Kolombiya’da 10 Ağustos’ta meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremin ardından ülkeye gelen 82 İsrail askerinden oluşan arama kurtarma heyeti tartışmaların odağına yerleşti. Muhalefetten bazı siyasetçiler, İsrail heyetinin ülkeden ayrılmasını talep ederken, askerlerin Senato onayı olmadan Kolombiya’ya girişinin hukuki ve anayasal açıdan sorunlu olduğunu savundu.
Kolombiya basınına yansıyan açıklamalara göre Kongre üyesi Santiago Osorio, Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella yönetimine İsrail askerlerinin geri çekilmesi çağrısında bulundu. Osorio, İsrail yönetiminin Gazze’deki politikalarını gerekçe göstererek Tel Aviv ile insani yardım kapsamında dahi ilişki kurulmasına karşı olduğunu belirtti.
Eski Bogotá Belediye Meclisi Üyesi Carlos Carrillo da İsrail heyetinin Kolombiya’daki varlığına tepki gösterdi. Heyette yer alan İsrail ordusu sözcüsü Roni Kaplan’ın, daha önce Latin Amerika medyasında Gazze’deki İsrail saldırılarını savunan açıklamalarda bulunduğunu belirten Carrillo, İsrail heyetinin deprem felaketini siyasi amaçlarla kullanmaya çalıştığını savundu.
Carrillo, “Bugün Kolombiya’ya yardım etmek için gelmiyorlar; bu trajedinin acısıyla siyaset yapmak için geliyorlar.” ifadelerini kullandı.
Temsilciler Meclisi Üyesi María Fernanda Carrascal ise Pereira ve Cali’de depremden etkilenen bölgelerde İsrail ekibinin faaliyetlerine ilişkin şikâyetler aldığını açıkladı. Carrascal, yerel gönüllülerin çalışmalardan dışlandığını, ağır iş makinelerinin kontrolsüz şekilde kullanıldığını ve İsrail heyetinin yerel güvenlik güçlerine talimat verdiği yönünde iddialar bulunduğunu aktardı.
Netanyahu görüşmesi tartışmayı büyüttü
Tartışmalar, Cumhurbaşkanı De la Espriella’nın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini açıklamasının ardından daha da arttı. De la Espriella, İsrail’in gönderdiği insani yardım ve kurtarma ekipleri nedeniyle Netanyahu’ya teşekkür ettiğini bildirdi.
Muhalefet liderlerinden ve eski cumhurbaşkanı adayı Iván Cepeda ise De la Espriella’nın açıklamalarına tepki göstererek Cumhurbaşkanı’nın tutumunun Kolombiya toplumunun tamamını temsil etmediğini savundu.
İsrail askerlerinin ülkeye girişinin hukuki boyutu da tartışılıyor. Muhalif siyasetçiler, yabancı askerlerin Senato onayı olmadan ülkeye kabul edilmesinin Kolombiya Anayasası’na aykırı olduğunu vurguluyor.
Eski cumhurbaşkanı Gustavo Petro da İsrail askerlerinin ülkedeki varlığına tepki gösteren isimler arasında yer aldı.
Uluslararası yardımda “seçicilik” tartışması
Kolombiya hükümetinin deprem sonrasında hangi ülkelerden yardım kabul ettiği de eleştirilere neden oldu.
Ulusal Afet Risk Yönetimi Birimi (UNGRD) Direktörü David Tamayo, hükümetin ABD, İsrail, El Salvador ve Ekvador’dan gelen kurtarma ekiplerini kabul ettiğini açıkladı.
Hükümet, uluslararası ekiplerde Birleşmiş Milletler bünyesindeki INSARAG sertifikası ve mali özerklik şartlarının arandığını bildirdi. Bu gerekçeyle, aralarında Meksika’nın da bulunduğu bazı ülkelerin göndermeye hazır olduğu ekiplerin ülkeye girişine izin verilmediği belirtildi.
Muhalefet ve bazı sosyal örgütler ise hükümetin uluslararası yardıma “seçici” yaklaştığını savunuyor. Özellikle uzak ve depremden ağır etkilenen bölgelerde arama kurtarma çalışmalarının yetersiz kaldığı, bazı yerlerde bölge sakinleri ve gönüllülerin enkaz kaldırma çalışmalarını kendi imkânlarıyla yürüttüğü ifade ediliyor.
Kolombiya hükümetinin son açıkladığı verilere göre depremde 289 kişi hayatını kaybetti, 4 bin 187 kişi yaralandı ve 143 kişi kayboldu. Depremden 120 binden fazla aile etkilenirken, 26 bin 945 konut yıkıldı, 127 binden fazla konut ise hasar gördü.




