Küresel Ayakizi Ağı (Global Footprint Network:GFN) adlı kuruluş her yıl DLAG: Dünya Limit Aşım Günü’nü (Earth Overshoot Day: EOD) hesaplıyor. Bu hesaplanan gün dünyanın biyolojik kapasitesinin insanlığın ekolojik ayak izini karşılayabilmesinde sınır olarak kabul ediliyor. Yılın sonraki diliminde ise insanlık limit aşılmış bir dünyada gelecekten çalarak / yiyerek yaşıyor.
2005’ten bu yana doğanın gelecek yılından çalma / yeme miktarımız artmaya başladı: 2005’de 1 Eylül olan DLAG yirmi yıl sonra geçen yıl eşdeyişle 2025’de 1 Ağustos . 2026’da bunu 30 Temmuz’a geri çekmeyi becerdik!
Kaynakları tüketmede olimpiyat ilkelerini uygulama performansımız oldukça iyi! Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü takılıyoruz. Acaba ‘Daha Toplumu (The More Society)’ sarmalında battıkça battığımızın ayırdına varabilme olanaklı mı? Yoksa akıl tutulması salgını mı var içinde olduğumuz bu Antroposen denilen çağda. Antroposen yerine İsveçli ekolojist Andreas Malm ve Jason W. Moore gibi düşünürlerin adlandırmasıyla Kapitalosen mi desek? Bu yaklaşım gezegeni tehdit eden yıkımın insanlığın ortak suçu olmadığını, kapitalist üretim biçimi ve sermaye birikimi tarafından biçimlendirildiğini savlar. J. Lovelock’ın görüşüne göre de Novasen çağındayız! Novasen (Novacene), Antroposen'den sonra başlayacak olan yeni jeolojik çağ ve süper zekâ dönemi olarak tanımlanmaktadır. Lovelock'un "Novacene: The Advent of Superintelligence" adlı kitabında tanımladığı bu kavram, insan çağının sona erdiğini ve yeryüzünde yaşamın geleceğini yapay zekâ ve siborgların şekillendireceğini savunur (Ayrıntılı bilgi için Lovelock’ın Türkçe’ye çevrilen Novasen kitabına bakabilirsiniz.
DLAG hesabına göre, insanlık şu anda doğayı, Dünya'nın ekosistemlerinin kendini yenileme hızından %73 daha hızlı tüketmektedir; bu aşım, 1,75 adet Dünya kullanmaya eşdeğerdir. Bu, insanlık tarihindeki en yüksek küresel aşım düzeyidir. Bu düzeyde bir aşırı kullanım, doğal sermayenin tüketilebilmesi sayesinde olanaklı olmaktadır. Söz konusu tüketim, uzun vadeli kaynak güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Bunun sonuçları; ormansızlaşma, toprak erozyonu, biyoçeşitlilik yitimi ve atmosferde CO₂ birikimi şeklinde kendini göstermekte; bu durum da daha sık görülen aşırı hava olaylarına ve gıda üretiminin azalmasına yol açmaktadır.
Nazım Hikmet’in söylemiyle büyük insanlık (yüzde 99) sorumlu değil bu işten! Esas sorumlu mendeburlar şu yüzde 1 denilen pek mutlu (o da tartışmalı ya!) azınlık! Onların kapitalizm havuzunda bitmek tükenmek bilmeyen ‘haz’ odaklı tüketme ve tükettirme dünyası! Hazzın tam olması için hız da gerekiyor! H2 oluyor yani! Dünya ekosistemi acaba oksijensiz hidrojen bombası (H2) ile nereye gider? Malûm! Oysa oksijen de olsa ve H2O olsa yani su demek istiyorum, elbette bilirsiniz su hayattır!
Resim: Dünya Limit Aşım Günü

Dünya Limit Aşım Günü (DLAG) hesaplamasında kullanılan formül gayet basit aslında! Şöyle ki:
DLAG = ((Dünyanın Biyokapasitesi / İnsanlığın Ekolojik Ayakizi) x 365)
Dünya Limit Aşım Günü kavramı, ilk kez Birleşik Krallık’taki düşünce kuruluşu Yeni Ekonomi Vakfı’ndan (New Economics Foundation) Andrew Simms tarafından gündeme getirildi. Simms GFN ile 2006’da işbirliği yaparak ilk kez DLAG çalışmasını kamuoyuna sundu. 2007 yılında çalışma ekibine dünyanın en geniş koruma örgütü (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) WWF da katıldı.
GFN DLAG hesaplamasında aynı muhasebedeki bir gelir-gider tablosu mantığı ile çalışıyor. Nüfusun ekosistemden talep ederek yaptığı harcamalar talep (giderler) yanında; ekosistemin kaynakları ve ekosistem hizmetleri diğer yanda yani arz (gelirler) yanında! Arz yanında özne olarak bir ülkenin (ya da bir kentin) biyokapasitesi ölçülüyor. Bu biyokapasitede biyolojik olarak üretken araziler ve deniz alanları – ormanlık alanlar, otlaklıklar, tarım alanları, balıkçılık alanları, oluşturulmuş araziler dahil – hesaba katılıyor. Talep yanında, yani ekolojik ayak izinde nüfusun şunlara talebi ölçülüyor: tesis bazlı gıda ve lifli ürünler, kümes hayvanları ve balık ürünleri, sırlanmış (glaze edilmiş) gıdalar, kereste ve orman ürünleri, kentsel altyapı için alan, fosil yakıtlardan çıkan karbondioksit emisyonlarını soğuracak ormanlık alan. Her iki yandaki ölçüler küresel hektar (küresel olarak karşılaştırılabilir, dünya ortalama verimliliğiyle standardize edilmiş hektar) olarak ifade ediliyor. Bir hektar yaklaşık 10 bin metrekare veya 2.47 dönüm! Her ülkenin ya da kentin ekolojik ayak izi onun biyokapasitesiyle kıyaslanıyor. Eğer talep arzdan fazla ise bu bölge ekolojik açık veriyor demektir. Ekolojik açık veren bölgenin bu açığı ithalat ile kapatmaya çalışacağı ya da çalıştığı açıktır.
Dünya ölçeğinde düşünüldüğünde ekolojik açık ve dünya limit aşım günü aynı şeydir. Gezegene ithalat henüz yapılmadığı için! Uzay ekonomisi konusundaki olanaklar meselesini ayrıca tartışmak gerekir, onu şimdilik bir yana koyalım!
Ekolojik Ayak İzi ve biyokapasite hesaplamalarında kullanılan veriler, BM kuruluşları ve bunlarla ilişkili örgütler tarafından sağlanmaktadır. Bu veri setleri düzenli olarak güncellendiğinden, geçmiş sonuçlar da zaman zaman gözdengeçirlmektedir. Bu yılki en önemli değişiklik, okyanusların karbonu soğurma kapasitesine ilişkin yukarı yönlü bir gözden geçirme olmuş. Bu durum, diğer bazı küçük ayarlamalarla birlikte, Dünya Limit Aşım Günü'nün 2025 yılına dair tahmine kıyasla sekiz gün daha ileri bir tarihe kaymasını sağlamış. Bu kayma, limit aşımında gerçekleşen fiili bir azalmayı değil, güncellenen verileri yansıtmaktadır. Aynı zamanda, gerçek dünyadaki eğilimler ters yönde seyretmiş. Geçtiğimiz yıl, insanlığın ekolojik ayak izi ile gezegenin biyokapasitesi arasındaki uçurum daha da büyümüş ve bu durum, Dünya Limit Aşım Günü'nün iki gün erkene çekilmesine yol açmış. 2026 yılındaki Dünya Limit Aşım Günü, şimdiye dek kaydedilen en yüksek ekolojik limit aşımı düzeyini temsil etmektedir.
Küresel ekolojik aşım durumunun 1970'lerin başında başlamasından bu yana, yıllık açıklar birikerek giderek büyüyen bir ekolojik borca dönüşmüştür. Bu borç, günümüzde Dünya'nın tam biyolojik üretkenliğinin 20,6 yıllık karşılığına denk gelmektedir. Başka bir deyişle, eğer ekolojik aşım durumu tamamen geri döndürülebilir olsaydı, kaybedilen dengeyi yeniden sağlamak için gezegenin tam yenilenme kapasitesinin 20,6 yılına ihtiyaç duyulurdu. Ne var ki, söz konusu ekolojik borcun tamamının geri döndürülebilmesi pek olası değildir.
Eğer aşım mevcut seviyesinde devam ederse, bu borç her yıl yaklaşık 0,73 gezegen-yılı oranında artacaktır. Bu birikimli aşımın ölçülebilir sonuçlarından biri, atmosferdeki CO₂ seviyelerinin yükselmesidir: NOAA tahminlerine göre, küresel aşımın başladığı 1972 yılından bu yana atmosferdeki sera gazı konsantrasyonları, CO₂ eşdeğeri olarak milyonda 367 birim (ppm) seviyesinden 2026 yılında 547 ppm seviyesine çıkmıştır.
Global Footprint Network Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Lewis Akenji, “Yol açtığımız ekolojik tahribatın sınırlarını zorluyoruz; artık 21. yüzyılın dörtte biri geride kaldı ve şu andan itibaren yeni bir zarar vermeyi bıraksak bile, gezegene en az 20 yıllık bir ekolojik iyileşme süreci borçluyuz. Eğer bu gezegene hâlâ ‘evimiz’ demek istiyorsak, yaşanan bu aşırı tüketim düzeyi; ortak geleceğimiz adına, uyum ve zararı hafifletme konularında, bugüne dek yaptığımız tüm tarihsel yatırımları gölgede bırakacak çapta bir kararlılık ve iddia gerektiriyor,” değerlendirmesinde bulunuyor.
Global Footprint Network Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mathis Wackernagel şöyle belirtiyor: "Fiziğin doğası gereği, kapasite aşımı sonsuza dek süremez. Bu durum ya bilinçli bir planlamayla ya da üzerimize yıkılan bir felaketle sona erecektir. Özellikle bu denli çok seçenek varken, hangisinin tercih edilmesi gerektiğine karar vermek pek de zor olmasa gerek."
Dünya Limit Aşım Günü’ne ait 1972-2026 grafiği tablosuna baktığımızda görüyoruz ki yaklaşık yarım yüzyıl önce dünya kaynaklarının bir yılda tüketebileceğimiz kısmıyla yetiniyorduk. 2026’ya geldiğimizde bize 1 dünya yetmiyor, 1,73 dünya gerekiyor artık. Ama bu aşındırmada George Orwell’in Hayvanlar Çiftliği’nde olduğu gibi domuzlar daha ‘eşit’! Örneğin ABD için 5 dünya gerekiyor, ama BRIC’e bakalım: Rusya için 3.8; Çin için 2,5; Brezilya için 1.7; Hindistan için 0.7 dünya gerekiyor.

Grafiğe bakıldığında özellikle neoliberalizm rüzgârının dünyada (Reagenizm-Thatcherizm ve dahi Özalizm şeytan üçgeninde yoğun olarak) estirilmeye başlandığı vahşi kapitalizm sürecinde eğim aşırı hızlanmış! Bunun nedeni o mendebur yüzde 1; ama bu durum onların fıtratlarında var! Haydi Soner Olgun’dan bir şarkıyı haykıralım: ‘Herşey değişmeli, herşey..’ Eh yani sistem değişmeli, iklim değil!
Ülkelere göre limit aşım günü
Bu konuda her ülkenin başarısı ya da başarısızlığı farklı elbette. Bu bağlamda hesaplamada her ülkenin Dünya Limit Aşım Günü farklı çıkıyor. Meraklısı ayrıntılı bilgi için şu bağlantıya ulaşabilir:
https://data.footprintnetwork.org/#/
Yazımıza eklediğimiz şekilde bu haritada her ülke için ak koyun kara koyun gözüküyor. Galiba bu haritanın şerefine müziğinden bir parça dinlemek kaçınılmaz oldu.
2026 yılındaki skorlar da belli oldu:
Biyokapasitesinin ekolojik ayakizini aşma yüzdesi en yüksek (biyokapasite fazlası olan) ülkeler:
Gabon (%663), Kongo (%562), Bolivya (%383), Merkezi Afrika Cumhuriyeti (%381), Paraguay (%274), Brezilya (%273)…bu çizelgede Venezuela (%49) ve Rusya’yı (%24) da analım.
Biyokapasitesinin ekolojik ayakizinin altında kalma yüzdesi en yüksek (biyokapasite açığı olan) ülkeler:
Singapur (%34.000), Barbados (%2.600), İsrail (%1.900), Bahreyn (%1.500), Katar (%1.500) ve bu çizelgede Çin (%400), Türkiye’yi (%120) ve ABD’yi (%110) de belirtelim.
DLAG olarak bakalım şimdi de:
Kısaca en hızlı (kötü) mahşerin en hızlı atlılarına bakalım: Katar (4 Şubat), Lüksemburg (17 Şubat), Singapur (23 Şubat)……veee ABD (13 Mart).
Bir de en yavaşlara (en iyilere) bakalım: Honduras (27 Kasım), Kamboçya (25 Kasım), Ekvator (12 Kasım).
Honduras’ın ulusal marşının başlığı ‘Bayrağın Gökyüzünün Görkemidir’ şeklinde olup, içindeki dizelerden biri de ‘Ambleminde, kükreyen bir deniz dalgalarıyla koruma gibi’ şeklindedir, ne rastlantı ama!
Bir de Ekvator’dan pasillo videosu dinleyelim: https://yandex.com.tr/video/preview/15931874088517560794
BRIC’e bakalım: Brezilya 14 Ağustos, Rusya 28 Mart, Hindistan (DLAG yok!) ve Çin ise 27 Mayıs! Kim daha ileri, ABD’mi yoksa Rusya ve Çin mi?
Çin'e yakınsak bakış
Bu bakışı ABD ile kıyaslamalı yapalım.
|
ABD |
ÇİN |
DÜNYA (ORTALAMA) |
|
|
Biyokapasitesi (kişi başı küresel hektar) BK |
3,7 |
0,7 |
1,5 |
|
Tüketimin ekolojik ayakizi (kişi başı küresel hektar): TEA |
7,5 |
3,7 |
2,6 |
|
Aradaki fark |
-3,8 |
-3,0 |
-1,1 |
|
Kaç Dünya gerekli? |
5 |
2,5 |
1,73 |
Çin’in gelişimine yıllara göre de bakalım: Çin’in TEA’sı bir önceki rapora göre (2,9’dan 3,0’a minimal bir yükseliş ile) yaklaşık stabil kalmış gözüküyor.
Ya Türkiye?
Ya Türkiye? 6 Haziran’da yani yılın yarısı tam bitmeden yıllık ekolojik ayak izimiz ile yıllık biyokapasitemizi tüketmiş olduk. Gel de Tevfik Fikret’in ‘Yiyin efendiler yiyin’ şiirini anma! Bu ne iştah bu ne çılgınlık gök tengri? Biz bu hale nasıl düştük? Orhan Veli’nin şiirindeki ‘güzel havalar’ misali neoliberalizmin tüketerek varolma sarhoşluğu yani Erich Fromm’un deyişiyle ‘olmak yerine sahip olma’nın dayanılmaz hafifliği! Ülkemiz her konuda olduğu gibi bu konuda da açık veren bir ülke konumunda. 1967’de (0,7 küresel hektar) ekolojik fazla verirken 1980’de durum değişmiş. O tarihten bu yana neoliberal kapitalist sisteme ülkemizi otomatik pilota bağlar gibi bağlamamızla ekolojik açık vermeye başlamışız. Giderek ekolojik açık büyümüş!
Şimdi son raporda ise ülkemizin ekolojik açık derecesi – % 120. Ülkemizin Biyokapasitesi (kişi başı küresel hektar) 1,5, Tüketimin ekolojik ayakizi (kişi başı küresel hektar) 3,5. Aradaki fark : - 2,0 yani eksideyiz! Bu hesaba göre Türkiye’ye yılda (3,5 / 1,5) = 2,33 Türkiye gerekli.

Ülkemiz bu hale Turgut Özal ile başlayan neoliberal iktidarlar ile devam eden süreçte gelmiş. Şimdi külahları önümüze koyup düşünme zamanı! Hem de şu şarkının gereği ile : Moğollar Bişey Yapmalı (bkz. https://www.youtube.com /watch? v=8vPphK-Lvq4)
Çözüm
Elbette, pek çok çözüm yolu mevcut. Dünya Limit Aşım Günü tarihini (#MoveTheDate) doğru yönde değiştirecek seçenekler halihazırda var ve bunların birçoğu ekonomik açıdan da avantajlı. Şehirler, Enerji, Gıda, Nüfus ve Gezegen olmak üzere beş temel alanda fırsatlar bulunuyor. Küresel Ayakizi Ağı’nın "Power of Possibility" (Olasılıkların Gücü) bülteninde, Dünya Limit Aşım Günü tarihini değiştirebilecek ölçeklenebilir çözümler sunulmuş. Örneğin, fosil yakıtlardan kaynaklanan CO2 emisyonlarının %50 oranında azaltılması, bu tarihi üç ay ileriye taşıyacaktır.
Bazı işletmeler büyürken halihazırda #MoveTheDate (Tarihi İleri Taşıma) yönünde, yani doğru istikamette adımlar atıyor. Bu işletmeler, iklim değişikliğinin ve kaynak kısıtlarının arttığı öngörülebilir bir gelecekte değer kazanmak adına avantajlı bir konumdalar; zira hem onlara duyulan ihtiyaç artacak hem de kendileri ekolojik sınırlarla karşılaşmayacaklar. Kendini "yenileyici" (regenerative) veya "döngüsel" (circular) olarak tanımlayan her işletme, küresel kaynak aşımını gerçekten azalttığını kanıtlayabilmelidir; aksi takdirde kullandıkları bu tanımlama yanıltıcı olacaktır.
“Ending overshoot is essential. It is also possible, given human creativity,” comments Dr. Jane Muncke, board member of Global Footprint Network.
Global Footprint Network Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Jane Muncke, “Limit aşımına son vermek elzemdir. İnsan yaratıcılığı göz önüne alındığında, bu aynı zamanda mümkündür,” yorumunda bulunuyor.
Dipnotlar:
1) Gaia teorisiyle yaşamlarımızı ve gezegenimizi anlama biçimimizi sonsuza dek değiştiren, çağımızın önemli çevreci düşünürlerinden Lovelock, Dünya’da yaşamın geleceği hakkında muazzam bir yeni teori atıyor ortaya. Lovelock, üç yüz yılın sonunda Antropesen’in bittiğini ve Novasen adını verdiği yeni bir çağın başlamak üzere olduğunu iddia ediyor. Bu yeni çağda, şu anki yapay zekâ sistemlerinden yeni bir elektronik yaşam biçimi ortaya çıkacak: bizden on bin kat daha hızlı düşünen, kendi kendisini iyileştirme ve kopyalama becerisine sahip siborglar. Lovelock’a göre bu hiperzeki varlıklar, kıyamet senaryolarının aksine, gezegenimize en az bizim kadar bağlı olacak ve Dünya’yı soğutma, Gaia’daki organik yaşamı koruma projesinde bizimle birlikte çalışacak. Bu yeni çağla evrende düşünen tek varlık, kozmosu anlayan tek varlık olma statümüzü kaybedeceğiz. Belki de Novasen, zekânın tüm evreni kaplayacak bir şey haline gelişinin başlangıcı olacak, yani kozmosun enformasyona dönüşmesinin. Lovelock şöyle diyor:
“Antroposen’in başlamasından kısa süre sonra hızlanmanın gücüyle kendisinden geçen yarışçı çocuklara döndük. Üç yüz yıldır hız pedalına basıyoruz, şimdi de insan yapımı elektronik, mekanik ve biyolojik şeylerin Dünya sistemini kendi başlarına yönetebileceği çağa yaklaşıyoruz.”
2) Ekosistem hizmetleri insanlara doğal çevre ve sağlıklı ekosistemler tarafından sunulan çeşitli yararlardır. Bu tür ekosistemler arasında, örneğin, tarımsal ekosistem, orman ekosistemi, otlak ekosistemi ve su ekosistemleri bulunmaktadır. Sağlıklı ilişkiler içinde çalışan bu ekosistemler, bitkilerin doğal tozlaşması, temiz hava, aşırı hava koşullarını hafifletme, insan zihinsel ve fiziksel refahı gibi şeyler sunar. Toplu olarak, bu faydalar ‘ekosistem hizmetleri’ olarak bilinir.