Ali Aksünger
ABD kapitalist sistemi uzun yıllardır tartışılıp çelişkileri ve dünya halkları açısından sorunlu noktaları eleştirilse de “Yöneten” ve “Yönetilen” arasındaki fark hiçbir zaman Trump dönemindeki kadar açılmamıştı.
Tüketici savunma kuruluşu olan Public Citizen tarafından yayımlanan yeni bir rapor, ABD sisteminin geldiği son noktayı gözler önüne serdi. Dünyanın en büyük emlakçılarından biri olan Donald Trump'ın başkan olduktan sonra ülke yönetiminde görevlendirdiği isimlerin liyakatından ziyade cüzdanına baktığı ortaya çıktı.
Rapor, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminde görev yapan 57 kişinin beyan edilen varlıklarının üst sınırının 100 milyon dolar veya daha fazla olduğunu ortaya koydu. Rapora göre bu 57 kişinin beyan edilen toplam varlıkları en az 13,9 milyar dolar, üst sınır hesabına göre ise 34,8 milyar doların üzerinde. Bu kişilerin 8'i milyarder seviyesinde servete sahip. 57 kişinin 17'si ABD büyükelçisi olarak görev yaparken, 40'ı federal kurumlarda üst düzey görevler üstleniyor.
Aynı dönemde ABD'deki ortalama yıllık maaşın 64 bin 505 dolar, ortalama hane halkı net servetinin ise 192 bin 900 dolar olarak verildiğini de eklemek gerekiyor.
Dış politikaya yansımaları
Tabloya ABD'nin dış politika tarihi de eklendiğinde çelişki daha görünür hale geliyor.
Trump’ın kurduğu bu organizasyon tamamen zengin elitlerden oluşuyor ve ABD’nin bir ülkeye savaş açıp açmaması bu kişiler tarafından belirleniyor. Dünyanın birçok noktasında yaşanan; gıdaya erişim zorluğu, insani yaşam kalitesi ve hatta kimlerin hayatta kalıp kalmayacağına ilişkin kararlar zengin elitler tarafından alınıyor.
ABD’nin bataklığa saplandığı ve ağır hezimete uğradığı Vietnam'da savaşa gönderilenlerin önemli bölümü işçi ailelerin çocuklarıydı. Irak ve Afganistan savaşlarında da binlerce Amerikan askeri hayatını kaybetti, on binlercesi yaralandı. İran'la yaşanan gerilimler ve bölgedeki saldırılar da aynı soruyu gündeme getirdi.
Savaş sürerken Brent Petrol fiyatının dengesiz bir tutum izlemesi ve altın fiyatlarında yaşanan dalgalanmalarda bir kısım Amerikalının zengin olup olmadığı da en çok tartışılan konulardan birisiydi.
Burada dikkati çeken soru, savaş kararı alan zengin elitlerin bu savaşlardan kazanç sağlama amacı taşıyıp taşımadığı.

Savaşırken kazanmak
Stephen Feinberg ismi bu konuda ön plana çıkıyor.
Feinberg, Cerberus Capital Management'ın kurucularından biri olarak milyarlarca dolarlık varlık yöneten bir yatırımcı. Aynı zamanda Pentagon'un ikinci en üst düzey yöneticilerinden biri.
Public Citizen, Feinberg'in eski şirketi Cerberus ile Pentagon arasındaki devam eden ekonomik ilişkilerin çıkar çatışması tartışmalarına yol açtığını belirtiyor.
Rapora göre Cerberus'un sahibi olduğu veya bağlantılı olduğu şirketlerden bazıları Pentagon'dan önemli sözleşmeler aldı. Örneğin Cerberus'un kontrolündeki M1 Support Services, Feinberg'in Savunma Bakan Yardımcısı olarak onaylanmasından sonra Pentagon'dan yüz milyonlarca dolarlık yeni veya değiştirilmiş sözleşmeler aldı.
Hiç bu kadar olmamıştı
Public Citizen'in verileri, Trump yönetiminin önceki başkanlıklarla arasındaki servet farkını da ortaya koyuyor. George W. Bush yönetiminde beyan edilen varlıkları 100 milyon dolar veya daha fazla olan 5 kişi bulunuyordu. Joe Biden döneminde de sayı 5'ti. Barack Obama döneminde ise 3 kişiydi.
Trump yönetiminde ise Donald Trump hariç bu sayı 57'ye yükseldi.
Yani Trump yönetiminde bu kategorideki ultra zenginlerin sayısı, Bush veya Biden döneminin 10 katından fazla. Public Citizen bunu yüzde 1000'den fazla artış olarak değerlendiriyor.
Bağışını yap görevini kap
Public Citizen raporunun en çarpıcı bölümlerinden biri, ultra zengin bazı isimlerin Trump'ın siyasi kampanyalarına yaptıkları bağışlarla görevleri arasındaki ilişkiye dikkat çekmesi.
Rapora göre 57 kişiden 30'u, 2022-2025 yılları arasında Trump'la bağlantılı siyasi komitelere toplamda 65 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Bağışların büyük bölümü 2024 seçim döneminde gerçekleşti.
Örneğin ABD'nin Birleşik Krallık Büyükelçisi Warren Stephens, Trump'la bağlantılı siyasi yapılara milyonlarca dolar bağış yaptı.
Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Trump'ın siyasi eylem komitelerine yaklaşık 9,4 milyon dolar aktardı.
Hazine Bakanı Scott Bessent'in Trump bağlantılı siyasi yapılara yaptığı bağışların toplamı yaklaşık 1,4 milyon dolar olarak raporda yer aldı.
Eğitim Bakanı Linda McMahon ise Trump bağlantılı siyasi komitelere 21 milyon bağış yaptı.
Kabine mi? Şirket yönetim kurulu mu?
ABD’deki bakanların daha önceki görevlerine bakıldığında yönetime seçilen isimlerdeki tartışma daha da büyüyor.
Hazine Bakanı Scott Bessent, daha önce hedge fon yöneticiliği yaptı.
Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Cantor Fitzgerald'ın uzun süre CEO'su ve başkanıydı.
Savunma Bakan Yardımcısı Stephen Feinberg, milyarlarca dolarlık varlık yöneten Cerberus Capital Management'ın kurucularından biri.
SEC Başkanı Paul Atkins, finans sektöründe faaliyet gösteren Patomak Global Partners'ın kurucusu.
Federal Rezerv Başkanlığı için aday gösterilen Kevin Warsh daha önce Morgan Stanley'de görev yaptı.
NASA Başkanı Jared Isaacman ise Shift4 Payments'ın kurucusu ve eski CEO'su.
Yani devletin ekonomi, finans, savunma, teknoloji ve para politikası gibi kritik alanlarında karar verenlerin önemli bir bölümü, bu alanların özel sektöründeki en üst düzey pozisyonlardan geliyor.





