CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Dünyanın en soğuk ve en az nüfusa sahip bölgesi Arktik, son yıllarda jeopolitik tansiyonun merkez üslerinden biri haline geldi. Rusya, ABD ve Çin için olduğu kadar Arktik, Pax Americana çökerken Avrupa için de hem ekonomik hem de güvenlik anlamında önem arz ediyor.
Kanada, Rusya, İzlanda, Finlandiya, Norveç, İsveç, Danimarka ve Amerika Birleşik Devletleri’nin topraklarını içeren İnuit, Sami ve Yukagir gibi yerli halklara da ev sahipliği yapan bu bölge, bir zamanlar bilimsel anlamda öne çıkan, uluslararası işbirliğinin teşvik edilmeye çalışıldığı bir alandı. Bu nedenle, 1996'da sekiz ülkenin tamamının üye devlet olarak yer aldığı ve yerli grupların temsilcilerinin de katıldığı Arktik Konseyi kurulmuştu. O zamanlar tarafsız bir bölge olarak tasvir edilen Arktik, şimdi ise rekabet merkezine dönüştü.
Arktik neden rekabet bölgesi?
Arktik'in karşı karşıya olduğu en önemli sorun iklim değişikliği gibi görünse de eriyen buzullar kimileri için “fırsat penceresi” anlamına geliyor. 1990'lardan bu yana Arktik’teki buzullar 7,6 trilyon metrik ton azaldı; kayıp oranı yüzde 57 arttı. Buzul kaybı, deniz seviyesinin yükselmesine neden oluyor. Bu durum yerel yaban hayatını da doğrudan etkiliyor; kutup ayısı popülasyonları azalıyor, okyanuslar ısınıyor. Okyanus hayatı da olumsuz etkileniyor. Arktik’teki buzulların erimesi işte bu nedenlerle kimileri için çevresel felaket anlamına gelirken kimileri için de yeni bir kritik satranç oyunu demek oluyor.
Buzullar eridikçe Arktik ticaret yolları daha erişilebilir oluyor, bu da Süveyş ve Panama kanallarını kullanan mevcut rotalara kıyasla okyanus ötesi nakliye için daha kısa mesafeler sağlıyor. Dahası, artan seyrüsefer kolaylığı, doğal kaynakların araştırılması ve çıkarılması potansiyelini genişletiyor. Özellikle ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş sonrası kapanan Hürmüz Boğazı ile bu bölge çok daha fazla önem arz ediyor.
Ancak Arktik’i önemli kılan tek özelliği alternatif bir ticari rota olması değil. Arktik bölgesinin, dünyanın kalan fosil yakıt rezervlerinin yüzde 20'sinden fazlasını barındırdığı tahmin ediliyor ve halihazırda 400'den fazla petrol ve doğalgaz sahası keşfedilmiş durumda. Hem deniz tabanı hem de açık deniz alanları, demir, altın, nikel ve çinko gibi temel ihtiyaçlardan, elektronik ve pil teknolojisinde kullanılan neodimyum ve disprosyum gibi nadir toprak metallerine kadar çok çeşitli mineraller içeriyor.
Hangi ülke için ne ifade ediyor?
ABD açısından Arktik öncelikle “ulusal güvenlik” meselesi. Bölge, Kuzey Amerika'ya yönelik olası hava saldırılarında en kısa balistik ve seyir füzesi güzergahı olmasıyla dikkat çekiyor. Bu nedenle Rusya'nın Arktik'teki askeri kapasitesinin büyümesi Washington’da endişe yaratıyor. Çünkü Rusya, bölgede Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminden kalan çok sayıda askeri tesisi, bölgedeki NATO varlığına karşı yeniden canlandırdı. Hava savunmasını, askeri üslerini ve nükleer kapasitesini güçlendirdi.
ABD için Grönland da bu nedenle kritik. Grönland, Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki stratejik konumu sayesinde Rus deniz ve hava faaliyetlerinin izlenmesinde önemli bir noktada. ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’i ilhak çabasında kendisine meşru bir zemin aradığı mesele de tam olarak bu.
Ancak ABD'nin Grönland'de zaten bir üssü bulunuyor. ABD’nin Pituffik Uzay Üssü; erken uyarı sistemleri, uzay gözetimi ve savunma açısından kullanılıyor. Ayrıca Grönland, Grönland-İzlanda-Birleşik Krallık hattının batı ucunda bulunuyor. Bu koridor Rus donanmasının Kuzey Atlantik'e geçişinin izlenmesi açısından önemli görülüyor.
Bunun yanında Arktik, ABD için enerji ve kritik mineraller açısından da önemli. Bölgenin henüz kullanılmamış yaklaşık 90 milyar varil petrol ve önemli miktarda doğal gaz rezervine sahip olduğu tahmin ediliyor. Nadir toprak elementleri ve diğer kritik mineraller de savunma, yüksek teknoloji ve enerji dönüşümü açısından stratejik değer taşıyor.
En uzun kıyı şeridi Rusya'nın
Arktik kıyı şeridinin yarısından fazlası Rusya'ya ait. Dolayısıyla Rusya Arktik'i, uzun zamandır hem güvenliği hem de ekonomisi açısından kritik bir bölge olarak görüyor. Bunun ekonomik ayağında özellikle Kuzey Denizi Rotası bulunuyor. Kuzey Deniz Rotası, Atlantik Okyanusu ile Pasifik Okyanusu'nu bağlayan, Rusya'nın Arktik (Kuzey Kutbu) kıyıları boyunca uzanan yaklaşık 5 bin 600 kilometre uzunluğunda stratejik bir deniz ticaret yolu. Arktik buzlarının incelmesiyle bu rota Asya ile Avrupa arasındaki taşımacılık mesafeleri kısaltan kritik bir güzergah haline geldi. Rusya bu sebeple kendi kıyı şeridi boyunca buz kırıcılara yatırım yapıyor; limanlar ve diğer altyapıyı geliştiriyor.
Kaynaklar da Rusya için kritik. Arktik'teki petrol, doğal gaz ve nadir toprak elementleri Rusya ekonomisi için büyük önem taşıyor; Rusya'nın Arktik kalkınması ulusal bir öncelik ve Kuzey Deniz Rotası üzerindeki projeler ekonomik faaliyetlerin önemli bir parçası. Ancak bunun aynı zamanda çok güçlü bir askeri boyutu var. Rusya bölgede askeri üslerini, hava savunmasını ve nükleer kapasitesini modernize ediyor. Arktik üzerinden Kuzey Amerika'ya ulaşan füze güzergâhlarının menzil olarak kısa olması bölgeyi, Rus stratejik caydırıcılığı açısından önemli hale getiriyor.
Arktik: Rusya ve NATO'nun kritik sınırı
Arktik Konseyi üyesi olan 8 ülkenin 7'si (ABD, Kanada, Norveç, Danimarka/Grönland, İzlanda, Finlandiya ve İsveç) artık NATO üyesi. Bölgede NATO üyesi olmayan tek Arktik ülkesi ise Rusya. Bu durum Arktik'in Rusya açısından neden kritik bir güvenlik bölgesi olduğunu açıklıyor. Özellikle Finlandiya ve İsveç'in katılımıyla birlikte Arktik bölgesi doğrudan bir "NATO-Rusya sınırı" haline gelirken Rusya da buradaki üslerini güçlendirmeye çok daha fazla para ve zaman harcamaya başladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, NATO'yu Arktik bölgesini askerileştirmekle suçluyor. Buna karşılık Moskova caydırıcılık açısından bölgedeki eski Sovyet üslerini modernize ediyor ve yeni füze savunma sistemleri konuşlandırıyor.
Arktik'e yakın devlet: Çin
Çin'in durumu farklı. Arktik kıyısı yok. Çin; 2018'de yayımladığı Beyaz Kitap'ta kendisini ilk kez "Near-Arctic State” (Arktik'e yakın devlet) olarak tanımlamıştı.
Pekin, Arktik'i; iklim değişikliği, mesafeleri kısaltan deniz güzergahı, doğal kaynaklar ve bölgesel gelişmeler açısından önemsiyor. Buzulların erimesiyle Kuzey Denizi Rotası'nın Asya-Avrupa ticaretinde daha kullanılabilir hale gelmesi, Çin'in Avrupa'ya ulaşımında Süveyş Kanalı'na alternatif olarak görülüyor. Çin bunu “Polar Silk Road – Kutup İpek Yolu” kavramıyla Kuşak ve Yol Girişimi'ne bağlıyor. Bu da ABD ve Avrupa Birliği arasındaki anlaşmazlık artarken kıta Avrupası için önem arz eden Çin için kritik bir rota oluşturuyor.
2018'de yayımlanan Beyaz Kitap'ta Çin, Kuşak ve Yol Girişimi'nin Arktik'e uzanmasını hedeflediğini belirtmişti.
Arktik'teki enerji, maden, balıkçılık ve diğer doğal kaynaklar Çin'in sanayi ve enerji güvenliği açısından değer taşıyor. Bu aynı zamanda bilimsel ve teknolojik kapasite için de vazgeçilmez bir seçenek oluşturuyor.




