CGNT Türk Dış Haberler Servisi

Dünyadaki ülkelerin pek çoğu İran savaşının ekonomilerine verdiği olumsuz hasarı onarmaya çalışıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına yanıt olarak pek çok ülke petrol alımına hız verirken Çin ise farklı bir yol izledi. Panik alımı olarak tabir edilen stratejinin aksine haziran ayında ham petrol ithalatını yıllık bazda yüzde 41'in üzerinde azaltarak günlük 7,12 milyon varile düşüren Pekin, Ekim 2016'dan bu yana en düşük seviyeyi gördü. Aynı dönemde Çin'in dış ticareti ise beklentilerin aksine büyümeye devam etti. Yılın ilk yarısında ithalat yüzde 22,1 artarak 10,74 trilyon yuana ulaşırken, entegre devre, elektronik bileşen ve rüzgar türbini ihracatındaki güçlü yükseliş dikkat çekti.

İlk bakışta birbiriyle çelişen bu tablo, aslında Çin'in son yirmi yılda inşa ettiği ekonomik ve enerji güvenliği mimarisinin sonucu olarak değerlendiriliyor. Petrol ithalatındaki sert düşüş üretimin durduğu anlamına gelmedi. Pekin yönetimi stratejik petrol rezervlerini devreye aldı, petrokimya üretimini genişletti ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırdı. Böylece küresel piyasalarda petrol fiyatlarını daha da yukarı taşıyacak panik alımlarından kaçınarak hem kendi sanayisini hem de dünya ticaretini koruyan bir denge oluşturdu.

Pekin enerji güvenliğini yalnızca petrol tedarikini çeşitlendirerek değil, deniz yollarını güvence altına alacak diplomatik girişimlerle de destekledi. İran'ın Pekin Büyükelçisi, Çin bayraklı gemilere Hürmüz Boğazı geçişlerinde özel kolaylık sağlanacağını açıklarken, basında Husilerin de Kızıldeniz’deki Bab ul Mendeb Boğazı’dan güvenli geçiş için garanti verdiği bilgisi yer aldı. Temmuz ayından itibaren Suudi Arabistan'dan yüklenen bazı tankerlerin bu mekanizma sayesinde güvenli şekilde geçiş yaptığı bildirildi. ABD'nin bu süreçte bazı Çinli denizcilik şirketlerine yaptırım uygulaması ise Pekin'in enerji tedarik zincirini koruma politikasını değiştirmedi.

Şoklara karşı üretim ekosistemi çeşitlendi

Uzmanlara göre asıl dikkat çekici gelişme Çin ekonomisinin artık enerji şoklarına geçmiş dönemlere kıyasla çok daha dayanıklı hale gelmesi oldu. Ham petrol ithalatındaki sert düşüşe rağmen toplam mal ithalatının çift haneli büyümesini sürdürmesi, üretim ekosisteminin çeşitlendiğini ortaya koyuyor. Sanayi robotları, yapay zekâ destekli üretim sistemleri, cerrahi robotlar ve yenilikçi ilaçlar elektrikli araçlar, bataryalar ve güneş panellerinin ardından Çin'in yeni ihracat motorları haline geliyor. Yılın ilk yarısında yalnızca sanayi robotu ihracatı 6,29 milyar yuana ulaştı.

Bu tablo, ABD ve Avrupa Birliği'nin Çin'e yönelik "aşırı kapasite" eleştirilerini de yeniden gündeme taşıdı. Çinli uzmanlar, tek bir ülkenin iç talebini aşan üretim kapasitesinin uluslararası ticaretin doğal sonucu olduğunu savunurken, Washington'ın Enflasyonu Düşürme Yasası kapsamında yaklaşık 750 milyar dolarlık teşvik paketi uyguladığına, Avrupa Birliği'nin ise 2030'a kadar sanayisini desteklemek için 1,44 trilyon avroluk program hazırladığına dikkat çekiyor. Bu nedenle tartışmanın yalnızca piyasa kurallarıyla değil, küresel rekabetin yönüyle ilgili olduğu değerlendiriliyor.

Enerjide tek hatta bağlı değil

Çin'in enerji dayanıklılığının arkasında uzun vadeli çeşitlendirme politikası bulunuyor. Ülkenin ham petrolünün yalnızca yaklaşık yüzde 40'ı Hürmüz Boğazı'ndan geçerken geri kalan bölüm Rusya boru hatları, Brezilya, Angola ve diğer alternatif rotalardan sağlanıyor. Petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 40'ının petrokimya sektöründe kullanılması ve bunun kömür bazlı üretimle ikame edilebilmesi de önemli bir avantaj sağlıyor. Elektrik üretiminin büyük ölçüde yerli kömüre dayanması, Avrupa'nın yaşadığı doğal gaz fiyat şoklarının Çin sanayisinde aynı etkiyi yaratmasını engelliyor.

Kobahidze’den Gürcistan-Çin iş birliği mesajı
Kobahidze’den Gürcistan-Çin iş birliği mesajı
İçeriği Görüntüle

Bunun yanında Çin'in enerji dönüşümü de hız kesmeden devam ediyor. Rüzgâr ve güneş enerjisinin kurulu gücü 2025 sonunda 1,84 milyar kilovata ulaşarak 2030 hedefini altı yıl önceden yakaladı. Ülke genelinde trafiğe çıkan 44 milyon yeni enerjili araç sayesinde her yıl yaklaşık 90 milyon ton ham petrol ithalatına denk gelen tüketimin önüne geçiliyor. Ayrıca 100 günü aşan stratejik petrol rezervleri de olası arz şoklarına karşı önemli bir güvenlik tamponu oluşturuyor.