Ali Aksünger
Dünya yeni bir savaşın eşiğinde. Hatta belki de savaşın tam da ortasında. Ancak bu savaşta silahlar yerine; sıfırlar ve birler, kodlar, yazılımlar sahne alıyor.
Yeryüzünü, ikinci dünya savaşının ardından kasıp kavuran soğuk savaşa benzer bir mücadele kaplıyor. O dönem karşılıklı nükleer restleşmeler, uzay savaşları, sanat ve teknolojide öne geçme çabaları varken, bu kez de yarış tamamen dijitalleşti. Bugün yaşanan savaşın adı ise “Yapay Zeka” ya da İngilizce kısaltmasıyla “AI”.
Bu alanda uzun süredir çalışma yürüten Çin bir yandan da diplomasi kanallarını açık tutarak Yapay Zeka’da tekelleşmenin zararlarını ortaya koyuyor. Bu alandaki bir diğer güç ABD ise her konuda olduğu gibi Yapay Zeka’yı da tekelinde toplama gayesinde.
Shanghai’da Yapay Zeka diplomasisi
Çin, yapay zekâ alanındaki küresel rekabette teknolojik kapasitesinin yanı sıra uluslararası işbirliği vizyonunu da öne çıkarıyor.
17-20 Temmuz 2026'da Shanghai’da düzenlenen Dünya Yapay Zekâ Konferansı ve Yapay Zekâ Küresel Yönetişimi Üst Düzey Toplantısı, Çin'in bu alandaki diplomatik girişimlerinin en önemli noktalarından biri oldu.
29 ülke WAICO’yu imzaladı
Konferansa 102 ülke ve uluslararası kuruluştan temsilciler katılırken, etkinlikte 29 ülke Dünya Yapay Zekâ İşbirliği Örgütü'nün (WAICO) kurulmasına ilişkin anlaşmayı imzaladı. Örgütün merkezinin Shanghai’da olması kararlaştırıldı. Kurucu üyeler arasında Kazakistan, Laos, Pakistan, Rusya ve Endonezya da bulunuyor.
Shanghai’daki toplantı, Çin açısından yalnızca yeni teknolojilerin sergilendiği bir konferans değil, yapay zekânın geleceğine ilişkin alternatif bir küresel yönetişim anlayışının ortaya konulduğu diplomatik bir platform oldu.
Xi Jinping: Adil ve makul bir küresel Yapay Zeka yönetişim sistemi
Tüm ülkelere insan odaklı ve erdemli olma anlayışını benimseme çağrısında bulunan Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Yapay Zeka’nın ortak refahı sağlayacak ve ortak güvenliği koruyacak önemli bir itici güç haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Xi ayrıca, adil ve makul bir küresel Yapay Zeka yönetişim sistemi kurmak için uluslararası toplumun dayanışma içinde hareket etmesinin önemine işaret etti.
Çin liderinin konuşmasının merkezinde dört başlık yer aldı.
İlk olarak Xi, açıklık, kazan-kazan işbirliği ve inovasyon odaklı kalkınma çağrısı yaptı. Açık kaynak, işbirliği ve paylaşımın teknolojik inovasyonu hızlandıracağını belirtti.
İkinci olarak Yapay Zeka’nın güvenli ve kontrol edilebilir olması gerektiğini vurgulayan Xi, Yapay Zeka sistemlerinin her zaman insan kontrolü altında tutulması gerektiğini söyledi. Bunun yanında ulusal güvenlik kavramının Yapay Zeka alanında aşırı genişletilmesine ve bir ülkenin güvenliğinin diğer ülkelerin güvenliğinin önüne konulmasına karşı çıktı.
Üçüncü başlıkta kapsayıcılık ve medeniyetler arası karşılıklı öğrenme çağrısı yapan Xi, yapay zekânın farklı ülkelerin kültürel çeşitliliğini ve özgünlüğünü aşındırmaması gerektiğini ifade etti.
Dördüncü olarak ise çok taraflılık ve Birleşmiş Milletler merkezli küresel yönetişim vurgusu yaptı. Ülkelerin Yapay Zeka stratejileri, kuralları ve teknik standartları arasında koordinasyon sağlanması gerektiğini belirten Xi, özellikle Küresel Güney ülkelerinin kapasite geliştirmesine destek verilmesini istedi.
Xi ayrıca Çin'in önümüzdeki beş yıl içerisinde gelişmekte olan ülkelere 5 bin Yapay Zeka eğitim ve seminer imkanı sağlayacağını açıkladı. ASEAN, Arap Birliği, Afrika Birliği, Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu, Shanghai İşbirliği Örgütü ve BRICS ile Yapay Zeka uygulama işbirliği merkezleri kurulacağını duyurdu. Çin ayrıca 30 ülkenin Yapay Zeka destekli MAZU meteorolojik erken uyarı sisteminden yararlanmasına imkan sağlayacak.
WAICO: Çin'in Yapay Zeka vizyonunun kurumsal ayağı
Shanghai’da kurulan WAICO, Çin'in Yapay Zeka alanındaki uluslararası yaklaşımının en somut adımlarından biri olarak öne çıkıyor.
Örgüt, bağımsız bir hükümetlerarası uluslararası kuruluş olarak tasarlandı ve merkezinin Shanghai olması kararlaştırıldı. Kuruluş anlaşmasına göre WAICO, Birleşmiş Milletler Şartı'nın amaçlarını esas alacak; geniş istişare, ortak katkı ve ortak fayda ilkelerini benimseyecek.
Örgütün hedefi yalnızca Yapay Zeka teknolojilerinin geliştirilmesini teşvik etmek değil. Aynı zamanda Yapay Zeka konusunda uluslararası işbirliği, küresel yönetişim, teknik standartlar, güvenlik ve adil erişim alanlarında koordinasyon sağlamak.
Bu yönüyle WAICO, Çin'in Yapay Zeka’da yalnızca teknoloji üreten bir ülke olmak istemediğini, aynı zamanda geleceğin küresel kurallarının belirlenmesinde etkin rol üstlenmeyi hedeflediğini gösteriyor. Çin Dışişleri Bakanlığı da örgütün özellikle Küresel Güney'in Yapay Zeka alanındaki kapasitesini artırmayı amaçladığını belirtiyor.
Shanghai toplantısında ayrıca Çin'in uluslararası Yapay Zeka işbirliği ve gelişimine ilişkin eylem planı açıklandı. Plan; veri, hesaplama gücü, ekosistem, sanayide yapay zekâ kullanımı, yetenek geliştirme, kurallar ve standartlar, yönetişim ve etik olmak üzere sekiz alanı kapsıyor.
Açık modeller Çin'in en güçlü kozlarından biri
Çin'in Yapay Zeka rekabetindeki en dikkat çekici avantajlarından biri ise açık ve açık ağırlıklı modeller.
Alibaba'nın Qwen ailesi, DeepSeek, Moonshot AI'ın Kimi'si, Zhipu AI ve MiniMax gibi Çinli şirketlerin geliştirdiği modeller küresel geliştirici ekosisteminde giderek daha fazla kullanılıyor.
Özellikle Qwen ailesinin son dönemdeki hızlı yükselişi, Çin'in Yapay Zeka stratejisinin ABD'yi teknolojik olarak yakalamaya çalışan bir konumdan çıkarak, küresel geliştiricilerin kullandığı alternatif bir ekosistem oluşturmaya yöneldiğini gösteriyor.
Gönderilen verilere göre Hugging Face'teki son altı aylık indirmelerde Qwen ailesi 3 milyardan fazla indirmeyle Meta ve Google'ın açık modellerinin önüne geçti. Çinli şirketler ayrıca modellerini farklı geliştiricilerin kendi ihtiyaçlarına göre uyarlamasına imkan veren açık ağırlıklı yaklaşımla küresel pazarda maliyet avantajı oluşturuyor.
Çinli modellerin düşük maliyet ve yüksek performans kombinasyonu, Yapay Zeka’nın özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha erişilebilir hale gelmesine katkı sağlıyor.
Financial Times'ın son değerlendirmesinde de Çin'in açık ağırlıklı Yapay Zeka’yı küresel bir kamu malı yaklaşımıyla yaygınlaştırmaya çalıştığı ve bu yolla kendisine daha geniş bir uluslararası teknoloji ekosistemi oluşturmaya yöneldiği belirtildi.
Bu yaklaşım Çin açısından önemli bir stratejik avantaj yaratıyor. Çünkü Yapay Zeka rekabetinde yalnızca en güçlü modeli üretmek değil, dünyadaki geliştiricilerin hangi modelleri kullanacağını belirlemek de giderek daha önemli hale geliyor.
Rekabet tarımdan sanayiye yayılıyor
Çin'in Yapay Zeka stratejisi yalnızca büyük dil modelleriyle sınırlı değil.
Çinli bilim insanları soya fasulyesi araştırmalarına yönelik Fengshu 2.0 Yapay Zeka modelini geliştirirken, sistem genetik kaynaklar, genom ve protein verileri, hastalık örnekleri ve ıslah sonuçlarını birlikte analiz edebiliyor.
Bu yaklaşım, Çin'in Yapay Zeka’yı tarımdan üretime, sağlık hizmetlerinden meteorolojiye kadar gerçek ekonominin farklı alanlarına entegre etme stratejisinin bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Xi Jinping de Shanghai’daki konuşmasında Çin'in Yapay Zeka ile üretimin dönüşümünü hızlandırdığını, akıllı üretimin Çin modernleşmesinin önemli unsurlarından biri haline geldiğini belirtti.
Bletchley'den WAICO'ya uzanan süreç
Yapay Zeka’da küresel yönetişim arayışı aslında 2023'te İngiltere'deki Bletchley Yapay Zekâ Güvenliği Zirvesi ile yeni bir aşamaya girmişti.
1-2 Kasım 2023'te düzenlenen zirvede ABD, Çin, Avrupa Birliği, Hindistan, Japonya, Türkiye ve çok sayıda ülkenin dahil olduğu 28 ülke, Bletchley Deklarasyonu'nu kabul etti.
Deklarasyonda ileri Yapay Zeka’nın ciddi, hatta bazı durumlarda yıkıcı riskler oluşturabileceği kabul edilirken, ülkelerin bu riskleri birlikte yönetmesi gerektiği vurgulandı. Yapay Zeka’nın insan merkezli, güvenilir, sorumlu ve güvenli biçimde geliştirilmesi konusunda ortak anlayış ortaya konuldu.
Ancak üç yıl içinde gündem daha da genişledi.
Bletchley'de temel soru "Yapay Zeka’nın risklerini nasıl kontrol edeceğiz?" iken, 2026 Shanghai toplantısında bunun yanına "Yapay Zeka’nın küresel gelişiminden kimler yararlanacak ve kuralları kim belirleyecek?" sorusu eklendi.
Çin, bu noktada BM merkezli ve daha kapsayıcı bir yönetişim modelini savunurken WAICO'yu bu yaklaşımın kurumsal araçlarından biri olarak konumlandırıyor.
ABD cephesinde Pax Silica
Washington ise farklı bir model izliyor.
ABD, 2025'in sonunda başlattığı Pax Silica girişimiyle Yapay Zeka, yarı iletkenler, kritik mineraller, enerji ve ileri üretim alanlarındaki tedarik zincirlerini ABD ve müttefikleri etrafında güçlendirmeyi amaçlıyor.
Haziran 2026'daki Pax Silica Zirvesi'nin ardından ABD ve ortakları Yapay Zekâ Fırsat Bildirisini imzaladı. Bildiriye 35 ülke imza attı. Pax Silica'nın kendisinin ise 24 imzacısı bulunuyor.
Washington'ın yaklaşımı, gelişmiş çiplere ve kritik minerallere erişimi güvence altına alırken Çin'in teknoloji ekosistemine bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Ancak bu yaklaşım, son günlerde daha sert bir boyut kazandı.
Washington'dan müttefiklerine: Taraf seçin
Reuters'ın yayımladığı habere göre ABD yönetimi, Yapay Zeka Fırsat Bildirisi'ni imzalayan 35 ülkeye gönderilmesi planlanan bir mektupta, ülkelerin ABD ve Çin'in rakip Yapay Zeka girişimlerinin her ikisinde birden yer almaması gerektiği mesajını vermeye hazırlanıyor.
Taslak metinde, Pax Silica üyeliğinin yalnızca sembolik bir üyelik olmadığı ve ülkelerin bilinçli tercihler yapması gerektiği belirtiliyor.
ABD’nin hedefinde Kazakistan var
Washington'ın bu hamlesi, özellikle Kazakistan nedeniyle dikkat çekiyor. Kazakistan hem ABD öncülüğündeki Pax Silica girişimine hem de Çin'in öncülüğündeki WAICO'ya katılan bilinen ilk ülke konumunda.
Çin ise teknoloji ve ticaretin siyasallaştırılmasına karşı çıkıyor. Pekin'e göre ülkeleri Yapay Zeka alanında taraf seçmeye zorlamak, küresel teknolojik gelişmeyi yavaşlatmaktan başka sonuç vermeyecek.
Bu yaklaşım, Xi Jinping'in Shanghai’da yaptığı konuşmadaki "tek bir ülkenin solo gösterisi değil, uluslararası işbirliğinin senfonisi" anlayışıyla doğrudan örtüşüyor.
Eylül'de ilk resmi ABD-Çin Yapay Zeka görüşmesi
Rekabetin bir sonraki önemli aşaması ise Washington ile Pekin arasında eylülde yapılması beklenen Yapay Zeka görüşmesi olacak.
Reuters'a göre iki ülke, Donald Trump yönetimi dönemindeki ilk resmi ABD-Çin Yapay Zeka diyaloğunu eylül ayında gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Görüşmelerin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in 24 Eylül'de ABD'ye yapması planlanan ziyaretinden önce gerçekleştirilmesi bekleniyor.
Masadaki başlıklar arasında ileri Yapay Zeka sistemlerinin riskleri, askeri kullanım, siber güvenlik, fikri mülkiyet, yapay zekâ modellerinin yayılması ve rekabet koşulları bulunuyor.
Pekin yapay zekâ konusunda siyasi kamplaşma yerine teknik diyalog ve uluslararası işbirliğini öne çıkarıyor.
Çin'in avantajı: Teknolojiyi küreselleştirme kapasitesi
ABD ile Çin arasındaki rekabet iki farklı stratejiyi karşı karşıya getiriyor.
ABD, ileri çipleri, güçlü özel sektör şirketlerini, yatırım gücünü ve müttefiklerinin teknoloji altyapısını bir araya getirerek kapalı ve tekel bir teknoloji zinciri oluşturmaya çalışıyor.
Çin ise kendi çip ve model kapasitesini artırırken, özellikle açık modeller, düşük maliyet, geniş geliştirici topluluğu, Küresel Güney'e teknoloji aktarımı ve çok taraflı yönetişim üzerinden farklı ve daha adil bir ekosistem kurmaya çalışıyor.
Çin'in son dönemdeki ilerlemesinin dikkat çekici tarafı da burada ortaya çıkıyor.
ABD'nin ileri teknoloji ihracat kontrolleri Çin'in Yapay Zeka sektörünü yavaşlatmayı hedeflerken, Pekin bu baskıyı yerli teknoloji geliştirme, açık model üretimi ve kendi kendine yeterlilik çabalarını hızlandırmak için kullanıyor.
Aynı zamanda Çin'in Qwen, DeepSeek, Kimi ve diğer modelleriyle küresel geliştiricilere ulaşması, rekabeti yalnızca iki ülke arasındaki bir teknoloji yarışından çıkararak dünya çapında bir ekosistem mücadelesine dönüştürüyor.
Özetle, ABD gücü elinde toplamak için girişimler yaparken Çin ise, Yapay Zeka’nın birkaç ülkenin elinde yoğunlaşması yerine daha geniş bir uluslararası erişime açılmasını ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin bu teknolojiden yararlanmasını savunuyor.




