefleyen daha geniş bir uluslararasılaşma stratejisinin içinde ilerliyor. Bu çerçevede asıl soru, Çin’in bu stratejide neden giderek daha fazla yer tuttuğu.

Fuarda atılan adımlar

Türk üniversitelerinin fuardaki temasları bu ilginin somut örneklerini sunuyor. Hacettepe Üniversitesi ile Kuzey Çin Elektrik Enerjisi Üniversitesi arasında imzalanan mutabakat zaptı enerji ve mühendislik alanlarında ortak araştırma ile akademik değişimi kapsıyor; Ondokuz Mayıs Üniversitesi ise Qiqihar Tıp Üniversitesi ile sağlık bilimleri ve tıp eğitiminde ortak çalışmalar geliştirmek üzere iş birliği protokolü imzaladı. Rektör Fatma Aydın’ın ifadesiyle fuarların temel amacı akademik hareketlilik; öğrenci ve akademisyen hareketliliği, iş birliğinin ilk basamağını oluşturuyor.

Yıldız Teknik Üniversitesi ise bu ilişkilerin yeni olmadığını da gösteriyor. Rektör Eyüp Debik, üniversitenin Çin’de halihazırda beş üniversiteyle iş birliği yürüttüğünü, fuarda ise Shanghai Jiaotong Üniversitesi ile yapay zekâ altyapısını, Doğu Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile öğrenci ve öğretim üyesi değişimini, Beijing Normal Üniversitesi ile ortak projeleri görüştüklerini, bu üç kurumla çift diploma konusunda da istişare yaptıklarını anlattı. Görüşmeler arasında Tsinghua Üniversitesi ile ortak projeler ve Harbin Teknoloji Enstitüsü ile akademik ve öğrenci değişimi de yer alıyor. Nitekim bu temaslarda iş birliği, öğrencilerin bir dönem başka bir ülkede okumasıyla sınırlı kalmıyor; ortak araştırma, teknoloji geliştirme ve bilimsel bilginin uygulamaya aktarılması da giderek daha fazla ağırlık kazanıyor.

Neden Çin?

İlk neden, Çin üniversitelerinin küresel akademideki ağırlığının artması ve bu yükselişin artık birkaç seçkin kurumla sınırlı kalmaması. ShanghaiRanking’in 2026 Dünya Üniversiteleri Akademik Sıralaması’nda (ARWU) Çin anakarası’ndan 16 üniversite ilk 100’e girdi; bu sayı geçen yıl 13, on yıl önce ise yalnızca ikiydi. Times Higher Education’ın 2027 sıralamasında Çin anakarasının ilk 200’deki kurum sayısı 13’ten 17’ye çıktı, U.S. News’in 2026-2027 değerlendirmesinde ise Tsinghua dünya altıncılığına yerleşti. Araştırma göstergeleri de aynı yönde: Nature Index’in 2026 Research Leaders sıralamasında, 2025 yılı katkıları esas alındığında, akademik kurumlarda ilk 10’un dokuzu Çinli üniversite; Zhejiang Üniversitesi ise Harvard’ı geçerek zirveye yerleşti. Elbette ölçütler farklı, bilimsel yayın performansını doğrudan eğitim kalitesiyle eşitlemek de doğru değil; yine de güçlü laboratuvarlar, gelişmiş altyapı ve akademik araştırmayla sanayi arasındaki yakın bağ, özellikle yapay zekâ, yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar, ileri malzeme, biyoteknoloji ve uzay alanlarında Çin’i cazip bir ortak haline getiriyor.

İkinci neden, Türkiye’nin kendi yükseköğretim hedefleri. Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mustafa Özdil’e göre fuar hem akademik iş birliği imkânlarını güçlendirmek hem de uluslararası öğrencileri Türkiye’ye yönlendirmek açısından önem taşıyor; Astarcı da Türk öğrencilerin Çin’de, Çinli öğrencilerin Türkiye’de lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde eğitim görebilmesi için yeni fırsatlar umduklarını söylüyor. Fuar, resmî söylemde Yeniden Asya Girişimi ve diplomatik ilişkilerin 55. yılıyla birlikte anılıyor.

Ortak zemin nerede kuruluyor?

Yakınlaşma yalnızca Türkiye’nin ilgisinden kaynaklanmıyor. Çinli üniversiteler de Türkiye’yle yeni akademik ortaklıklar kurmak istiyor. Nitekim Beijing’deki fuardan hemen önce, 17-21 Ekim 2026’da, Nantong Üniversitesi’nin de aralarında bulunduğu 18 Çin üniversitesinin temsilcileri Türkiye ve Yunanistan’daki “Study in China” eğitim etkinliklerine katıldı. Nantong Üniversitesi heyeti, İstanbul Teknik Üniversitesi yönetimiyle öğrenci ve akademisyen değişimini, ortak bilimsel araştırmaları ve eğitim alanındaki iş birliğini görüştü. Çin’in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin de Nisan 2026’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi ziyaretinde iki ülke arasındaki iş birliğinin büyük potansiyel taşıdığını vurgulamıştı. Türkiye, yükseköğretim kapasitesi ve uluslararası bağlantılarıyla Çinli üniversiteler için de önemli bir ortak olma potansiyeli taşıyor.

Türkiye ile Çin arasında gelişen akademik ilişkiler, öğrenci hareketliliğinin artırılması açısından da önemli fırsatlar sunuyor. 2025 yılı verilerine göre Çin’de 1.058 Türk üniversite öğrencisi eğitim görüyor ve bunların 104’ü Çin hükümetinin sağladığı burslardan yararlanıyor. YÖK’ün 2024-2025 öğretim yılı verilerine göre ise Türkiye’de öğrenim gören Çinli üniversite öğrencilerinin sayısı 1.032. Bu rakamlar, iki ülke arasındaki öğrenci hareketliliğinin gelişmeye açık olduğunu gösteriyor. Karşılıklı burs olanaklarının genişletilmesi, diploma denkliği ve dil konularında atılacak adımlar, öğrencilerin önündeki seçenekleri artırırken üniversiteler arasındaki iş birliğine de yeni bir ivme kazandırabilir.

Protokollerden ortak projelere

Beijing'deki eğitim fuarında atılan adımlar, Türkiye ile Çin arasındaki akademik ilişkilerin geleceği için umut verici bir başlangıç. Çin üniversitelerinin bilimsel kapasitesiyle Türk üniversitelerinin akademik birikiminin buluşması, eğitimden teknolojiye uzanan geniş bir ortak çalışma alanı açıyor. Eğitimden bilimsel araştırmalara, teknoloji geliştirmeden akademik değişim programlarına uzanan bu iş birlikleri, Türkiye ile Çin arasındaki ilişkileri güçlendirirken uluslararası bilim dünyasında da yeni ortak çalışmaların önünü açabilir.