Çin’in bugünüyle olduğu kadar geçmişiyle, antik kültürüyle, halk söylenceleriyle ilgilenenlerin de mutlaka kütüphanelerinde bulundurmaları gereken bir kitaptan, Alman sinolog Wolfram Eberhard’ın “Çin Simgeleri Sözlüğü”nden bahsedeceğim bugün. Bitkiler, hayvanlar, tanrılar, sayılar, renkler, eşyalar, mitolojik imgeler vb. 400’ü aşkın önemli simgeyi, Çin edebiyatından, resminden ve günlük hayattan örneklerle açıklayan, büyük boy 428 sayfalık bu kitap (Kabalcı Yay, çev: Aykut Kazancıgil-Ayşe Bereket, 2000), simgeler haritası niteliğiyle Çin kültürüne çok keyifli bir giriş sağlıyor. Çalışmada, cinsel ve dinsel göndermelerin de hayli fazla olduğunu belirteyim.

Sık sık elime alıp çeşitli konularda merakımı giderdiğim “Çin Simgeleri Sözlüğü”nün giriş yazısında, “Çin simgelerinin incelenmesi öğreticidir. Bunlar aracılığıyla Çin düşünce yapısını, Çinlilerin anlayışlarını gerçek anlamda kavramamız açısından çok önemli, hâlâ bakir olan bu toprağı keşfetmemize olanak verecek şekilde birkaç düşünce kategorisi keşfedilebilir” diyen Eberhard, eşsiz ve klasikleşmiş bir başvuru kitabı armağan etmiş durumda.

Nazi Almanyası’ndan Türkiye’ye

Sinoloji, kültürel antropoloji, Çin halk kültürü alanlarında akla ilk gelen uzmanlardan biri olan Wolfram Eberhard (1909-1989), Weimar Cumhuriyeti dönemindeki gençlik çağlarından itibaren Çin uygarlığına ilgi duymuş, Berlin ve Leipzig’deki üniversite yıllarında bu ilgisini yoğun bir çalışmaya dönüştürmüş bir akademisyen. Klasik filolojik sinolojinin ötesine geçerek, Çin toplumunu yaşayan bir kültürel yapı olarak incelemeyi hedefleyen Eberhard, 1930’lu yıllarda uzun süre Çin’de yaşayarak, bu ülkeyi yalnızca metinlerden değil, yerinde gözlem ve saha çalışmasıyla tanıdı. Kırsal bölgelerde halk kültürü, sözlü anlatılar, ritüeller, günlük yaşam pratikleri üzerinde yoğunlaştı ve bu yaklaşımı onu “metin merkezli elit sinoloji”den ayıran temel fark haline geldi. İdeolojik uyumsuzluk ve baskılar nedeniyle Nazi Almanyası döneminde Türkiye’ye sığınan Alman bilim insanlarından biri olan Eberhard 1937’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde çalışmaya başladı. Türkiye’de modern sinoloji ve sosyoloji çalışmalarının kurumsallaşmasında öncü rol üstlendi ve Çin çalışmalarının referans isimlerinden biri oldu. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD’ye giden Eberhard, çalışmalarını Kaliforniya Üniversitesi ve Berkeley başta olmak üzere çeşitli üniversitelerde sürdürdü. Çin kültürünü bir “simgeler sistemi” olarak kabul eden Alman akademisyenin bakış açısının modern Çin edebiyatı ve sinemasının dolaylı anlatım, metafor ve alegori kullanımını anlamada bugün de kullanılmakta olduğunu da önemli belirteyim.

Ne, neyi, neden ve nasıl simgeliyor?

Batılıların genellikle “egzotik” ve “donmuş” bir yapı olarak görmeye eğilimli olduğu Çin kültürünün, tarihsel olarak sürekli değişen ve iç dinamikleri olan bir toplumsal sistem olduğunu gösteren ve oryantalist kalıplarla arasına mesafe koyan Eberhard’ın “Çin Tarihi”, “Çin Hikayeleri”, “Uzakdoğu Tarihi” gibi çalışmalarıyla birlikte Türkçeye çevrilen kitaplarından biri olan “Çin Simgeleri Sözlüğü”, bu simgelerin hangi tarihsel ve toplumsal bağlamda anlam kazandığını anlatıyor her şeyden önce. Kırlangıç kuşunun ya da kırmızı rengin, saç ve sakalın ya da davul ve dalgaların, baykuşun ya da dört sayısının (ölümle eşsesli olduğundan uğursuz kabul edilir), temel anlamı, tarihsel kökeni, halk inançları, mitoloji ve edebiyattaki kullanımı, günlük hayattaki yansımaları tek tek açıklanıyor kitapta. Örneğin “Ejderha”, güç, imparatorluk otoritesi, kozmik denge, yağmur ve bereket anlamındayken, “şeftali” ölümsüzlük ve sağlık demek oluyor.

Salt bir mitoloji anlatısı ya da sanatsal bir kılavuz olmak yerine çok daha derin bir antropolojik bir çerçeve sunan “Çin Simgeleri Sözlüğü”, Sinoloji ve Çin çalışmaları öğrencileri, Çin sanatı, resim, kaligrafi ve mimarisiyle ilgilenenler, edebiyat çevirmenleri, karşılaştırmalı kültür ve sembolizm çalışan akademisyenler, kısacası Çin kültürünü yüzeysel egzotizmin ötesinde anlamak isteyenler için bulunmaz bir rehber niteliğinde. Halen birçok üniversitede yardımcı kaynak-başvuru eseri olarak kullanılan kitap, Batı dillerinde yazılmış en kapsamlı Çin sembolizmi sözlüklerinden biri kabul ediliyor. Çin’e dair gördüğünüz, okuduğunuz, işittiğiniz bir şeyin “neyi, neden ve nasıl simgelediğini” merak ediyorsanız, “Çin Simgeleri Sözlüğü” mutlaka elinizin altında bulundurmanız gereken bir eser.