Pakistan’daki 21 saatlik ABD-İran müzakeresi, ABD’nin savaşta alamadığını masada alma çabasına sahne oldu. İran, masada da ABD’ye istediğini vermeyince, ABD yeni bir “çareye” başvurdu: Abluka!

ABD Başkanı Donald Trump “Hürmüz Boğazı’na girmeye veya boğazdan çıkmaya çalışan tüm gemileri ablukaya alma süreci başlatacaklarını” ilan etti.

Trump’ın Hürmüz çaresizliği

ABD açısından ne kadar vahim bir tablo:

Hürmüz Boğazı zaten açıktı. ABD saldırınca, İran kapattı.

Boğaz kapanınca enerji piyasaları altüst oldu. ABD bunu telafi edebilmek için rezervlerinden piyasaya petrol bile sürmeye mecbur kaldı. Ancak çare olmadı.

Trump, Hürmüz’ü açabilmek için müttefiklerini yardıma çağırdı ama reddedildi. Sonra “Hürmüz benim sorunum değil, kim oradan petrol alıyorsa o açsın, Fransa açsın, İngiltere açsın, Çin açsın” dedi. Hatta Hürmüz’ü açmaya yardıma gelmiyorlar diye “NATO’dan çıkarım” şantajına bile başvurdu.

Nihayetinde Trump Hürmüz’ü açamayınca İran’la müzakereye mecbur kaldı ama masada da beceremedi.

Şimdi “ablukaya abluka” uygulama çaresine başvuruyor!

Tam bir çaresizlik…

ABD’nin abluka planı neden işe yaramaz?

Trump yönetimi, uygulayacakları deniz ablukasının Çin’i ve Avrupalıları vuracağını hesaplıyor. Çünkü bu ülkeler İran ve Körfez ülkelerinden petrol alıyor. Petrole erişimleri kesilince Çin’in İran’a baskı yapacağını, Avrupalıların da ABD’ye askeri destek vermek zorunda kalacağını hesaplıyorlar.

Acaba öyle mi? Yoksa tersi sonuçlar mı üretecek?

Çin’in rezervi sağlam ve başka kaynakları da var.

Avrupalılar ise ABD’ye destek vermeye mecbur olmayabilirler. Tersine ABD’nin bu hamlesi, ABD ile Avrupa arasındaki ağır sorunlara bir yenisini daha eklemiş olur ve Atlantik içindeki çatlak daha da büyüyebilir.

Kısacası Trump-Rubio-Hegseth’in bu “çaresi” de diğerleri gibi ABD’ye çare olmayacak…

ABD aslında kimlerle çarpışıyor?

ABD’nin Venezuela’ya saldırısı da İran’a saldırısı da sadece bu ülkelere saldırısı değildir. ABD bu ülkeler üzerinden Küresel Güney’le, Asya’yla, BRICS’le, Çin’le çarpışmaktadır aslında…

ABD inişe geçen hegemonyasını koruyabilmek için, kurduğu düzenden kalanların üzerine oturabilmek için, aşınan liderlik kapasitesini sürdürebilmek için, kısacası inişini frenleyebilmek için saldırıyor…

ABD rakiplerinin önünü kesebilmek için, rakiplerinin ticaretini boğabilmek için, rakiplerinin kaynaklara erişimini engelleyebilmek için saldırıyor…

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, son açıklamasında bunu çırılçıplak ortaya koydu.

Rubio asıl hedefin Çin olduğunu söylüyor

Rubio, ABD’nin Venezuela’ya saldırısının asıl nedenini açıkladı: Venezuela’nın Çin, Rusya ve İran’la ilişkisi.

1) Rubio, Venezuela petrol endüstrisinin ABD’nin düşmanları tarafından değil, ABD tarafından kontrol edilmesi için bu ülkeye saldırdıklarını söylüyor.

Çin, Rusya ve İran, Rubio’nun iddia ettiği üzere Venezuela petrol endüstrisini kontrol etmiyordu, Venezuela’yla petrol ticareti yapıyordu. Rubio o ilişkiyi çarpıtırken kendi ilişki türünü sergilemiş oluyor: Venezuela petrol endüstrisini ABD kontrolünde tutmak!

2) Rubio, “Burası Batı yarımküre. Çin, Rusya ve İran’ın bizim coğrafyamızda ne işi var” diyor.

Dünyanın dört bir tarafında 180 askeri üssü olan, başkentlerin, hükümetlerin içine kadar girmiş emperyalist ABD, başkalarına “benim coğrafyama giremezsin, benim coğrafyamdaki bir ülkeyle ticaret yapamazsın” diyor.

ABD’nin sahte müdahale gerekçeleri

Bu açıklamanın ortaya koyduğu gerçek şudur: ABD’nin herhangi bir ülkeye müdahalesini demokrasi, insan hakları, iyi-kötü yönetim üzerinden gerekçelendirmek, ABD’nin emperyalist amaçlarının örtüsüdür.

Buna Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de, Venezuela’da ve şimdi de İran’da aldanmak, elbette “aldanmak” değildir!

Mehmet Ali Güller
CGTN Türk
14 Nisan 2026