Batı’nın ülkede oluşturduğu ve desteklediği muhalif unsurlar aracılığıyla başlattığı Suriye iç savaşı, 2011 yılından Esad’ın ülkeyi terk ettiği 8 aralık 2024’e kadar aralıklarla da olsa sürmeye devam etti.
Esad yönetimi uzun yıllar boyunca Batı ülkeleri tarafından ağır ekonomik yaptırımlara maruz bırakıldı. Bu durum Suriye ekonomisini derinden etkiledi. ABD ve Avrupa tarafından uygulanan yaptırımlar, Şam yönetiminin uluslararası finans sistemine erişimini sınırlandırırken, özellikle yeniden yapılanma ve yabancı yatırım açısından ciddi engeller oluşturdu.
Yıllar içerisinde ülke farklı silahlı yapıların, yabancı güçlerin ve uluslararası koalisyonların müdahil olduğu çok katmanlı bir savaş alanına dönüştürüldü. İç savaşın ilerleyen yıllarında da Suriye’nin kuzey ve doğusunda SDG önemli bir askeri güç haline geldi.
IŞİD’e karşı kullanıldı
ABD öncülüğündeki koalisyonun IŞİD’e karşı yürüttüğü savaşta Washington’ın sahada kullandığı en önemli yapılardan biri olan SDG, IŞİD’in Suriye’deki toprak hakimiyetinin sona erdirilmesinde önemli rol oynadı. Bu yıllarda ABD desteğiyle savaşırken aynı zamanda da kuzey ve doğu Suriye’de de geniş bir alanı kontrol etti.
Ancak Suriye’de Esad döneminin sona ermesiyle birlikte ülkenin siyasi ve askeri dengeleri de değişti. Bu değişimin merkezindeki isim ise Ahmed eş-Şara oldu.
Eski cihatçı liderden devlet başkanına
Esad yönetimi ile savaşan ABD destekli muhalif güçlerin başındaki Şara, geçmişte El Kaide bağlantılı bir yapı içerisinde yer almış ve ABD tarafından uzun yıllar terör tehdidi bağlamında değerlendirilmiş bir isimdi. Şara'nın iktidara getirilmesinin ardından Batılı ülkelerin Şam'a yönelik yaklaşımı hızla değişmeye başladı. ABD ve Avrupa, yönetime getirdiği yeni iktidara Suriye'nin yeniden inşası için de destek vermeye başladı.
Washington, 24 Ağustos 2026'da Suriye'yi devlet destekli terör ülkeleri listesinden çıkardı. Kararın ardından Suriye'nin uluslararası finans sistemine yeniden entegrasyonunun önündeki önemli engellerden biri kaldırılmış oldu. Bir gün sonra ise Visa ve Mastercard'ın Suriye'de uluslararası kart işlemlerini başlatması, Şam'ın küresel finans sistemine dönüşünün sembolik göstergelerinden biri oldu.
Böylece Esad döneminde Batı'nın ağır yaptırımlarla izole ettiği Suriye, bugün aynı Batılı ülkelerin yatırım, finans ve yeniden yapılanma gündeminin merkezine girmeye başladı.
Şara IMF ile masaya oturdu
Yeni yönetimin Batı'yla kurduğu ilişkinin ekonomik ayağında ise IMF ve Dünya Bankası bulunuyor. Suriye'nin yeni yönetiminden maliye ve merkez bankası yetkilileri 2025'te Washington'da IMF ve Dünya Bankası toplantılarına katıldı. Bu, Suriye'nin 20 yılı aşkın süre sonra IMF ile yeniden doğrudan temas kurması açısından önemli bir kırılma oldu.
Bu süreç, Şara yönetiminin Suriye'yi savaş ekonomisinden çıkararak uluslararası finans sistemine ve Batı destekli ekonomik düzene yeniden bağlama çabasının önemli parçalarından biri haline geldi.
Washington ve Avrupa Şara’yı kabul etti
Şara'nın Batı ile ilişkilerindeki değişim yalnızca ekonomik alanla sınırlı kalmadı. Şara, 2025'te ABD'ye giderek Donald Trump ile Beyaz Saray'da görüştü. Böylece geçmişinde El Kaide bağlantısı bulunan bir isim, ABD başkanı tarafından Suriye'nin yeni lideri olarak kabul edilmiş oldu.
Avrupa'da da benzer bir tablo ortaya çıktı
Şara, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Paris'te görüştü. 2026 yılının Temmuz ayında ise Macron Şam'a giderek Şara ile bir araya geldi. Macron'un ziyareti, Esad sonrası bir AB ülkesinin devlet başkanının Suriye'ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu. Görüşmelerin merkezinde siyasi normalleşmenin yanı sıra ekonomik yeniden yapılanma ve özellikle de Fransız şirketlerinin Suriye'ye yatırımları vardı.
SDG için “misyon büyük ölçüde sona erdi”
Bu dönüşümün diğer tarafında ise SDG bulunuyor. ABD'nin IŞİD'e karşı savaşta kullandığı en önemli yerel ortaklarından biri olan SDG'nin varlık gerekçesi, IŞİD'in Suriye'deki toprak hakimiyetinin büyük ölçüde sona ermesiyle birlikte yeniden tartışılmaya başladı.
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ocak 2026'da SDG'nin IŞİD'e karşı yürüttüğü mücadelenin tarihsel gerekçesinin artık büyük ölçüde ortadan kalktığını söyledi. Barrack'a göre Şam yönetiminin IŞİD karşıtı uluslararası koalisyona katılması ve örgütün tutukluları ile güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye başlaması, SDG'nin bu konudaki rolünün “büyük ölçüde sona erdiği” anlamına geliyordu.
Bu açıklama, Washington'ın Suriye'deki yeni önceliğinin de göstergesi oldu. Daha önce SDG'yi destekleyen ABD, artık ülkenin parçalı askeri yapısının yerine merkezi Şam yönetiminin güçlendirilmesini desteklemeye başladı.
SDG önce anlaşma yaptı, ardından kendisini feshetti
SDG ile Şam arasındaki entegrasyon sürecinin temeli Mart 2025'te atıldı. Mazlum Abdi ile Ahmed eş-Şara arasında imzalanan anlaşma, SDG'ye bağlı askeri ve sivil yapıların Suriye devletine entegre edilmesini öngörüyordu. Ancak anlaşmanın uygulanması uzun süre ciddi sorunlarla karşılaştı ve süreç zaman zaman çatışmalara kadar vardı.
2026'nın başında yeniden şekillenen anlaşmalarla birlikte entegrasyon süreci hız kazandı. SDG güçlerinin Suriye Savunma Bakanlığı bünyesine alınması, sivil kurumların merkezi yönetime devredilmesi ve kuzeydoğudaki devlet kurumlarının Şam'ın kontrolüne geçmesi kararlaştırıldı. Sonunda 25 Ağustos'ta Mazlum Abdi, SDG'nin bağımsız bir askeri yapı olarak görevini tamamladığını açıkladı. Böylece yıllarca Suriye'nin kuzeydoğusunda önemli bir askeri ve siyasi güç olarak varlık gösteren SDG, kendi bağımsız askeri yapılanmasını sona erdirdi ve Suriye devletine entegre oldu.
İki eski cephe şimdi aynı yönetimde
Entegrasyonun ardından Suriye Geçiş Hükümetinin Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, feshedilen SDG liderlerinden Ferhat Abdi Şahin'i danışman olarak atadı. Bu atama oldukça dikkat çekti. Zira iki isim, Suriye iç savaşının farklı dönemlerinde farklı cephelerde yer aldı. Şimdi ise birlikte devlet yönetmeye çalışacak.
Şara'nın Abdi'yi Cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak ataması, SDG'nin bağımsız bir güç olarak sona ermesinin ardından eski askeri liderliğin yeni Suriye devletinin siyasi mekanizmasına dahil edilmesi anlamına geliyor.
Suriye’de yeni dönem
Ortaya çıkan tablo, 2011'de başlayan savaşın ardından Suriye'deki güç dengelerinin ne kadar değiştiğini gösteriyor. Yıllarca Batı yaptırımları altında kalan Esad yönetiminin ardından Batı’lı ülkeler, ülkedeki dengeleri tamamen değiştirdi. Ayrı cephelerde savaşan iki gücü bir araya getirerek her iki yapıya da yeni bir misyon biçti.
Bu nedenle Abdi'nin Şara'ya danışman olarak atanmasını, yalnızca bir görevlendirme olarak okumamak gerek. Batı’nın kullandığı aparatları dün terörist bugün devlet başkanı ya da danışman olarak görevlendireceği yarınlarının ise belirsiz olacağı anlamına gelmekte.
Batı’nın desteğiyle görev alanların yarınlarından endişe duyması ve buna yönelik politikalar izlemesi de muktedirlerin kendi geleceklerini halkların çıkarlarının önüne koymasına mal oluyor.





