Haber Merkezi
Mevcut Genel Sekreter António Guterres’in 31 Aralık 2026’da ikinci beş yıllık dönemini tamamlayarak görevi bırakacağı BM’de, yerine gelecek ismi belirleme süreci tüm hızıyla sürüyor. Yeni Genel Sekreter 1 Ocak 2027’de koltuğuna oturacak.
Seçim nasıl işliyor? Yasal dayanak ve kurumsal çerçeve
BM Genel Sekreteri’nin seçimine ilişkin temel yasal dayanak, BM Şartı’nın 15. Bölümü’ndeki 97. madde. Bu madde açıkça şöyle diyor: “Genel Sekreter, Genel Kurul tarafından, Güvenlik Konseyi’nin tavsiyesi üzerine atanır.” Bu düzenleme, Genel Sekreter’in serbest bir seçim yarışıyla değil, Güvenlik Konseyi tavsiyesi ve Genel Kurul onayından oluşan iki aşamalı bir prosedürle belirlendiği anlamına geliyor.
Güvenlik Konseyi tavsiye yetkisini, Genel Kurul ise atama yetkisini kullanıyor. GK oylamasında bir adayın tavsiye edilebilmesi için en az 9 “evet” oyu alması ve beş daimi üyenin (Çin, ABD, Rusya, İngiltere, Fransa) hiçbirinden “hayır” (veto) oyu çıkmaması gerekiyor. Bu sistem, BM’nin egemen eşitlik ilkesini ve GK’nin uluslararası barış ve güvenlik alanındaki büyük güç mutabakatı mekanizmasını yansıtıyor.
Uygulamada, seçim sürecini şekillendiren birkaç yazılı olmayan gelenek daha var:
· Bölgesel Rotasyon İlkesi: Genel Sekreterlik görevi genellikle Asya-Pasifik, Afrika, Latin Amerika ve Karayipler, Doğu Avrupa ile Batı Avrupa ve Diğer Devletler olmak üzere beş bölge arasında dönüşümlü olarak yürütülür.
· Büyük Güçlerden Aday Göstermeme Geleneği: Adaylar, Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden gelemez.
· Ayrıca Genel Sekreter genellikle iki dönemden fazla görev yapmaz ve İngilizce ile Fransızca’ya hâkim olması beklenir.
Adaylık süreci nasıl işliyor? Şeffaflık reformları ve prosedür
Prosedürel olarak, Genel Sekreter seçimi birkaç kritik aşamadan oluşuyor:
1. Adaylık başvurularının başlatılması:
25 Kasım 2025’te, Genel Kurul Başkanı tüm üye devletlere ve gözlemcilere ortak bir mektup göndererek seçim sürecini resmen başlattı. Adaylar, mektuba yanıt olarak başvurularını sundu. Mektupta, adayların en yüksek düzeyde verimlilik, yetkinlik ve dürüstlük standartlarına sahip olması gerektiği vurgulandı ve üye ülkelerden kadın adayları önceliklendirmeleri istendi.
2. Adayların tanıtımı ve etkileşimli diyaloglar:
Adaylar, “vizyon beyanı”, özgeçmiş ve finansman kaynaklarını kamuoyuyla paylaşmak zorunda. Nisan-Haziran 2026 döneminde adaylar BM’de düzenlenen “etkileşimli diyalog” toplantılarına katılarak üye devletlerin ve sivil toplum temsilcilerinin sorularını yanıtladı. 23 Temmuz 2026’da ise 6 adayın katıldığı bir münazara düzenlendi; adaylar BM reformu, uluslararası barış ve sürdürülebilir kalkınma gibi ana başlıklarda kamuoyu önünde tartıştı.
3. GK gayriresmî oylamaları:
Sürecin en kritik aşamasıdır. GK, kapalı oturumlarda adaylar için gizli “yoklama oylamaları” (straw poll) düzenler. Bu oylamalarda her aday için “teşvik edici”, “caydırıcı” veya “çekimser” oyları toplanır. İlk turlarda daimi ve geçici üyeler arasında ayrım yapılmazken, sonraki turlarda daimi üyeler farklı renkli oy pusulaları kullanır. Bir adayın GK tavsiyesini alabilmesi için en az 9 “teşvik” oyu alması ve hiçbir daimi üyenin “caydırıcı” oy kullanmaması şarttır. Bu oylama sistemi, 1980’lerin başında GK’deki vetolar nedeniyle yaşanan tıkanıklıkların ardından uygulamaya konmuştur.
4. Genel Kurul onayı:
GK oy çokluğuyla bir aday üzerinde mutabakata varırsa, bu adayı resmen Genel Kurul’a tavsiye eder. Genel Kurul daha sonra adayı genellikle oybirliğiyle veya alkışla resmen atar.
2015 yılında kabul edilen Genel Kurul 69/321 sayılı kararı, seçim sürecinde önemli bir dönüm noktası oldu. Bu karar, sürece daha fazla şeffaflık, açıklık ve kapsayıcılık getirmiş; ortak başlangıç mektubu, aday listelerinin ve vizyon beyanlarının yayınlanması ile adaylarla açık diyalog gibi yenilikleri hayata geçirmiştir. Ancak GK’nin kapalı istişareleri, yoklama oylamaları ve daimi üyelerin siyasi hesapları hâlâ büyük ölçüde kapalı kapılar ardında yürütülmekte.
2026 yarışı: 7 aday, 4 kadın, ağırlık Latin Amerika’da
Bu yılki yarışta 7 aday bulunuyor:
1. Michelle Bachelet (Şili) – Şili eski Devlet Başkanı, eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve BM Kadın Birimi eski Yöneticisi.
2. María Fernanda Espinosa (Ekvador) – Eski BM Genel Kurul Başkanı.
3. Rafael Grossi (Arjantin) – Mevcut Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü.
4. Rebeca Grynspan (Kosta Rika) – Mevcut BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri.
5. Olara Otunnu (Uganda) – Eski BM Genel Sekreter Yardımcısı.
6. Carolyn Rodrigues-Birkett (Guyana) – Guyana’nın BM Daimi Temsilcisi.
7. Macky Sall (Senegal) – Senegal eski Devlet Başkanı.
Bu 7 adaydan 4’ü kadın, 3’ü erkek. Dikkat çekici bir diğer nokta ise adayların 6’sının Latin Amerika ve Karayipler Bölgesi’nden olması. Bölgesel rotasyon geleneğine göre, sıranın bu bölgeye geldiği düşünülüyor. Zira bölgeden seçilen son Genel Sekreter, 1982-1991 yılları arasında görev yapan Perulu Javier Pérez de Cuéllar’dı.
İlk tur yoklama oylaması: Grynspan bir adım önde
BM Güvenlik Konseyi, 30 Temmuz 2026’da ilk gayriresmî yoklama oylamasını gerçekleştirdi. Edinilen bilgilere göre sonuçlar şu şekilde oluştu:
· Rebeca Grynspan 10 “teşvik”, 1 “caydırıcı” ve 4 “çekimser” oy aldı.
· Carolyn Rodrigues-Birkett 9 “teşvik” oyu topladı.
· Rafael Grossi ise 7 “teşvik” oyunda kaldı.
Rebeca Grynspan ilk turda geçici olarak öne çıktı. Ancak “caydırıcı” oylar daimi üyelerden birine ait olmadığı sürece aday için veto anlamı taşımıyor. Diplomatik kaynaklar, ilk tur sonuçlarının GK nezdinde henüz bir “uzlaşı” oluşmadığını göstermesinden ötürü önümüzdeki günlerde birden fazla oylama turu yapılabileceğini belirtiyor.
Geleneksel olarak seçim sürecinin Eylül sonu veya Ekim başında tamamlanması bekleniyor.
Çin’in belirleyici rolü: Dört “sert kriter”
Çin, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden biri olarak seçim sürecinde veto yetkisine sahip ve bu nedenle kilit bir aktör konumunda.
Çin, oylamada adayların bireysel niteliklerine önem verirken aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin çıkarlarını ve BM reformunun doğru yönünü korumaya özen gösteriyor.
26 Mayıs 2026’da, Çin Komünist Partisi Merkez Siyasi Büro Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, BM Güvenlik Konseyi’nin yüksek düzeyli toplantısına başkanlık ettikten sonra yeni Genel Sekreter’in taşıması gereken niteliklere ilişkin Çin’in görüşlerini açıkladı.
Çin, yeni Genel Sekreter’in en az dört “sert kritere” uygun olması gerektiğini belirtti:
1. BM Şartı’nın amaç ve ilkelerine sıkı sıkıya bağlılık: Aday, BM Şartı’nı savunma konusunda kararlı olmalıdır.
2. Zengin siyasi ve diplomatik deneyim ile güçlü koordinasyon becerisi: Aday, kapsamlı bir siyasi ve diplomatik geçmişe ve üstün koordinasyon yeteneklerine sahip olmalıdır.
3. Tarafsızlık ve özellikle gelişmekteki ülkelerin çıkarlarına hassasiyet: Aday, kritik konularda adil davranmalı ve gelişmekteki ülkelerin çıkar ve taleplerine özel önem vermelidir.
4. BM reformunun doğru yönünü kavrama: Aday, BM reformunun doğru istikametini belirleyebilmeli ve teşkilatın çalışma verimliliğini artırabilmelidir.
Wang Yi bu dört kriteri şu sözlerle özetledi: “Şart’a bağlılık, üstün yetkinlik, tarafsızlık ve görev bilinci.”
Çin’in temel duruşu
Prosedür boyutunda Çin, seçim sürecinde BM Şartı, Genel Kurul kararları ve GK belgelerinde belirtilen kurallara sıkı sıkıya uyulması gerektiğini vurguluyor.
Kasım 2025’te Çin’in BM Daimi Temsilci Yardımcısı Geng Shuang, Genel Kurul’daki konuşmasında üye ülkelerin mevcut işleyen usullere bağlı kalması gerektiğini belirtmiş ve mevcut sistemin dışına çıkmanın veya yapay ayrımlar yaratmanın seçim sürecini sekteye uğratacağı uyarısında bulunmuştu.
Prensip boyutunda ise Çin, gelişmekteki ülkelerin temsil edilebilirliğini güvence altına almak için bölgesel rotasyon geleneğinin devam etmesinden yana olduğunu ifade ediyor. Ayrıca adayın çok taraflılık ilkesine ve BM Şartı’nın otoritesine sadık kalması gerektiğinin altını çiziyor.
Çin açısından BM Genel Sekreteri seçimi, yalnızca bir lider belirleme süreci değil, aynı zamanda Pekin'in son yıllarda öne çıkardığı Küresel Yönetişim İnisiyatifi vizyonunun da önemli bir sınavı niteliğinde görülüyor.
Çin, uluslararası sistemde tek taraflı yaklaşımlar yerine BM merkezli çok taraflılığı güçlendirmeyi, gelişmekte olan ülkelerin uluslararası karar alma mekanizmalarındaki temsilini artırmayı ve küresel yönetişimin daha adil ve kapsayıcı hale getirilmesini savunuyor. Bu çerçevede Pekin, yeni Genel Sekreter'in BM Şartı'nın otoritesini koruyan, gelişmekte olan ülkelerin taleplerine duyarlı, uluslararası hukuku esas alan ve örgütün reformunu üye devletler arasında geniş uzlaşı temelinde yürütebilecek bir isim olmasını destekliyor. Çinli yetkililere göre böyle bir yaklaşım, BM'nin küresel yönetişimdeki merkezi rolünün güçlendirilmesi ve uluslararası sistemin daha dengeli bir yapıya kavuşturulması açısından kritik önem taşıyor.
Mekanizmanın karakteristiği ve reform tartışmaları
BM Genel Sekreteri seçim mekanizmasının temel özelliği, biçimsel olarak Genel Kurul’a dayanmasına rağmen siyasi ağırlığın GK tavsiyesinde yoğunlaşmasıdır.
Bu sistemin tasarım mantığı, BM’nin bir “dünya hükûmeti” olmadığı ve Genel Sekreter’in de “dünya başkanı” değil, büyük güçler arasında asgari bir mutabakatı sağlayabilen bir “koordinatör” olması gerektiği anlayışına dayanıyor. Mevcut sistem, maksimum siyasi seferberlikten ziyade asgari siyasi dışlanmayı hedefliyor.
Büyük güçlerin kabul edilebilirliği, BM’nin işlevselliği için fiili bir zorunluluk. Örneğin barışı koruma operasyonları, yaptırım uygulamaları ve arabuluculuk faaliyetleri, büyük güçlerin en azından asgari düzeyde iş birliğine bağlı. Dolayısıyla GK’nin tavsiye yetkisi, sürecin açıklığını sınırlasa da, Genel Sekreter’in görev süresi boyunca çalışabilmesi için gerekli siyasi zemini hazırlıyor.
Ancak bu mekanizma, sürekli olarak reform talepleriyle de karşı karşıya. 2015’ten bu yana yapılan şeffaflık reformları sürece olumlu katkılar sağlamış olsa da, GK’nin kapalı istişareleri ve daimi üyelerin siyasi tercihleri gibi kritik aşamalar hâlâ kapalı kapılar ardında yürütülmekte. Gerçekçi güç dengeleri ile sürecin şeffaflığı arasında daha iyi bir denge kurulması, gelecekteki reformların en önemli hedeflerinden biri olmaya devam ediyor.




