Yeni Delhi'deki BRICS Zirvesi'ne yalnızca yayımlanan deklarasyonun maddeleri veya liderlerin açıklamaları üzerinden bakmak, zirvenin asıl dikkat çekici yönünü gözden kaçırmak anlamına gelebilir.

Bu zirvenin belki de en önemli mesajlarından biri, farklı siyasi ve ekonomik önceliklere sahip ülkelerin ortak bir zemin üzerinde buluşabilmesi oldu.

BRICS'i değerli kılan da tam olarak bu.

Çünkü uluslararası siyasette işbirliği, çoğu zaman aynı görüşü paylaşan ülkeler arasında kuruluyor. Oysa gerçek diplomasi, görüşlerin farklılaştığı noktada başlıyor. Yeni Delhi'deki zirve, BRICS'in bu açıdan önemli bir diyalog zemini oluşturabildiğini gösterdi.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri İran ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin zirvede ortaya koyduğu tutumdu.

Batı Asya'daki gelişmelerin son derece hassas olduğu bir dönemde iki ülke, BRICS çatısı altında ortak bir deklarasyona destek verdi. Daha da önemlisi, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile BAE Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayed zirve kapsamında bir araya geldi. Bu görüşme, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının başlamasından bu yana gerçekleşen en üst düzey temas olması açısından dikkat çekiciydi.

Bu tabloyu yalnızca iki ülke arasındaki ilişkiler açısından değerlendirmek eksik kalır.

Burada BRICS'in nasıl bir platform olduğu da görülüyor.

Ortak zemini büyütmek

BRICS'in yaklaşımı, üyelerin bütün konularda aynı düşünmesini gerektirmiyor. Tam tersine, farklı görüşlerin bulunduğu bir ortamda ortak çıkar alanlarını genişletmeye dayanıyor.

Yeni Delhi Deklarasyonu'nda da bu anlayış öne çıkıyor. Ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların diyalog, istişare ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği vurgulanırken, uluslararası meselelerde çok taraflı yaklaşımın önemi ifade ediliyor.

Bu yaklaşım, BRICS'in siyasi karakterini anlamak açısından önemli.

BRICS, üyelerinin bütün dış politika tercihlerini ortaklaştırmaya çalışan bir yapı değil. Daha çok, ülkelerin kendi önceliklerini korurken ortak hareket edebilecekleri alanlar yaratıyor.

Ekonomi, ticaret, enerji, finans, teknoloji, sağlık, gıda güvenliği ve kalkınma gibi alanlarda kurulan işbirliği mekanizmaları da bu zemini güçlendiriyor.

Dolayısıyla BRICS'in başarısını yalnızca alınan kararların sayısıyla değil, farklı ülkelerin ortak hareket edebildiği alanların genişliğiyle ölçmek gerekiyor.

Hindistan ve Çin örneği

Yeni Delhi Zirvesi'nin bir diğer dikkat çekici tarafı da Hindistan ile Çin arasındaki diyaloğun yeniden güçlenmesine yönelik görüntülerdi.

İki ülke arasında çözüm bekleyen meseleler bulunuyor. Buna rağmen zirve, liderlerin doğrudan temas kurabildiği ve ilişkilerin daha istikrarlı bir zemine taşınmasına yönelik mesajların verildiği bir ortam oluşturdu. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in yedi yıl aradan sonra Hindistan'ı ziyaret etmesi de bu açıdan sembolik önem taşıyordu.

Burada BRICS'in işlevi bir kez daha ortaya çıkıyor.

Bir ülkenin başka bir ülkeyle sorunları olsa dahi öncelikle iletişim kanallarının açık tutulması gerekiyor.

Zira, uluslararası ilişkilerde kalıcı çözümlerin yolu çoğu zaman önce diyalogdan geçiyor.

BRICS'in sağladığı platform, bu diyaloğun sürdürülebileceği alanlardan biri haline geliyor.

BRICS neden önemli?

BRICS'in son yıllarda genişlemesiyle birlikte platformun ekonomik ve siyasi ağırlığı da arttı. Bugün yapı, Asya, Afrika, Orta Doğu ve Latin Amerika'yı kapsayan daha geniş bir coğrafyada işbirliği imkânı sunuyor.

Bu genişleme, BRICS'i yalnızca birkaç büyük yükselen ekonominin oluşturduğu bir yapı olmaktan çıkararak daha geniş bir Küresel Güney platformuna dönüştürüyor.

Fakat burada önemli olan yalnızca coğrafi genişleme değil.

Asıl önemli olan, farklı bölgelerden gelen ülkelerin ortak meseleler etrafında konuşabilmesi.

Yeni Delhi Zirvesi'nde de bunun örnekleri net olarak görüldü.

İran ile Körfez ülkelerinin, Hindistan ile Çin'in, farklı dış politika önceliklerine sahip ülkelerin aynı çatı altında ortak bir metin üzerinde uzlaşabilmesi, BRICS'in diyalog kapasitesini ortaya koyuyor.

Bu nedenle BRICS'in gücünü "kaç ülkeyi bir araya getirdiği" kadar, hangi ülkeleri aynı masada konuşturabildiği üzerinden değerlendirmek gerekiyor.

Bir bloktan daha fazlası

BRICS'in geleceğine ilişkin tartışmalarda sıklıkla "yeni bir güç bloğu" tanımlaması kullanılıyor. Oysa yapının kendisini tanımlama biçimine baktığımızda daha kapsayıcı bir yaklaşım öne çıkıyor.

Yeni Delhi Zirvesi'nde de çok taraflılık, küresel yönetişimde daha adil temsil, kalkınma ve ekonomik işbirliği gibi başlıklar öne çıktı. Zirvenin sonuçlarında, dünyanın farklı bölgelerinin küresel karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olması gerektiği vurgulandı.

Bu açıdan BRICS'i yalnızca mevcut güç dengelerine karşı bir oluşum şeklinde okumak yerine, değişen küresel ekonomik ağırlıkların uluslararası kurumlara ve karar mekanizmalarına daha fazla yansımasını isteyen bir platform olarak görmek daha doğru olabilir.

Çünkü dünya ekonomisinin ağırlık merkezi değişiyor.

Bu değişimin uluslararası siyasete yansıması da kaçınılmaz.

BRICS'in sunduğu model ise bu dönüşümün daha fazla diyalog ve işbirliği üzerinden yönetilebileceği bir alan oluşturmak.

Aynı masada kalabilmek

Yeni Delhi Zirvesi'nin bize gösterdiği belki de en önemli gerçek şu:

Diplomasinin başarısı her zaman sorunların ortadan kaldırılması değildir.

Bazen başarı, sorunları bulunan ülkelerin aynı masada kalabilmesidir.

İran ile BAE'nin ortak deklarasyona destek vermesi, Hindistan ile Çin'in doğrudan temaslarını sürdürmesi ve BRICS üyelerinin bölgesel meselelerde ortak bir dil oluşturabilmesi bu açıdan önemli.

Çünkü ülkeler arasındaki farklılıklar kalıcı olabilir. Fakat diyalog kanalları da kalıcı hale getirilebilir.

BRICS'in önemi tam burada ortaya çıkıyor.

Bu platform, farklı ülkelerin kendi önceliklerini korurken ortak çıkarlar üzerinden işbirliği yapabilecekleri bir alan oluşturuyor.

Yeni Delhi Zirvesi'nin ortaya koyduğu tablo, BRICS'in belki de en güçlü tarafının ekonomik büyüklüğünden veya üye sayısından önce diyalog kurma kapasitesi olduğunu gösteriyor.

Dünyanın giderek daha karmaşık hale geldiği bir dönemde, farklı ülkeleri aynı masada buluşturabilmek başlı başına önemli bir diplomatik değer.

BRICS'in önümüzdeki dönemdeki başarısı da büyük ölçüde buna bağlı olacak:

Farklılıkları ortadan kaldırmak değil, farklılıkların varlığında ortak zemini büyütmek.

Yeni Delhi'deki zirve, bu açıdan BRICS'in yalnızca yükselen ekonomilerin buluşma noktası olmadığını; aynı zamanda farklı siyasi ve bölgesel perspektiflerin konuşulabildiği önemli bir diplomasi platformuna dönüştüğünü gösterdi.