İkinci füze olayı da yaşandı. Yine aynı şekilde füze NATO’nun Kürecik radarı tarafından tespit edildi ve Akdeniz’deki NATO unsurları tarafından düşürüldü. İlkinde Hatay’a, ikincisinde Gaziantep’e düştü parçalar. (İlkinde Hatay’a düşen parçaların atılan füzeye değil, vuran mühimmata ait olduğunu söylemişti Milli Savunma Bakanlığı sözcüsü.)

İran ısrarla Türkiye’yi ve Azerbaycan’ı hedef alan saldırıları olmadığını açıklıyor. Kaldı ki İran’ın ABD ve İsrail’in yanında bir de Türkiye ile Azerbaycan’ı kendisine karşı savaşa sokması için hiçbir mantıklı nedeni yok.

Peki o zaman olayın açıklaması ne?

Füze olayında üç olasılık

1) Füzeler, başka bir hedefe atılmış ama kontrolünü kaybetmiş olabilir.

2) Füzeler, başka bir hedefe atılmıştır ama NATO tarafından uzay boşluğu seviyesinde tespit edilerek uygun yerde vurulup, Türk hava sahasının hedef alındığı gösterilmeye çalışılmıştır.

3) Tespit eden de vuran da NATO/ABD olduğu için, tespitin de vurulmanın da şüpheli olabileceğini üçüncü bir seçenek olarak kenarda tutalım.

İkinci olasılığın daha güçlü olduğu görülüyor ama şu tesadüf de dikkat çekici.

ABD’nin personeline uyarısının zamanlaması

İkinci füze olayı ile eş zamanlı olarak ABD Büyükelçiliğinin dikkat çeken bir açıklaması oldu. Açıklamada ABD personelinin güvenlik nedeniyle Adana Başkonsolosluğunu terk etmesi istendi. Ayrıca Türkiye’nin güneydoğusunda bulunan Amerikalıların da bölgeyi derhal terk etmesi istendi.

Başkonsolosluk personelinin binayı derhal terk etmesini sağlamanın en kestirme yolu sosyal medya mı? ABD kendi personelini doğrudan ve daha hızlı uyaramıyor mu da sosyal medyayı tercih ediyor?

Bu uyarı aslında “normal yollarla” daha önce yapılmıştır büyük olasılıkla ve bu da yine büyük olasılıkla ilgililerce saptanmıştır. ABD sonradan, füze olayıyla paralel olarak açıklamayı kamuya açık şekilde yaparak, muhtemelen “önceden uyarının” doğuracağı soru işaretlerini önlemek istedi!

İran’ın nedeni yok ama ABD’nin nedeni çok

İran’ın Türkiye’yi ya da Azerbaycan’ı vurmak için bir nedeni yok. İran’ın Türkiye’yi ve Azerbaycan’ı, kendisine saldırtmak için bir nedeni yok. Ama ABD’nin ve İsrail’in birçok nedeni var.

En savaş çığırtkanı ABD’li senatör Lindsey Graham’ın her gün ekranlarda Arapların ve İran’ın komşularının da artık ABD’nin yanında savaşa girmesini istemesi boşuna değil. ABD ve İsrail, hava saldırılarını sürdürürken, karadan onlar için fedakârlık yapacak ülkelere ihtiyaç duyuyor!

Mesele budur ve Ankara ile Bakü’nün bu gerçeğe göre konumlanması gerekir. Her iki füze olayında da belli kesimlerin kamuoyu oluşturmak üzere medyada Türkiye’yi ve Azerbaycan’ı İran’a karşı kışkırtması üzerinde de ayrıca durulmalıdır.

ABD’nin suç dosyası kabarık

Sosyal medyadan soranlar var. ABD böyle tertip yapar mı? Yapar, yaptı da…

Örneğin bir İran gemisi, davetli olduğu Hindistan’daki tatbikattan dönüyordu. Gemi tatbikat gereği silahsızdı. Hindistan bunu biliyordu, ABD bunu biliyordu. ABD bunu bile bile İran gemisini Sri Lanka açıklarında, uluslararası sularda vurdu. 100’den fazla askeri sulara gömdü. Bile isteye savaş suçu işledi.

Ve ABD Başkanı Donald Trump, bu olayı gevrek gevrek gülerek ekranlarda anlattı: “Dedim ki, ‘Neden gemiyi ele geçirmiyoruz, kullanabiliriz, neden batırdık', o da 'Batırmak daha eğlenceli' dedi, batırmayı daha çok seviyorlar, batırmanın daha güvenli olduğunu söylüyorlar.”

Emperyalizm budur ve ahlaksızdır. Çıkarı için her türlü insanlık suçunu işler. Üstelik çıkarının gereği olarak dost-düşman ayrımı bile yapmaz. Anımsayın, 34 yıl önce ABD uçak gemisi Saratoga, Ege tatbikatı sırasında Muavenet muhribimize iki Sea Sparrow füzesi fırlatarak beş askerimizi şehit etmiş, yirmi askerimizi de yaralamıştı. Teknik olarak “yanlışlıkla” olması mümkün değildi, ABD açık açık Türkiye’nin Irak’taki onaylamadığı harekatına yanıt veriyordu!

Trump’ın yalanları

Ve evet, emperyalist ABD, savaş durumunda, ahlaki ölçütü tamamen ortadan kaldırır. Anımsayın, Trump İran’a saldırmadan önce, 9 Ocak 2026’da aynen şöyle demişti: “Beni durduracak tek şey kendi ahlakım, uluslararası hukuka ihtiyacım yok.

Peki ya Trump’ın ahlakı?

New York Times muhabiri ile Trump arasındaki ekranlara yansıyan şu diyalog, o ahlakı resmediyor:

- Gazeteci: “Görüntüler, bir Tomahawk füzesinin İranlı kız okulunu imha ettiğini gösteriyor. ABD herhangi bir sorumluluk kabul edecek mi?”

- Trump: “Görüntüleri görmedim. Tomahawk füzeleri başka ülkeler tarafından da kullanılıyor. İran bu füzeleri elde etmiş olabilir.”

- Gazeteci: “Sayın Başkan, İran’ın bir şekilde Tomahawk füzesi ele geçirip savaşın ilk gününde kendi ilkokulunu bombaladığını öne süren hükümetinizdeki tek kişi sizsiniz.

- Trump: “Bu konuda yeterince bilgim yok, olay soruşturma altında”

ABD, İran’da kız okulunu vurdu ve 175 öğrenciyi katletti.

Trump, bu konuda sürekli yalan söylüyor. Ve kendi yalanını örtebilmek için de yeni yalanlara başvuruyor…

Trump normalde tıbbın, psikiyatrinin, psikolojinin konusu ama bulunduğu makam nedeniyle ne acı ki insanlığın sorunu…

Mehmet Ali Güller
CGTN Türk
10 Mart 2026