Ulaş Can-CGTN Türk GYY
İçinde bulunduğumuz yıllarda dünya büyük dönüşüm ve değişimler yaşıyor. Hegemonyasını kaybetmekte olan Atlantik cephesi, farklı yöntemlerle yeniden tahakküm kurmak istiyor. Bunu yaparken alışılagelmiş yöntemleri kullanmakla birlikte, yeni hegemonya biçimlerini de literatüre sokuyor. ABD ve İsrail ikilisinin İran’a karşı başlattığı saldırganlık da bu tahakküm politikasının yeni bir aşaması. Ancak bugünlerde emperyalist bloğun çok daha tehlikeli bir girişimi var; o da yapay zekâ adıyla andığımız yeni teknoloji devriminde saklı.
ABD'li OpenAI'ın "Al Komünizmi" korkusu
Belki bugün bunun farkına varmakta zorlanıyor olabiliriz. Ancak yaşadığımız ve yaşayacağımız dönüşüm, sanayi devrimini ve onun dünya üzerinde yarattığı değişimleri aşacak düzeyde görünüyor. Bildiğiniz gibi sanayi devrimi, klasik sömürgeciliği dönüştürmekle kalmadı; sanayileşme yetisini sömürgeciliğe ekleyen ülkeleri sistemin en üst basamağına taşıdı. Bu süreç, Lenin’in emperyalizm tanımındaki küresel finans oligarşisinin ekonomik ve siyasal gücü tamamen ele geçirerek Wall Street’te cisimleşmesini sağladı. Wall Street oligarşisi ve onların emrindeki politika yapıcılar, klasik sömürü aygıtlarının yanına yapay zekâ teknolojilerini de ekledi. Ancak başları yine “komünizm” ile dertte. Bunu ben değil, OpenAI yöneticisi Dean W. Ball söylüyor.
Dean W. Ball, geçtiğimiz haziran ayından bu yana OpenAI’de Head of Strategic Futures (Stratejik Gelecekler Başkanı) görevini yürütüyor. Ball daha önce de Beyaz Saray’da Yapay Zekâ ve Gelişen Teknolojiler Kıdemli Politika Danışmanı olarak görev yaptı. Dean Ball, teknik bir araştırmacıdan çok, ABD’nin yapay zeka jeopolitiği, teknoloji rekabeti ve ulusal güvenlik stratejileri üzerinde çalışan bir isim. Ball, geçtiğimiz cuma günü X platformunda Çin’in yeni yapay zekâ modeli Kimi ile ilgili değerlendirmelerini paylaştı. Kimi K3’ü oldukça başarılı bulan Ball, özellikle yazılım geliştirme alanında kamuya açık modeller arasında en iyilerden biri olduğunu vurguluyor. Ancak Çin’in hem Kimi’yi hem de benzer dil modellerini açık kaynaklı olarak paylaşmasını “AI komünizmi” olarak nitelendiriyor.
Bay Ball’ın distopyası şu: “Çin yapay zekâyı açık kaynaklı olarak tüm dünyayla paylaşacak, yapay zekâ ticari bir ürün olmaktan çıkacak, yatırımcılar bu alana yatırım yapmayacak, yapay zekâ teknolojisi gelişmeyecek ve dijital bir kamu altyapısı olarak kalacak.”
Anadolu’da bu tür yakınmalar için “Vah vah, ört ki ölem” denir. Bay Ball, bir ABD vatandaşı olarak ülkesinin egemenlik alanlarından birini kaybetmesinin yanı sıra, bol sıfırlı maaşları artık alamayacağından da korkuyor olsa gerek.
İşin daha da ilginç yanı ise Ball’ın, Trump yönetiminin yapay zekâ yarışında Çin’le başa çıkma yöntemi olarak manipülasyona başvurabileceğini anlatmasıydı. Ball, ABD yönetiminin kamuoyunu “Çin’in yapay zeka modellerinde arka kapılar olabilir.” söylemiyle korkutup birtakım yasaları devreye sokabileceğini ironik bir dille ifade ediyor.
Ball’a en sert tepki Pentagon’dan geldi. Savunma Bakan Yardımcısı Emil Michael, Ball’ı “köyün delisi” olarak nitelendirirken, Pentagon’un ve diğer kurumların Çin’in yapay zekâ sistemlerine getirdiği kısıtlamaların gizli bürokratik manevralara değil, Kongre’nin çıkardığı yasalara dayandığını savundu.
Şark Cephesi'nden güzel haberler var
Geçtiğimiz hafta sonu Garp Cephesi’nde bu tartışmalar sürerken, Şark Cephesi’nden ise yapay zekâ teknolojilerinin yönetimine ilişkin olumlu haberler geldi. Çin’in Şanghay kentinde 2026 Dünya Yapay Zekâ Konferansı düzenlendi. Aynı konferansta, Küresel Güney’in çağrısıyla ve uluslararası toplumun katılımıyla yapay zekânın gelişimini ve yönetişimini aktif biçimde teşvik etmek amacıyla Dünya Yapay Zekâ İşbirliği Örgütü (WAICO) kuruldu.

Konferansın açılış konuşmasını yapan Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Xi Jinping, küresel yapay zekâ gelişimini desteklemek amacıyla Çin’in önümüzdeki beş yıl içinde atacağı somut adımları özetledi. Bu kapsamda gelişmekte olan ülkelere yönelik 5 bin kişilik yapay zekâ temalı eğitim ve uzmanlık programı kontenjanı sağlanacağı; ASEAN, Arap Birliği, Afrika Birliği, Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu, Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS ülkelerine yönelik uluslararası yapay zekâ uygulama ve iş birliği merkezleri kurulacağı; iklim ve afet yönetiminde kritik rol oynaması beklenen meteorolojik akıllı erken uyarı çözümü MAZU sisteminin de 30 ülkede uygulanmasının teşvik edileceği duyuruldu. Xi ayrıca, yapay zekâ teknolojisinin “insan odaklı anlayışı benimseyen, insanlığın ortak refahını ve güvenliğini sağlayacak” bir itici güç hâline gelmesinin önemini vurguladı.
Asıl uçurum teknoloji değil, ideolojik uçurum
Peki, bu iki yaklaşım arasındaki uçurumun gerçek dünyadaki karşılığı ne? Bunu bir örnekle anlatalım. Örneğin İstanbul’daki bir üniversite laboratuvarı, iklim değişikliğine uyum için bir yapay zekâ modeli geliştirmek istediğinde, Şanghay’da duyurulan InterLM-3 gibi açık kaynaklı bir modeli indirip kendi yerel verileriyle, kendi dilinde ve kendi sunucularında eğitebiliyor. Veri egemenliği tamamen kendisinde oluyor. Aynı laboratuvar, ABD’li bir teknoloji devinin kapalı modelini kullanmaya kalksa, önce altından kalkamayacağı bir kurumsal sözleşme imzalaması, her sorgu için ücret ödemesi ve en hassas verilerini yurt dışına aktarması gerekecek. Hangisi bir ülkenin bilimsel ve teknolojik kapasitesini gerçekten inşa eder?
Lafı çok uzatmaya gerek yok. Her şey ortada. Bir yanda yapay zekâyı ve ona bağlı teknolojileri şirket kârları ve yeni hegemonya alanları yaratmak için kullanmak isteyenler var; diğer yanda ise bu teknoloji devrimini insanlık yararına kullanmak isteyenler. Bir yanda Palantir gibi yapay zekâ şirketlerinin İsrail’in soykırımını kolaylaştırmak için sunduğu teknolojiler bulunurken, diğer yanda MAZU gibi meteorolojik erken uyarı sistemleri geliştirenler var.
Devrimler insanlığı ileriye taşımalıdır, geriye değil. Sanayi devrimi birçok bakımdan feodal düzenin gericiliğini ortadan kaldırmış olsa da bugün geldiğimiz noktada kapitalist sistem insanlığa barbarlık ve sömürüden başka bir şey vaat etmiyor. Her zaman söylediğimiz gibi ve söylemeye devam etmemiz gerektiği gibi: Ya barbarlık ya insanlık kazanacak. Başka bir yol yok.




