Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’nin tam üye olmadığı bir AB küresel bir aktör olamaz” dediği gün, Azerbaycan Milli Meclisi, Avrupa Parlamentosyla ilişkilerini askıya aldı.

Bakü’nün kararının gerekçesi, Avrupa Parlamentosu’nun Azerbaycan karşıtı faaliyeti. Somutlarsak, sürekli Azerbaycan aleyhine kararlar alması…

Aliyev’den Avrupa’ya tepki

Konu Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nde de gündeme geldi. Zirveye video mesajla katılan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Avrupa Parlamentosunu (AP) sert sözlerle eleştirdi ve AP’nin barış sürecini sabote ettiğini belirtti:

“Bu yapı (Avrupa Parlamentosu) barış sürecini desteklemek yerine, aslında onu sabote ediyor. Mayıs 2021’den 30 Nisan 2026’ya kadar Avrupa Parlamentosu, Azerbaycan’a karşı saldırgan ifadelerle dolu 14 karar kabul etti. Bir düşünün: Beş yılda 14 karar, bu adeta bir takıntı. Ve en sonuncusu dört gün önce kabul edildi.”

Paşinyan barışı AB ve ABD’ye mal etti

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Erivan’daki Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin açılış konuşmasında, “bu platformun Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barışın tesisinde kritik rol oynadığını” söyledi.

Paşinyan, 2022 yılındaki Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesinde Aliyev ile “oyun değiştirici” karar aldıklarını ve 1991 tarihli Alma-Ata Deklarasyonunu hayata geçirmekte anlaştıklarını belirtti.

Aliyev Avrupa’nın barışı sabote ettiğini savunurken, Peşinyan’ın Avrupa’yı “barışta kritik rol aldı” diye işaret etmesi elbette Ermenistan’ın barışı ABD ve AB’ye yaslanarak dengesini kendi terazisine kaydırmak istemesinden kaynaklanıyor.

Nitekim Peşinyan barışın başlangıcını 2022-Avrupa diye işaretleyip, konuşmasının devamında da finalinin 2025-ABD olduğunu ileri sürdü.

Trump rotası değil ABD kaması

Avrupa-2022’nin ABD-2025’e yol açtığını savunan Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın desteği ve katılımıyla bir deklarasyon imzalandıklarını ve barış anlaşmasının dışişleri bakanları tarafından paraflandığını belirterek, karşılığındaki o projeye işaret etti:

”Şimdi, Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası (TRIPP) projesini hayata geçirme aşamasındayız. Bu proje, bölgesel ulaşım hatlarının açılması ve doğu-batı ile kuzey-güney ekseninde yeni uluslararası güzergahların oluşturulmasıyla barışa katkı sağlayacaktır.”

Barışı güç ve Astana getirdi

Paşinyan’ın sözleri elbette gerçeği ifade etmiyor. Azerbaycan-Ermenistan barışını ne Avrupa ne de ABD sağladı.

Her gerçek barışı sağlayan öncelikle savaştır. Barışı sağlayan birincil etken, Azerbaycan’ın 30 yıldır işgal altında olan topraklarını kurtaracak askeri güce erişmesiydi.

İkinci ve en kritik etken ise Türkiye, Rusya ve İran’ın o süreçteki büyük uyumuydu. Üç ülkenin oluşturduğu Astana Platformu, bölgesel sorunların çözümünde önemli bir aktör rolündeydi. O uyum sayesinde Azerbaycan topraklarını kurtarmak için harekete geçtiğinde, önünde siyasi ve askeri bir manevra alanı bulabildi. Öyle ki Erivan yönetimi, yenilgisi nedeniyle önce Rusya’yı suçladı, Moskova’nın Bakü ve Ankara’ya yeşil ışık yakmasıyla sürecin başladığını savundu ki doğruydu.

Yeniden Astana

Aliyev Avrupa’yı barışı sabote etmekle suçluyor ama Paşinyan’la birlikte ABD’yi Güney Kafkasya’ya sokmaları ve Zengezur Koridoru’nu “Trump Koridoruna” dönüştürmeleri asıl sabotajdır ve bunun uzun vadede ne büyük bir yanlış olduğu daha iyi görülecektir.

Trump Koridoru ve ABD faktörü Paşinyan’ın iddia ettiği gibi barışın finali değil, barışı kırılgan tutacak bir kamadır.

ABD de AB de Hazar - Güney Kafkasya - Karadeniz hattındaki stratejik hesapları nedeniyle gerçekte nesnel olarak Azerbaycan-Ermenistan barışının karşısındadır. Barışı koruyabilecek güç ise yeniden Astana Platformudur; yeniden Türkiye, Rusya ve İran’ın bölgesel işbirliği yapmasıdır. Bu bu platforma Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’ı dahil ederek 3+3 formülünü hayata geçirmeleridir. Zira ABD ve AB’nin yeni planlamasında bu kez Gürcistan hesapları bulunmaktadır.