Berrak GÜNGÖR
“Yenilgimiz her zaman başkalarının zaferinde gizliydi.”
Eduardo Galeano – Latin Amerika’nın Kesik Damarları
Galeano bu cümleyi yazdığında dünya 1970’li yılları yaşıyordu. Arjantin peşi sıra cunta yönetimlerine giriyor, enflasyon yükseliyor, büyük işçi grevleri düzenleniyordu. Galeano tam da bu cadı kazanını anlattığı için Latin Amerika'nın Kesik Damarları, Arjantin, Brezilya, Şili ve Uruguay’daki askeri diktatörlükler tarafından yasaklandı. O yıllarda diktatörlükler; Arjantin, Şili, Uruguay ve Brezilya’da solcuları kaçırıp ortadan kaldırmak için yürüttüğü Kondor Planı’nı devreye soktu. CIA de bu operasyonlara istihbarat ve lojistik destek sağlıyordu. Aradan geçen yarım asır, tarihin tekerrürü dışında pek bir şey getirmedi. Latin Amerika bugün de Washington’ın radarında. ABD, popülist sağcı liderlerle ittifak kuruyor; Trump ise seçimlere müdahaleyi açıkça savunuyor. Washington’a karşı çıkanlar Maduro örneğinde baskıyla, Küba örneğinde ağır yaptırımlarla karşılaşıyor.
ABD kendisine hizmet edecek “işbirlikçiler” bulmakta da zorlanmıyor. Arjantin’in lideri Javier Milei de tam olarak bu profile uyuyor. “Anarko-kapitalist” Milei’nin kemer sıkma politikaları halkı sokağa dökerken, kendisine destek yüzde 30’lara gerilemiş durumda. İnsanlar artık ev ya da araba için değil, bir öğün yemek için bile bankaların kapısını çalıyor. Ama Milei halkın isyanından çok “büyük patronu” Trump’ın verdiği görevle meşgul: Latin Amerika’yı sağın rengine, yani maviye boyamak…
“Küresel sağın laboratuvarı”
📌“Milei’nin Arjantin’i, aşırı sağın yeni laboratuvarı”
— CGTN Türk (@cgtnturk) August 31, 2026
Arjantinli siyaset bilimci Francisco Longa ve CTA Sendikası’ndan Rodrigo Borras, CGTN Türk’e özel açıklamalarında Milei’nin ekonomi politikalarını, Trump’la ilişkisini ve Latin Amerika’yı “maviye boyama” hedefini… pic.twitter.com/PQcuRDjEXx
Arjantinli Siyaset Bilimci Francisco Longa, CGTN Türk’e verdiği demeçte Milei’nin kendisini Güney Amerika’daki aşırı sağın lideri olarak sunmaya çalıştığını söyledi. Longa, “Güney diyorum çünkü Orta Amerika’da Bukele de var; ancak Arjantin çok önemli bir ülke, bu yüzden küresel sağ için Milei hükümetinin başarılı olması büyük önem taşıyor” diye konuştu. Longa o önemi şu örnekler anlattı; “Hatta o kadar önemli ki, Trump, geçtiğimiz yıl Milei’nin ara seçimleri kazanabilmesi için ekonomik yardımda bulundu. Böylece Milei hükümetini dolar krizinden kurtardı.”
Arjantin İşçi Sendikaları Konfederasyonu’ndan (CTA de los Trabajadores de Argentina) Sendikacı Rodrigo Borras CGTN Türk’e verdiği demeçte, “Milei’nin bir ülkenin başkanı olmaktan öte bir şey olduğu açık. O, her adımını planlayan uluslararası aşırı sağ bir aygıtın parçasıdır ve bizler Arjantin’de yaşananların yalnızca Milei’nin kararlarından ibaret olmadığını biliyoruz” diyor. Borras, Milei’nin protestoların bastırılması konusunda yaklaşımının yanı sıra ekonomi, yabancı sermaye, kaynak sömürüsüne yönelik kontrolsüz açılımının aşırı sağın, “toplumların kazanılmış haklarına karşı nasıl ilerlemeye devam ettiğine” bir örnek olduğunu söylüyor.
Borras da Longa ile aynı vurguyu yapıyor: “Arjantin’de yaşananlar; aşırı sağın küresel planlarına dair deneme sürecinin bir parçası.”
Verdiği destek Milei’yi geride bırakabilir
Milei, Latin Amerika ve muhtemelen dünyada çok sık görülmeyen bir şey yaparak bir başka ülkeye, Brezilya’ya, aşırı sağcı devlet başkanı adayını desteklemek ve ona oy istemek için gitti. 4 Ekim’de yaptığı bu ziyarette Milei’nin desteklediği isim, Brezilya'nın aşırı sağcı eski devlet başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu Flavio Bolsonaro idi. Milei, oğul Bolsonaro için oy talep etmişti. Bu ziyaret aynı zamanda Brezilya ve Arjantin arasındaki gerilimi de tırmandırdı. Arjantin Devlet Başkanı, Brezilya ziyareti sırasında eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu Flavio Bolsonaro'nun seçimleri kazanarak "Brezilya'nın da maviye boyanmasını" istediğini söyledi. Longa ve Borras bu konuyla ilgili görüşlerini paylaştı.
“Arjantin’in bugün küresel sağ için bir deney alanı olduğunu söyleyebiliriz” diyen Longa da Brezilya’daki seçimlerle ilgili olarak, Milei’nin Flavio Bolsonaro’yu desteklemeye gittiğini gördük. Ancak bu durum Milei için bir ikilem yaratıyor. Brezilya’da sağcı bir hükümetin olması onun çıkarınadır; fakat Bolsonaro Brezilya’da kazanacak olursa, Brezilya’nın küresel ekonomide çok daha önemli bir aktör olduğu düşünüldüğünde, Milei’nin bölgesel liderliği bir miktar krize girebilir. Bolsonaro bu durumda sağın bölgesel lideri olarak onun yerini alabilir” ifadelerini kullandı.
Sendikacı Borras ise burada farklı bir noktaya değindi, “Milei’nin bölgedeki diğer ülkelere müdahalesi (örneğin Brezilya seçimleri öncesinde Bolsonaro’ya yaptığı ziyaret), belirli bir koordinasyonu gösterme amacını taşıyordu; ancak neyse ki Brezilya’daki oy tercihleri açısından tamamen olumsuz sonuçlandı.”
Borras’a göre Milei’nin Brezilya’ya yaptığı ziyaret seçim atmosferini tersine çevirdi. Milei’nin Bolsonaro’ya destek açıklamalarının ardından yapılan kamuoyu yoklamaları, oy tercihleri bakımından aksi yönde sonuç verdi. Anketlerin söylediği buydu. Borras, “Bunun Trump tarafından temsil edilen bir aşırı sağ operasyonu olduğunu vurguluyoruz” diye konuştu.
Arjantin de 2027’de seçimlere gidecek. Başka ülkeleri “maviye boyama” gayesiyle oradan oraya koşan Milei’ye kendi evindeki destek düşüyor. Son kamuoyu yoklamalarına göre geçim sıkıntıları, yüksek enflasyon ve kemer sıkma politikaları nedeniyle Milei’ye destek yüzde 30’lara gerilemiş durumda.
Borçlandırma da kontrol mekanizmasına dahil
46 milyon nüfusa sahip Arjantin’de 20 milyon insan borçlu, bu insanların 6 milyonu ise borçlarını ödeyemez durumda. Sokaklarda halkın isyanı sürerken Milei ise enflasyonu düşürdüğüne vurgu yapıyor. Borras bunun da ABD liderliğindeki aşırı sağın bir denemesi olduğuna dikkat çekiyor: “Bugün Arjantin’deki işçiler gıda alışverişlerini taksitle yapıyor. Ve bu, küresel kapitalizmin yeni bir aşamasını yaşadığımız için gerçekleşiyor. Aşırı sağın büyük bir deneyi olarak Javier Milei hükümeti, bunu ülkemizde çok acımasız bir şekilde uyguluyor. Bu yüzden birçok aile, sırf aydan aya gıda ihtiyaçlarını sürdürebilmek için kendisini borç içinde buluyor. Bu durum, ailelerin kararları üzerinde adeta bir tahakküm yaratıyor. Ayın sonunu nasıl getireceklerini bilmezken bir geleceği düşünemiyorlar. Aşırı sağ ekonomisi, sürekli borçlandırma yoluyla ailelerin zihinlerini nasıl kontrol edebileceğini test ediyor.”
Borras, Milei’nin aşırı sağcı ekonomi modelinin ülkenin sadece yüzde 5’ine fayda sağladığını belirtirken işçi sınıfının yüzde 95’ini boğduğunu söylüyor.
“Milei şüphesiz ülkemizde uzun süredir devam eden krizin bir tezahürüdür” diyen Longa da şöyle devam ediyor: “Bu durum temel olarak, tüm nüfusun istihdamı ve geliri de dahil olmak üzere kalkınmasını engelleyen yapısal sorunlara sahip bir ekonomiden kaynaklanmaktadır. Son askeri diktatörlük birçok şirketi yok etti ve ülkenin sanayi kapasitesini çökertti. O zamandan beri ülke, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sahip olduğu refah seviyesini bir daha asla yakalayamadı. Milei’nin modeli hem kısa hem de uzun vadede bu durumu ancak daha da kötüleştirebilir. Onun ekonomi anlayışı ham maddelerin ihracatına dayanan, çalışanların büyük çoğunluğunun kayıt dışı sektörde düşük ücretli işlerde istihdam edildiği rantçı bir modeldir. Bunu başarmak için ülkenin elinde kalan az miktardaki sanayi kapasitesini de yok ediyor.”
“Bir cennetten gelmiyorduk…”
Milei ve hükümetinin toplumsal hareketi bir düşman olarak gördüğünü söyleyen Longa ve Borras, Arjantin’in direniş tarihine dikkati çekerek, mücadelenin süreceğini belirtiyor. Longa, “Arjantin muazzam bir zenginliğe sahip bir ülke. Küresel ekonomide çok değerli olan ve bize stratejik bir avantaj sağlayan birçok kaynağımız var. Ancak kalkınma olmadan ülke için müreffeh bir gelecek yoktur” ifadelerini kullanırken Borras da ABD’nin bugün Latin Amerika’da yürüttüğü politikaların geçmiştekinden çok daha tehlikeli olduğunu vurguluyor: “Bir cennetten gelmiyorduk, bu açıktı ve toplum bir değişim arıyordu; ancak Javier Milei’ninki gibi bir hükümete oy vererek bir hata yaptı. Bugün geriye kalan; direnmek, doğal kaynakları yok etmeye devam etmelerini engellemek ve ABD’nin emperyal gücünün arkasına saklanan odaklanmış bir gücün ekonomik çıkarları uğruna bir ülkenin egemenliğini satmaya devam etmelerine engel olmaktır.”




