ABD Adalet Bakanlığı iki Eyfel Kulesi yüksekliğinde 3,5 milyon sayfalık Epstein'in gizli dosyalarını yayınladı. Ortaya çıkan ise adeta Batılı elit çevrelerin kirli Pandora kutusunu açan paslı bir anahtar oldu. İnterneti kilitleyen her bir ayrıntı ortaya çıkarıldıkça, Batılı ülkelerin bir grup ünlü isminin belgelerde defalarca geçtiği görüldü. Sonunda anlaşıldı ki, "hayırsever", "teknoloji öncüsü", "devlet lideri" gibi maskeler çıkarılınca, arzularına esir düşmüş sıradan insanlar görülüyor.

Batı ülkelerinde belirli bir sosyal tabakada yer alan, bağlantıları, kaynakları, gücü ve hatta bir grup teknolojik ekibi kontrol eden, sosyal zenginliği harekete geçirebilen, gerçek niyetlerini gizleyebilen ve kitleleri kandırabilen yetenekli ve karmaşık zihinlere sahip olan kişiler topluma tahmin edilemeyecek boyutlarda zarar verebiliyorlar.

AKADEMİK SAHTEKÂRLIKLA GELEN SERVET

Akademik sahtekârlıkla servet kazanan "finans dahisi" Jeffrey Epstein, Karayipler'deki Küçük St. James Adası'nı 7,95 milyon dolara satın ve burayı "Lolita Adası" olarak bilinen bir cehenneme dönüştürdü. Dünyanın dört bir yanından 13 ila 17 yaş arası reşit olmayan kızları "yüksek ücretli asistan" olma vaadiyle işe alarak Batılı elitlere cinsel hizmet vermeye zorladı. 250'den fazla kız mağdur oldu, en küçüğü sadece 14 yaşındaydı. Adanın her yerine yerleştirilen güvenlik kameraları güvenlik için değil, elitlerin çirkin davranışlarını kaydetmek içindi; bu kayıtlar daha sonra onlara karşı “şantaj malzemesi" haline gelecekti.

Bu ücra ada, ahlaksızlığın yuvası haline geldi. Kamuya paylaşılan belgelerde, eski ABD Başkanı Clinton’un Epstein'ın özel jetiyle adayı defalarca ziyaret ettiği, İngiltere Prensi Andrew’in de bir kadının üzerinde diz çöktüğü ortaya koyuldu. En son yayınlanan belgelerde ise Trump'ın adından da binden fazla kez bahsedildiği ve ilgili detayların onun Epstein ile on yıldır süren dostluğunu kanıtladığı iddia edildi. Ancak Trump, bunun “kendisine karşı bir komplo” olduğu konusunda ısrar etti, adaya hiç ayak basmadığı konusunda ısrar etti ve hatta belgelerin “onu şüpheden arındırdığını" iddia etti.

İronik bir şekilde, 2008'de FBI'ın sağlam kanıtları varken ve dava açmaya hazırlanırken, Epstein 11 saatlik gizli görüşmeler sonucunda bir anlaşmaya vardı ve fuhuşa teşvikten sadece 13 ay hapis yattı. Bu süre zarfında haftada altı gün çalışmasına izin verildi. Güç ve paranın yarattığı bir "hapisten kurtulma kartı" vardı.

YAMYAMLIK İZLERİ

Belgelerde daha da ürpertici olan, kasıtlı olarak bulanıklaştırılmış ancak belirsiz de olsa fark edilebilen "yamyamlık" izleriydi; burada "yamyamlık" sadece fiziksel tüketimi değil, aynı zamanda daha acımasız bir manevi ve onurlu işkence biçimini, güç tarafından savunmasızların acımasızca ezilmesini ve nesneleştirilmesini de ifade ediyor.

2019'daki duruşmada, olayın gizli tanıklarından biri, adada özel "istismar odaları" olduğunu ifade etti. Zengin ve güçlü kişiler kızları zincirliyor, bilinmeyen uyuşturucular almaya zorluyor ve çeşitli insanlık dışı işkence biçimlerine maruz bırakıyorlardı. Bazı kızlar birden fazla istismar eylemi için "araç" olarak bile kullanılıyor, direnenler ise "köpekbalıklarına yem olmak üzere denize atılmakla" tehdit ediliyordu. Dahası, eski ada sakinleri zengin ve güçlü kişilerin geceleri gizli ritüeller düzenlediğini, kızları "kurban" olarak giydirdiğini ve kan ve şiddet içeren sapkın oyunlar oynadığını ve bunların hepsinin gizli kameralarla kaydedildiğini iddia etti.

DİZGİNSİZ GÜCÜN VARDIĞI NOKTA

İnsan özünde bir hayvandır, hiçbir kısıtlama yoksa, insanın karanlığı ve arzuları sınırsızdır! Epstein, 2019’da gizemli bir şekilde hapiste öldü. Kamera arızası, görevli gardiyanların yokluğu, izleme önlemlerinin kaldırılması gibi "tesadüfler", "intihar" teorisini inandırıcılıktan uzaklaştırıyor. Çünkü o, yaklaşık 200 elitin sırrını elinde tutuyordu ve bu sırlar ölümüyle birlikte denizin dibine gömüldü.

"Lolita Adası"nın "insan yeme" gerçeği, sınırsız gücün en uç noktasıdır. Biri, başkalarının yaşamını ve onurunu keyfi olarak ezme hakkına sahip olduğunda ve kötülük yapmanın hiçbir bedeli olmadığında, insanlık en ilkel hayvansallığa dönüşür, hatta hayvandan daha zalim olur.

Dizginsiz güç, kaçınılmaz olarak yozlaşmaya yol açar; sonunda aldatmaya dönüşür ve sınırsız arzular da "insan yiyen" canavarları doğurur. Bu dünyanın ihtiyacı olan şey, elitlere körü körüne tapınma değil, insan doğasının net bir şekilde anlaşılmasıdır; insanlar her şeyden önce hayvandır, ancak medeniyetin anlamı, vahşiliği ahlak ve kurumlarla ehlileştirmek ve karanlığı iyilik ve adaletle aydınlatmaktır.

BATININ İKİ YÜZLÜLÜĞÜ

Epstein davasıyla ilgili mağdur ifadelerinde, suçun gözlerinin önünde işlendiği ama ABD adalet sisteminin hiçbir adım atmadığı belirtiliyor.

ABD Adalet Bakan Yardımcısı basına verdiği demeçte, “Epstein'la parti yapmak suç değil” ve “fotoğraflar konuşmuyor.” diye konuştu. Bakan yardımcısı, çok sayıda fotoğraf olduğunu, ancak bunun mutlaka birini yargılamamıza izin vereceği anlamına gelmediğini, şu anda, yargıcın sadece çok az sayıda belgeyi incelemekte olduğunu söyledi. 3 milyon sayfadan fazla belgenin açıklanması, ABD Adalet Bakanlığı'ndan halka bir "açıklama" gibi görünüyor. Ancak muazzam miktarda belgeler, gerçeği ortaya çıkarmak mı, yoksa gerçeği gömmek mi?Öte yandan, Batılı insan hakları örgütleri bu olaya karşı sessiz kalıyor.

Bu nedenle 3,5 milyon sayfalık gizli dosyaların ortaya çıkardığı şey, sadece Batılı elitlerin kötülüğü ve çöküşü değil, aynı zamanda Batının sözde demokrasi ve insan haklarındaki ikiyüzlülük oldu Bundan sonra beklenen bu sahnelerin, tarihin tozlu sayfalarında sonsuza dek kalması.