Batılı ekonomistlerin ve dünya medyasının kuşkulu yaklaşımları ve itirazlarına rağmen Çin 2021’de, Dünya Bankası’nın belirlediği ölçütler çerçevesinde aşırı yoksulluğu tamamen ortadan kaldırdığını açıklamıştı. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping 25 Şubat 2021’de yaptığı konuşmada geçen sekiz yılda kırsal bölgelerde yaklaşık 100 milyon kişinin aşırı yoksulluk seviyesinden kurtarıldığını belirtmiş ve aşırı yoksulluğun kökünün kazındığını duyurmuştu. 1978 yılında Deng Xiaoping öncülüğünde başlatılan “Reform ve Dışa Açılma Politikaları” kapsamında devletin genel yönlendirmesi ve yerel düzeyde serbest piyasa ekonomisi dinamiklerinin harekete geçtiği sürecin ve devamının bir sonucuydu bu durum. Devlet planlaması ile serbest piyasanın bir arada işletilmesi, yabancı yatırımların çekilmesi ve kırsal kalkınmanın teşvik edilmesi en nihayetinde meyvesini vermişti.

Çin’in geniş yıllara yayılan yoksullukla mücadele kampanyasının temel ölçütlerinden biri “İki Güvence Üç Garanti” formülüydü. Özellikle 2010’lu yıllarda sürdürülen mücadele programının merkezinde yer alan kırsalda aşırı yoksulluğun ortadan kaldırılması hedefinin ana göstergesiydi bu formül.

“İki Güvence”, yoksul kırsal nüfusun yiyecek ve giyecek sıkıntısı çekmemesi anlamına geliyor. Yani temel beslenme ve giyim ihtiyaçlarının sürekli olarak karşılanması hedefleniyor.

“Üç Garanti” ise zorunlu eğitime erişimin sağlanması, temel sağlık hizmetlerinin güvence altına alınması ve güvenli konutlarda yaşamanın sağlanmasının garanti edilmesi demek. Çinli yetkililer zaman zaman güvenli içme suyunu da bu hedeflerin tamamlayıcı unsuru olarak formül kapsamına alıyor.

Temel kamu hizmetlerine erişim

İlk olarak Çin’in 2011-2020 kırsal yoksullukla mücadele planı çerçevesinde dile getirilen, daha sonra Xi Jinping döneminde yoksulluğu ortadan kaldırma kampanyasının ana sloganlarından biri haline gelen “İki Güvence Üç Garanti”, bir bölgenin veya hanenin yoksulluktan çıkmış sayılabilmesi için yalnızca gelir düzeyine bakılmaması gerektiğini, diğer güvence ve garantilerin de yerine getirilmiş olmasını ifade ediyor. Çin’in yoksulluğu yalnızca gelir eksikliği olarak değil, eğitim, sağlık ve barınma gibi temel kamu hizmetlerine erişim sorunu olarak da tanımladığını gösteren bu formül, Xi Jinping beş yıl önce kırsal aşırı yoksulluğun tamamen ortadan kaldırıldığını söylediğinde temel başarı kriteri olarak dikkat çekmişti.

Kısaca, aç ve çıplak kalmama ile eğitim, sağlık ve güvenli konut hakkının güvence altına alınması olarak özetlenebilecek “İki Güvence Üç Garanti”, şimdilerde örneğin İngiltere merkezli “Financial Times”ın “Çin yoksulluğu gerçekten sona erdirdi mi?” başlıklı makalesindeki gibi karalama çabalarına da konu oluyor. Geçen ay yayımlanan makale, Çin’in yoksulluğu “yok etmediğini”, sadece “azalttığını” iddia ediyor ve üstelik bu durumun sürdürülebilir olmadığını ve gerçeklerle örtüşmediğini ileri sürüyor. Batı medyasının sıklıkla kullandığı anti-Çin yaklaşımın tipik örneği olan” makale, sansasyonel başlığı, cımbızlanmış örnekleri, kışkırtıcı anlatıları ve yanıltıcı bilgileriyle “İki Güvence Üç Garanti”den bihaber durumda ve bu yönüyle Çin’de yoğun eleştiriler aldı.

FT’nin kuşkularını doğrulama çabası

Maddi durumlarının halen zor olduğunu belirten birkaç köylüyle yapılan röportajlara dayanan “Financial Times”, Çin’in kullandığı yoksulluk sınırının uluslararası orta ülkelerin standartlarına göre oldukça düşük olduğu iddiasında. Yazara göre resmi olarak yoksulluktan çıkmış sayılan bazı insanlar hâlâ ciddi maddi sıkıntılar içinde yaşıyor ve yoksullukla mücadele kampanyasının önemli bir ayağı olan kırsal nüfusun yeni yerleşim bölgelerine taşınması çoğu zaman kalıcı gelir yaratmamış durumda. Anlayacağınız Batı’nın temel yaklaşımı tümüyle “gelir”den ibaret ve “İki Güvence Üç Garanti”den söz bile edilmemekte. Çin’in geniş ölçekli ve ulusal verileri yerine Çin’in en yoksul bölgelerinden biri olan Guizhou’daki birkaç köylünün duygusal anlatımlarını önemseyen “Financial Times”, Çin’in yoksullukla mücadele başarısına kuşkuyla yaklaşmanın ve bu kuşkuyu doğrulayacak birkaç anlatı aramanın örneğini ortaya koymuş durumda.

Kaldı ki Çin hiçbir zaman tüm yoksulluk biçimlerinin ortadan kaldırıldığını iddia etmedi, yanlıca “aşırı yoksulluğu” sona erdirdiğini vurguladı. Bazı Çinli akademisyenler de FT’nin gelişmiş ülkelerde de bulunan göreli yoksulluğu aşırı yoksullukla karıştırdığı düşüncesinde. Anlayacağınız, Çin aşırı yoksulluğu ortadan kaldırdı ve genel olarak yoksullukla mücadele çalışmaları adım adım sürüyor.