ABD ve İsrail'in İran'ı hedef alan bir savaş başlattığı konuşulmaya başladığından itibaren dünya bir başka gerçekle yüzleşti: Her ne kadar petrol ve doğal gazgaz değerli olsa da, elektrik daha güvenilir.
Amerikan New York Times gazetesi 13 Nisan'da, ülkelerin artık gelecekteki enerji şoklarına dayanıklı elektrik ağları inşa etme ihtiyacını fark ettiğini yazdı. Ancak birçok ülke için yenilenebilir enerjiye dayalı şebekeler geliştirmek, kaçınılmaz olarak Çin teknolojisine bağımlı olma anlamına geliyor.
Çin şirketleri güneş panelleri, yüksek gerilim kabloları, transformatörler ve enerjiyi depolamak için kullanılan piller gibi modern elektrik ağlarının neredeyse tüm bileşenlerinin imalatında öncü konumda. İran‘a saldırılar başlamadan çok önce Çin şirketleri, olası krizlerdeki elektrik ihtiyacının karşılanması için yapay zekânın yurtdışındaki elektrik ağlarına yerleştirmeye inşa başlamıştı.
"Orta Doğu Savaşını Çin elektrik sektörü kazanacak" diye yazılan habere göre, söz konusu savaş nedeniyle ortaya çıkan enerji krizi, Çin şirketlerinin büyük kazançlar elde etmesini sağlayacak. Bu durum, şirketlerin daha önce yapay zekâ alanında yaptığı yatırımlar sayesinde mümkün olacak.
ÜLKELERİN BAŞKA SEÇENEĞİ YOK
İran savaşı, Orta Doğu petrolüne ve doğal gazına bağımlılığın risklerini de ortaya çıkardı. ABD ve İran arasındaki geçici ateşkes Hürmüz Boğazı'ndaki nakliyat kesintisini hafifletse de, bu şok ülkeler için ciddi bir uyarı oldu. Enerji açığı karşısında ülkeler, elektrik ağlarını geliştirmeye yöneldi ve bu da Çin şirketlerini ön plana çıkardı.
"İran savaşı gibi şoklar, yenilenebilir enerjiye daha fazla yatırım ve ilgi uyandırıyor" diyen Strategy Analytics Müdürü Yardımcısı Cory Combs, Çin şirketlerinin giderek daha ucuz ve verimli yenilenebilir enerji ve şebeke depolama teknolojileri ürettiğini söylerken, "Şu anda Çin ile rekabet edilemiyor" ifadesini de kullandı.
Filipinlerin, geçen ay şebekelerin ıslahı için birkaç hafta içinde 22 yeni yenilenebilir enerji santralini şebekeye bağlamak için çaba gösterdiği bildirildi. Brezilya ise Mart ayı sonunda yeni santraller için ihale açıp, büyük ölçekli batarya depolama projeleri için ihale yapmayı gündeme aldı. "Brezilya'nın bu alanda teknolojiye ihtiyacı var ve Çin önemli katkıda bulunabilir" diyen Vallya Danışmanlık‘tan Larissa Wachholz, Orta Doğu Savaşı'nı "dünyanın daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacağına dair büyük bir hatırlatma" olarak niteledi. New York Times, “Çin'in dünyanın çoğu ülkesinin temel ticaret ortağı olduğunu ve nadir toprak elementleri ve güneş panelleri gibi temel ihtiyaçların öncü veya neredeyse tek tedarikçisi olduğunu” vurguladı.
Bazı ülkeler ise Çin'e olan bağımlılığın ekonomik ve ulusal güvenliklerini tehlikeye atabileceği konusunda endişeli. Buna rağmen, elektrikle ilgili önemli ekipman satışları hızla artıyor. Bank of America'nın Küresel Araştırma Bölümü'nden Asya Pasifik Petrol, Doğal Gaz ve Temel Malzemeler Araştırmaları Başkanı Matty Zhao, bu yılın ilk üç ayında, Çin şirketlerinin öncü olduğu şebeke depolama pillerinin sevkiyatının neredeyse iki katına çıktığını belirtti. Matty Zhao, "Savaş bittikten sonra dünya ülkeleri enerji ağlarını daha da geliştirmeye devam edecek" diye konuştu.
Haberlerde, onlarca yıldır Çin'in yeşil enerjiye milyarlarca dolar yatırım yaptığı ve bunu ulusal enerji bağımsızlık stratejisinin temel alanı olarak belirlediği ifade edildi. Rüzgâr türbinleri ve elektrikli araç pilleri gibi önemli alanlarda Çin şirketleri küresel dev haline geldi.
ÇİN’İN ELEKTRİK TEKNOLOJİSİ
Son dönemde Çin batarya üreticileri ve yenilenebilir enerji ekipmanı üreticileri, yurtdışına genişlemek için destek sağlamak üzere fon oluşturuyor. Çin şirketleri, yapay zekâ sistemlerinin gelişmesinin elektrik talebini artıracağını çoktan öngörüyordu, ancak savaş yeni bir acil durum ve fırsatlar getirdi.
Yorumcular, savaşın başlamasından sonra Avrupa'da ev tipi depolama batarya sistemlerine olan talebin hızla arttığını, özellikle elektrik şebekeleri sınırlı olan ve petrol kaynakları yetersiz olan Asya ülkelerinde şebeke depolama pillerine olan ilginin arttığına işaret ediyor.
Çin’deki yoğun rekabet, depolama ve şebeke ekipmanı üreticilerinin üretim seviyelerini sürekli olarak yükseltmesini, yenilikleri hızlandırmasını ve büyüme için yurtdışına yönelmesini sağlıyor. Çin güneş enerjisi endüstrisini özel olarak inceleyen danışman Frank Haugwitz, Çin'de "tırmanan iç rekabet, şirketlerin yarışta kalmak için sürekli yenilik yapmasını gerektiriyor" diyor.
Yenilenebilir enerji daha pahalı ve güvenilmezdi. Şimdi teknolojik gelişmeler maliyetleri büyük ölçüde düşürdü ve batarya ve depolama sistemleri enerjiyi depolayabilir ve ihtiyaç duyulduğunda hizmete sunabilir. Uzmanlar, yenilenebilir enerjinin depolama ile maliyetinin artık geleneksel yakıtlarla neredeyse aynı seviyede olduğunu söylüyor.
Haberlere göre Çin şirketleri sadece batarya ve şebeke donanımını değil, enerji akışını yöneten yazılımları da giderek daha fazla kontrol ediyor. Bu durum bazı ülkelerin politikacıları tarafından "güvenlik tehdidi" olarak sunulsa da, pazarda neredeyse uygun fiyatlı bir alternatif yok. Çin şirketleri, yeni nesil batarya kimyasalları üretiminde de öncü konumda. Bu kimyasallar, güneşli veya rüzgârlı günlerde büyük miktarda elektrik depolayabiliyor ve bu enerji daha sonra evleri, elektrikli araçları ve veri merkezleri için kullanabiliyor.
KAZANAN ÇİN OLABİLİR
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre Çin, dünyanın neredeyse tüm fosfatlı demir lityum iyon pillerini üretiyor. Bu alanda öncü iki şirket BYD ve CATL. Washington Post da kısa süre önce Çin'in yenilenebilir enerji tedarik zincirinde öncü konumda olduğunu ve dünyanın büyük çoğunluğunun güneş pillerini, rüzgâr türbinlerini, pillerini ve elektrikli araçlarını ürettiğini yazdı.
"Çin zaten mutlak bir üstünlük kurdu" diyen enerji konusundaki düşünce kuruluşu Ember'ın analisti Euan Graham, Çin'in enerji alanındaki teknolojik yenilikleri ve önceden planladığına dikkati çekti. Graham, "Krizin ardından Çin en belirgin kazanan olabilir, temiz enerjisi teknolojisi alanında Çin'in ihracatının patlaması için çok makul nedenlerimiz var" dedi.