Himalayalar’da çarşamba günü meydana gelen ve Nepal ile Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’nin güneybatısını etkileyen çamur akıntılarının nedenine ilişkin araştırmalar sürüyor.

İlk değerlendirmelere göre felaketin, Himalayalar’ın 5 bin metreden daha yüksek kesimlerinde bulunan büyük bir buzulun aniden çökmesiyle başlamış olabileceği belirtiliyor. Ancak uzmanlar, olayın kesin nedeninin belirlenmesi için çalışmaların devam ettiğini ve şu aşamada kesin bir sonuca varmanın erken olduğunu vurguluyor.

Felaketin başlangıcı: Buzul çökmesi

Uydu görüntüleri ve Çinli jeoloji uzmanlarının ön değerlendirmeleri, Nepal'deki yüksek rakımlı bir buzulun çarşamba günü çöktüğünü gösteriyor.

Büyük bir buz kütlesinin 5 bin metreden daha yüksek bir rakımda parçalanarak dik yamaçtan aşağı sürüklendiği değerlendiriliyor.

Ancak aşağıya yalnızca buz kütlesi inmedi. Hareket eden buz, güzergahındaki kaya, gevşek toprak ve diğer materyalleri de beraberinde sürükledi.

Bu süreçte başlangıçta bir buzul çökmesi şeklinde ortaya çıkan olayın, kısa sürede buz, kaya ve topraktan oluşan büyük bir kaya-buz çığına dönüştüğü değerlendiriliyor.

Buz, kaya ve toprak birleşerek çamur akıntısına dönüştü

Buz ve kaya parçalarının dağlık bölgelerdeki nehir yataklarına ulaşmasıyla birlikte akıntıya daha fazla su ve tortu karıştı.

Böylece yüksek kesimlerde başlayan görece sınırlı bir çökme, aşağı bölgelere ilerledikçe çok daha büyük bir afete dönüştü.

Uzmanlara göre akış sırasında buz parçalandı, kaya ve tortular akıntıya dahil oldu ve su miktarı arttı. Bunun sonucunda oluşan kütle, bazı bölgelerde çamur akıntısı ve ani sel şeklinde ilerledi.

Felaket zincirinin yaklaşık 20 kilometrelik mesafeyi 7 dakika gibi kısa bir sürede kat ettiği ve ardından çamur akıntısına dönüşerek Gyirong Limanı'nı vurduğu belirtildi.

İklim değişikliği felaketin nedeni mi?

Uzmanlar, iklim değişikliğinin bu spesifik buzul çökmesine doğrudan neden olduğunu söylemek için henüz yeterli veri bulunmadığına dikkat çekiyor.

Buzulun kendi yapısındaki değişimler, eriyen suların buz ve kaya çatlaklarına sızması, yamaçların stabilitesi, yakın dönemdeki hava koşulları ve bölgedeki jeolojik süreçlerin tamamının olayda rol oynamış olabileceği değerlendiriliyor.

Bununla birlikte küresel ısınmanın uzun vadede yüksek dağlık bölgelerdeki riskleri değiştirdiği belirtiliyor.

Küresel ısınma Himalayalar’daki riskleri artırıyor

Artan sıcaklıklar buzulların geri çekilmesine ve donmuş toprakların çözülmesine neden olurken, buz ve dağ yamaçlarının dengesi de bundan etkilenebiliyor.

Buzulların geri çekilmesiyle birlikte geride istikrarsız yamaçlar ve buzul gölleri kalabiliyor. Eriyen buzullardan gelen suyun kaya ve buz çatlaklarına sızması da yapıyı zayıflatabiliyor.

Ancak uzmanlar, bu durumun her buzul çökmesinin doğrudan küresel ısınmaya bağlanabileceği anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.

Daha doğru değerlendirme ise iklim değişikliğinin yüksek dağlık bölgelerdeki risk koşullarını değiştirdiği, ancak bu olayda doğrudan tetikleyici olup olmadığının henüz bilinmediği yönünde.

Himalayalar’da “zincirleme afet” riski

Uzmanlara göre olayın en önemli bilimsel boyutlarından biri, tek bir doğal afet yerine birbirini tetikleyen çok sayıda tehlikenin ortaya çıkması.

Bir buzulun hareketindeki değişiklik dağ yamacının dengesini bozabiliyor. Yamaçtaki çökme buz-kaya çığını tetikleyebiliyor. Bu çığ ise aşağı kesimlerde çamur akıntısı ve sele dönüşebiliyor.

Güney Sudan’dan Batılı ülkelere tepki: Büyükelçiler Bakanlığa çağrıldı
Güney Sudan’dan Batılı ülkelere tepki: Büyükelçiler Bakanlığa çağrıldı
İçeriği Görüntüle

Bilim insanları bu süreci “çoklu tehlike zinciri” olarak tanımlıyor.

Himalayalar’daki son felaketin de buzullar, kayalar, su ve dağ yamaçları arasındaki karmaşık etkileşimin ne kadar büyük sonuçlara yol açabileceğini gösterdiği belirtiliyor.

Felaketin kesin nedeni araştırılıyor

Uydu görüntüleri ve ilk bilimsel değerlendirmeler, yüksek rakımlı bir buzul veya buz-kaya çökmesini felaket zincirinin başlangıç noktası olarak işaret ediyor.

Ancak uzmanlar, buzulun ve dağın neden dengesini kaybettiğini, akıntının aşağıya doğru ilerlerken nasıl değiştiğini ve hava koşulları, jeolojik yapı ile uzun vadeli iklim değişikliğinin olayda ne ölçüde etkili olduğunu belirlemek için araştırmalarını sürdürüyor.

Himalayalar'ın giderek ısınan ve jeolojik açıdan hareketli yapısı nedeniyle, bu soruların yanıtlanmasının yalnızca yaşanan felaketi anlamak açısından değil, gelecekte benzer afetlerin önceden tespit edilmesi ve aşağı kesimlerde yaşayan toplulukların uyarılması açısından da büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.