ABD Başkanı Donald Trump, “bu yılın başında İran’daki muhalif protestoculara silah gönderdiğini” açıkladı.

Böylece ABD’nin İran’da demokratik eylemler olarak başlayan ama ikinci aşamasında kanlanan son protestolardaki rolü iyice açığa çıkmış oldu.

Zira pazar esnafının paranın değerinin düşmesine tepki olarak başlattığı ve halkın da destek verdiği demokratik eylemler, İran yönetimi tarafından da demokratik bir hak olarak değerlendirilmiş ve saygıyla karşılanmıştı. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan başta yetkililer, protestocuların görüşlerini dikkate alan mesajlar vermişlerdi.

Trump’ın gözlediği o ölümler

Sonra birden eylemler başka bir mecraya kaydı. Silahlar patladı, çok sayıda ölüm yaşandı. İran yönetimi bu ikinci aşamada “başka parmaklar” olduğuna dikkat çekerek, artık hoşgörü gösterilmeyeceğini belirtti ve eylemleri çok sert bir şekilde bastırdı.

Başka parmaklar olduğuna dair kanıtlar da ortaya çıktı. Gözaltına alınanların cep telefonlardaki mesajlardan, para ve silah alındığı ortaya çıktı. Hatta kimi mesajlarda, para ve silah verilenlerden, protestocuları öldürmesi isteniyordu!

Çünkü ne kadar çok kişi ölürse, ABD, protestocuları “savunmak” için İran’a müdahale gerekçesi üretebilecekti, öyle düşünüyorlardı. Hatta o sırada Trump, “ölü sayısı artarsa, müdahale ederiz” diye açıklamalar yapıyordu.

Sonradan netleşti de… Ölenlerin önemli bir bölümü önden değil, yandan aldığı kurşunlarla yaşamlarını yitirmişti. Güvenlik görevlilerinin kurşunları olsa, karşıdan gelmesi gerekirdi.

ABD’nin “Kürt kartı” çalışmadı

ABD’nin hedef ülkede ayaklanma tezgahı yapması yeni değil. Ukrayna’da da yapmışlardı. Hatta dönemin ABD Başkanı Barrack Obama o ayaklanmadaki rollerini övüne övüne CNN yayınında anlatmıştı.

Ki halkın demokratik eylemleri ile bu türden “renkli darbe” gösterilerini birbirinden ayıran en temel konuların başında silah geliyor!

Yeniden İran’a dönersek…

Trump, ilk açıklamasında, göstericilere gönderdikleri silahların ellerine ulaşmadığını söyledi. Nereden mi çıkmıştı bu açıklama? Çünkü Trump bir kaç gündür, ”göstericilerin silahları olsa, şimdi İran yönetimine karşı ayaklanır” diyor!

En başta da tezi böyleydi. İran’a ağır bir bombardıman uygulayacaklar, daha bir kaç ay önce rejime karşı ayaklanmış olan halk yine ayaklanacak ve rejim yıkılacaktı. Bu olmadı. Tersine muhalifler ABD ve İsrail’e karşı vatan savunmasına katıldı.

Hatta sonrasında Trump doğrudan Barzani ve Talabani’yi arayarak İran’a karşı harekete geçmesini bile istedi. Ama ABD’nin “Kürt kartı” bu kez çalışmadı.

Dolayısıyla Trump iki kere kızgın!

Üç Kürt örgütü Trump’ı yalanladı

İşte Trump’ın konuşmasının bağlamı buydu. Fox News’e yaptığı açıklamada “Bu yılın başlarında İran’daki muhalif protestoculara silah gönderdik. Silahları Kürt aracılar üzerinden ilettik. Sanırım Kürtler silahları kendilerinde tuttular” dedi.

Silahların en azından bir bölümünün gittiği, sahadaki sonuçlarından belliydi belli olmasına da Trump’ın amacı başkaydı. Trump’ın suçladığı Kürt aracılar tam olarak kimdi, belli değil. Zira İran’da beş Kürt örgütü vardı ve bunlar, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasından bir süre önce, İran rejimini yıkma hedefiyle bir ortak cephe kurduklarını dünyaya ilan etmişlerdi.

Ama ABD ve İsrail cephede ilerleyemezken, bu beş örgütün harekete geçmesi elbette mümkün değildi. Zira zayıflardı. Trump’ın doğrudan Barzani ve Talabani’den harekete geçmesini istemesinin nedeni oydu.

Velhasıl, Kürt örgütler harekete geçmedi. Zaten İran’ın Kürdistan eyaletindeki Kürtlerin çoğunluğu da ABD ve İsrail’e karşı İran’ı, vatanlarını savunma kararlılığıyla alanlara çıkıyordu.

Trump’ın silahlar nedeniyle Kürtleri suçlaması bu nedenle de ilginçti. Ancak bir ilginçlik daha vardı. Ortak cephe kuran o beş Kürt örgütünden üçü açıklama yaptı ve ABD’in silahlarından haberleri olmadığını, kendilerine silah gelmediğini açıkladılar. O örgütler Barzanilerin İran kolu olan İran Kürdistan Demokrat Partisi, Kürdistan Özgürlük Partisi ve Kürdistan Emekçiler Topluluğu’ydu.

ABD yönetiminin Irak’ta ve Suriye’de silahlandırdığı PKK’nin İran kolu PJAK’tan, şu saate kadar herhangi bir açıklama gelmedi.

Trump Kürtleri tehdit etti: Bedel ödeyecekler

Trump, bu konuda 24 saat sonra tekrar ve bu kez bir ek ile şöyle dedi: “Bazı silahlar gönderdik; İran halkına gitmesi gerekiyordu. Ne oldu biliyor musunuz? Onları gönderdiğimiz kişiler silahları kendilerine aldı. Belli bir grup insana çok öfkeliyim ve bunun için büyük bir bedel ödeyecekler.

Böylece Trump bir gün sonra aynı açıklamayı, bu kez silah alanları, yani Kürtleri tehdit ederek sürdürdü!

Özetle Trump ABD ve İsrail’e destek vermeyen Avrupa ülkelerine kızıp, “NATO’dan çıkmakla” tehdit etmesinin ardından, bu kez talep etmesine rağmen harekete geçmeyen Kürtleri de tehdit etmiş oldu!

Cephedeki askeri sıkışmışlık, içerideki siyasi sıkışmışlık, müttefiklerinin destek vermemesi, yalnızlık, ABD Başkanı Trump’ı iyice bunaltmış görünüyor. Artık ağzını bozarak, küfrederek resmi açıklamalar yapması da bu nedenle…

Trump’ın suç itirafı

Bitirirken asıl önemli konuya işaret edelim…

Trump’ın “bu yılın başında İran’daki muhalif protestoculara silah gönderdiğini” açıklaması bir itiraftır ama aynı zamanda ve daha önemli olarak bir suçtur.

Emperyalist ABD’nin bu türden suçlarının hesabının artık sorulabileceği bir döneme giriyoruz.

Emperyalist-Siyonist ittifakın İran’da işlediği insanlık suçları mutlaka ve mutlaka cezalandırılacak.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
7 Nisan 2026