Trump, büyük beklentilerle ve planlarla başlattığı İran savaşında bugün gelinen noktada küçük tesellilerle avunmaya başladı. Öyle ki günlerdir düşen pilotların kurtarılması adeta savaşın sanki ana gayesiymiş gibi ABD’de pazarlanmaya çalışıldı. Ancak ABD basınının deyimiyle Amerikan halkı bunların hiçbirini satın almıyor.
Haftalar geçmesine rağmen Trump, İran’da bir arpa boyu yol alamadı. Hiçbir siyasi ve askeri hedefe ulaşamadı. Üstüne üstlük 27 şubata kadar açık olan Hürmüz Boğazı'nı kendi eliyle kapatarak uluslararası enerji tedariğini yerle bir etti. Trump, kendisine o kadar güveniyordu ki neredeyse Hürmüz Boğazı’nın bile adını Trump Boğazı olarak değiştirilmesini bile gündeme getirmişti. Lakin evdeki hesap çarşıya uymadı. Mossad’ın hazırladığı iddia edilen pembe tablolarla dolu istihbarat raporu tıpkı 2003 yılında Irak’ın işgali öncesinde ortay atılan istihbarat raporu gibi masada başında hazırlanmıştı.
Trump, İran’dan daha büyük bir savaşı ABD içinde veriyor. Anketler Trump için artık sonun geldiğini gösteriyor. MAGA ile başlayan şimdilerde büyük bir fiyasko ile sonuçlanmak üzere olan Trump doktrini can çekişiyor. Netanyahu’nun kendisine oynadığı oyunu geç de olsa fark eden Trump, ne yapacağını bilemez şekilde her gün yeni bir tehdit savuruyor. Bazen bakanları tehdit ediyor bazen NATO’yu bazen de generaller esas tehdit. İran’a yönelik her gün yeni bir süre vermekten çekinmiyor ama bunların hiç biri yerlerde gezen Amerikan borsasının yükselmesine ya da artan enerji maliyetlerinin düşmesine neden olmuyor. ABD’de şu anda gıdadan enerjiye uçak fiyatlarından hayatın her alanına kadar fiyatlar yükselmiş durumdadır. Daha önce hiçbir entelektüel üretimi olmayan danışmanlarla bu karanlık süreçten çıkmaya çalışan Trump, aslında müesses nizam tarafından da yalnız bırakılmış gibi duruyor.
İsrail uğruna siyasi kariyerini yerle bir eden Trump, şimdilerde iktidarını muhafaza etmek için büyük çaba harcıyor. Yargıda kendisine yeterli destek vermediği gerekçesiyle Adalet Bakanı Pam Bondi’yi görevden aldı. Şimdi sırada Savaş Bakanı var.
ABD’de İran savaşından en çok zarar gören kurum Cumhuriyetçi Parti oldu. Kasım ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’nin tarihi bir hezimet yaşaması aşikar. Benzer şekilde Demokrat Parti de büyük bir oy patlaması yaşayabilir. Böyle giderse Demokratlar Senato’da üçte iki çoğunluğu sağlayacak kadar sandalye kazanabilirler.
Pek bilinmeyen bir ilginç durum da Senato’da yaşanıyor. Her hafta Demokratlar Senato’da Başkanın savaş yetkilerini kısıtlamak için teklif sunuyor ve yapılan oylamada bu Cumhuriyetçi çoğunluk tarafından reddediliyor. Demokratlar bunu her hafta yapacaklarını söylüyorlar. Gerçekten de haftalardır bu oylama yapılıyor. Amaç Demokratların Trump’ın savaş politikalarına olan duruşlarını göstermek.
Trump, İran savaşını bitirmek istiyor; hatta barış için feryat ediyor. Ancak İran buna yanaşmıyor. Ortada iki savaş var: ABD-İran savaşı, İsrail-İran savaşı. ABD kendi İran savaşını bitirmek istiyor fakat İsrail kendi İran savaşını bitirmek istemiyor.
ABD’nin savaşı İran devletiyle mi yoka Devrim Muhafızlarıyla mı? ABD, barışı kimle yapacak? Trump, Pezeşkiyan’ın lideri olduğu İran’dan çok Devrim Muhafızlarıyla muhatap olmak istiyor gibi. Lakin ABD, Devrim muhafızlarını daha önce terör örgütü olarak ilan etmişti. Dolayısıyla, Trump, şimdilerde İran savaşını uluslararası terörizmle mücadeleye çevirmek için uğraşıyor. Böylelikle Kongre engelini bir şekilde aşmayı düşünüyor. Hatırlanırsa Venezüela’daki operasyonu da Narko-terörizm olarak adlandırarak Kongre’den kaçmaya çalışmıştı.
Trump’ın İbrahim anlaşmaları Orta Doğu barışının temeli dediği günler çok gerilerde kaldı. Artık Körfez ülkeleri İsrail ile bir barışın mümkün olamayacağını ilk elden gördüler. Körfez için İran bir tehlike olduğu kadar İsrail daha büyük bir tehlike. Ve daha önemlisi ABD her koşulda İsrail’in yanında duruyor. 1950’den beri ABD’nin Orta Doğu’da en büyük önceliği İsrail’i koru, kolla, yaşattır. Bu, petrolden bile daha önemlidir.
Körfez, trilyonlarca doları ABD’ye vermesine rağmen güvenlik durumu ortada ama unutulmamalıdır ki ABD onları dış tehditlere karşı değil bizzat iç tehditlere yani kendi halkalarına karşı koruyor. Hani Trump bir krala demişti ya “biz olmazsak 15 gün bile tahtta oturamazsın!”diye… Bırakın 15 günü, ABD olmadan Körfezde hiç kimse üç günden fazla tahtta oturamaz.
Şimdi anlaşıldı mı ABD kimi kime karşı koruyor? Bu nedenle hiç kimse İran savaşından sonra Körfez ABD’ye sırtını döner diye düşünmesin. Körfez ülkeleri yine ABD’nin yanında duracaklar çünkü tahtları ve taçları buna bağlı!