Çin’de alkol piyasası uzun yıllar boyunca tek bir “aktör” olan baijiu etrafında döndü. Güçlü alkol oranı, keskin aroması ve Çin ziyafet kültüründeki yeriyle baijiu, hem sofraların hem de sektörün omurgası oldu. Ancak son birkaç yılda, Çin’de daha sessiz ama istikrarlı bir dönüşüm yaşanıyor:
Çin, ülke içinde tükettiği viskiyi artık ithal etmekle yetinmeyip içeride üretmeye çalışıyor. Bu dönüşüm, yalnızca yeni bir ürünün piyasaya girmesi değil; aynı zamanda tüketim alışkanlıkları, marka algısı, yatırım iştahı ve ihracat hayallerinin aynı potada eridiği daha geniş bir hikâye.
Haritada yeni bir rota: Sichuan’dan Fujian’a uzanan üretim kuşağı
Çin viskisinin yükselişi, tek bir şehir ya da tek bir bölgenin hikâyesi değil. Üretim girişimleri, batıdaki Sichuan’ın dağlarından doğudaki Shandong kıyılarına, güneyde Fujian’ın tepelerine kadar geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Bu da bize iki şeyi söylüyor: Birincisi, sektör “tek atımlık” bir hevesten ibaret değil; ikincisi, üreticiler iklim, su kaynakları, lojistik ve pazara erişim gibi faktörlere göre farklı bölgesel stratejiler deniyor.
Bu yeni üretim kuşağında yalnızca küçük girişimciler yok. Küresel içki devleri Çin’de damıtımevi kuruyor; yerli büyük oyuncular da sahaya iniyor. Pernod Ricard ve Diageo gibi sektör devleri Çin’de yeni damıtımevleri açarak toplamda yaklaşık 300 milyon dolara yaklaşan yatırımlar taahhüt ederken, Tsingtao Brewery ve Bacchus Liquor gibi yerli oyuncular da bu sürece dahil oldu. Çin’in güneydeki liman kenti Xiamen’e iki saat mesafede bulunan Longyan’daki bağımsız girişim Nine Rivers ise, 1 milyar 400 milyon nüfuslu ülkede en hızlı büyüyen alkol segmentlerinden birini hedefleyen en yeni katılımcı oldu. Bir yanda uluslararası markaların bilgi birikimi, tedarik zinciri ve pazarlama gücü; diğer yanda yerli şirketlerin dağıtım ağı, yerel tüketiciye erişim avantajı ve “Çin Malı” etiketinin yaratabileceği psikolojik yakınlık var. Bu denklem, viskiyi Çin’de sıradan bir ithal içkiden, stratejik bir tüketim kategorisine doğru itiyor.
Pazarın “genç” yüzü ve viskinin yeni kimliği
Viskinin Çin’deki asıl itici gücü, gözle görülür biçimde daha genç tüketici kitlesi. Bu kitle, içkiyi yalnızca “ritüel” için değil, deneyim için satın alıyor: bar kültürü, kokteyl merakı, ithal tatlara açıklık, hatta yeni tatları kişiselleştirme alışkanlığı… Buz eklemek, çayla karıştırmak, farklı servis biçimleri denemek gibi pratikler, viskinin Çin’de nasıl “yerelleştiğini” gösteriyor.
Çin yeni yılı öncesinde baijiu başta olmak üzere alkol tüketimi Çin’de artıyor. Sorgumdan yapılan baijiu yeni yıl ziyafetlerinde, aile buluşmalarında ve iş yemeklerinde geleneksel olarak tercih ediliyor. Euromonitor verilerine göre baijiu, 2024 yılında 1 trilyon 200 milyar yuan büyüklüğündeki sert içki pazarında yaklaşık yüzde 93 paya sahipti.
Bu noktada viskinin Çin’deki avantajını şöyle açıklayabilirim. Baijiu, güçlü geleneksel bağlara sahip olsa da her damakta kolay karşılık bulmuyor. Viski ise farklı alkol oranları, fıçı olgunlaştırma profilleri ve aromatik çeşitliliğiyle daha esnek bir tüketim alanı sunuyor. Genç Çinli tüketicilerin çeşitlilik arayışı, viskinin Çin’de alan açmasını kolaylaştırıyor. Pazardaki bu eğilimi erken fark eden yatırımcılar ise hem viski barları hem de yerli viski üretimi gibi farklı alanlarda stratejik pozisyonlar almaya başladı.
Çin viskisi “olgunluk” testini geçebilecek mi?
Viskide kalite tartışması, yalnızca damıtma tekniğiyle sınırlı değil; zaman faktörü belirleyici. Ürünün karakteri, fıçıda geçen yıllarla derinleşiyor. Çin’de yeni kurulan birçok üreticinin en hassas noktası da bu: yıllandırılmış stokların sınırlı olması. Bu durum, piyasaya çıkan ürünlerin bir kısmının “ilk nesil” olmasına ve tüketicinin kalite algısının hâlâ oluşma sürecinde kalmasına yol açıyor.
Öte yandan bu bir dezavantaj olduğu kadar, hızla öğrenilen bir oyunun da işareti. Çin’de bazı üreticiler, uluslararası know-how’ı transfer ederek kısa sürede dikkat çeken ürünler çıkarabiliyor. Yani mesele sadece “ne kadar eski” değil; aynı zamanda “ne kadar hızlı olgunlaşan bir ekosistem” kurulduğu.
Bu noktada ikinci bir katman da düzenleme ve sınıflandırma olarak karşımıza çıkıyor. Viskinin nasıl tanımlanacağı, hangi olgunlaştırma süresinin hangi kategoriye karşılık geleceği, etiketleme ve standardizasyon gibi başlıklar da piyasanın güvenilirliği açısından kritik. Pazar büyüdükçe bu çerçevelerin daha netleşmesi beklenir; ancak geçiş dönemlerinde belirsizlik, hem üreticiler hem tüketiciler için maliyet yaratır.
Rüzgâr ters de esebilir, ayı da çıkabilir!
Viskinin yükseliş hikâyesi, “her şey yolunda gidiyor” masalı değil. Çin’de tüketimi baskılayan birkaç büyük faktör aynı anda devrede: uzun süren gayrimenkul zayıflığı, genç işsizlik ve harcama iştahındaki düşüş. Bu durum, daha premium segmentlerde hassasiyet yaratabiliyor. Ayrıca kamu tarafında alkol tüketimine yönelik daha sıkı yaklaşım sinyalleri de sektörün genel satışlarını etkileyebiliyor. Bu tarz düzenlemeler, özellikle iş yemekleri ve resmi etkinlikler etrafındaki tüketimi zayıflattığında, bazı kategorilerde “görünmeyen” bir fren etkisi ortaya çıkar.
Yine de viski, bu baskılara rağmen büyüme potansiyeli taşıyor. Çin’deki viski sektörü, uzun vadeli perspektifle yatırım yapan iş insanları için yüksek getiri potansiyeli sunan alanlar arasında öne çıkıyor. Çünkü viskinin tüketim sahası, yalnızca resmi sofralar değil; barlar, ev tüketimi, hediye kültürü ve “kendine ödül” psikolojisi gibi çoklu kanallarla genişleyebiliyor.
“Çin viskisi” algısı şimdiden heyecan uyandırdı
Asıl dikkat edilmesi gereken nokta; Çin viskisinin gelecekte ulaşabileceği ihracat hacmidir. Çin, teknoloji ürünlerinde küresel ölçekte güçlü bir konum kurdu; son dönemde oyuncak, kahve zinciri gibi tüketim alanlarında da uluslararası görünürlük artıyor. Bu, “Made in China” algısının bazı kategorilerde dönüşmeye başladığını gösteriyor. Ancak viski gibi yüksek sembolik değer taşıyan, köken hikâyesi güçlü ve gelenekle yüklenmiş bir kategoride, küresel kabul daha zorlu bir eşik olabilir.
Bununla birlikte fırsatlar da var. İthal viskiye uygulanan yüksek vergiler, yerli üretime iç pazarda avantaj sağlayabilir. Bu avantaj, üretim ölçeği büyüdükçe maliyet tarafında daha da anlam kazanır. Üreticiler ölçeklenmeyi başarır, kaliteyi istikrarlı kılar ve marka hikâyesini iyi kurarsa, dış pazarda “merak” uyandıran yeni bir köken ortaya çıkabilir: Çin viskisi.
İhracatın önündeki zorluklar ise açık: kalite standardizasyonu, tutarlılık, stok derinliği, fiyat/performans dengesi ve en önemlisi uluslararası tüketicinin önyargı bariyerleri. Yine de Çin’in şarap alanında elde ettiği bazı başarılar, viski için de “imkânsız değil” hissi yaratıyor.
Çin’deki viski dalgası, bugün hâlâ küçük bir ölçekte olup, büyüyor olabilir. Ama bu hikâye, tüketim kültürünün nasıl evrildiğini, genç kuşağın nasıl yeni tatlar benimsediğini ve Çin’in “yerli marka” iddiasını teknoloji dışı alanlara nasıl taşıdığını gösteren güçlü bir örnek. Eğer bu momentum korunursa, birkaç yıl sonra viski sadece bar menülerinde değil, Çin’in ihracat stratejilerinde de daha görünür bir başlığa dönüşebilir.