Haber Merkezi
ABD'nin uçak gemisi USS George Washington, Malakka Boğazı'nı geçerek Orta Doğu'ya doğru ilerledi. Gemi, 5 binden fazla denizciyle 250 günden uzun süredir denizde bulunan USS Abraham Lincoln'ün yerini alacak.
Associated Press'de yer alan değerlendirmeye göre, İran'a yönelik saldırılar ABD uçak gemilerinin operasyonel sınırlarını zorlarken, Batı Pasifik de önemli bir Amerikan savaş gemisinden yoksun kalıyor.
Böylece ABD'nin küresel ölçekte aynı anda farklı bölgelerde askeri varlık bulundurma kapasitesi yeniden tartışma konusu oldu.
11 uçak gemisi var, ancak hepsi aynı anda kullanılamıyor
ABD'nin aktif hizmette 11 nükleer uçak gemisi bulunuyor. Ancak bu sayı, Washington'ın aynı anda kullanabileceği uçak gemisi sayısını yansıtmıyor.
Uçak gemileri görev, eğitim, bakım, onarım ve modernizasyon süreçlerinden geçiyor. Bu nedenle normal koşullarda filonun yalnızca bir bölümü ileri operasyonlar için hazır durumda bulunuyor.
Orta Doğu'daki yoğun saldırılar da da mevcut kapasite üzerindeki baskıyı artırıyor.
Washington'ın "Asya'ya dönüşü" sekteye uğruyor
ABD, son yıllarda stratejik önceliğini Orta Doğu'dan uzaklaştırarak Batı Yarımküre ve Hint-Pasifik bölgesine kaydırmayı hedefliyordu.
Ancak İran'la yaşanan savaş, Washington'ın önemli deniz unsurlarını yeniden Orta Doğu'ya yönlendirmesine neden oluyor.
George Washington'ın bölgeye gönderilmesiyle birlikte Batı Pasifik'teki Amerikan uçak gemisi varlığının ortadan kalkması, Washington'ın aynı anda birden fazla stratejik bölgede güç bulundurma kapasitesinin sınırlarını ortaya koyuyor.
USS Abraham Lincoln'de uzun görev baskısı
USS Abraham Lincoln, İran'a karşı yürütülen savaşı desteklemek amacıyla aylar boyunca kesintisiz şekilde denizde kaldı.
Geminin uzun süre liman ziyareti yapmadan görev yürütmesi, mürettebat üzerindeki fiziksel ve psikolojik baskıyı artırdı. Gemide ciddi yorgunluk ve moral sorunları yaşandığı bildirildi.
En az iki denizcinin denize atlamaya teşebbüs ettiği ve mürettebatın karşı karşıya kaldığı çeşitli olayların Donanma tarafından soruşturulduğu aktarıldı.
Bu gelişmeler, uzun süreli konuşlandırmaların yalnızca gemilerin teknik kapasitesini değil, personelin dayanıklılığını da zorladığını gösteriyor.
Lojistik sorunlar büyüyor
ABD Donanması'nın karşı karşıya olduğu sorunlar yalnızca personelle sınırlı değil.
Orta Doğu'daki savaş nedeniyle bölgedeki geleneksel ikmal merkezlerinde yaşanan aksamalar, USS Abraham Lincoln'de posta ve temel ihtiyaç malzemelerine erişimde sorunlara yol açtı.
Uzun süre denizde kalan personel açısından çamaşırhane, su tesisatı ve yaşam alanlarının bakımı gibi temel hizmetlerde yaşanan aksaklıklar da operasyonel baskının başka bir boyutunu oluşturuyor.
ABD'nin geçmişteki askeri gücünün önemli unsurlarından biri, dünyanın uzak bölgelerinde dahi güçlü bir lojistik altyapı kurabilmesiydi. Bugünkü sorunlar ise bu sistemin yoğun küresel talepler karşısında zorlandığını gösteriyor.
USS Gerald R. Ford'da teknoloji tartışması
ABD'nin yeni nesil uçak gemisi USS Gerald R. Ford da filonun karşı karşıya olduğu teknolojik sorunların sembollerinden biri haline geldi.
Ford sınıfında kullanılan elektromanyetik uçak fırlatma sistemi, önceki nesil buharlı mancınık sisteminin yerini almak üzere tasarlandı. Ancak sistemle ilgili güvenilirlik sorunları ve teknik problemler uzun süredir tartışılıyor.
Yeni teknolojilerin beklenen performansı sağlayamaması, ABD Donanması'nın yüksek maliyetli modernizasyon programları üzerindeki baskıyı artırıyor.
Batı Pasifik'teki müttefikler endişeli
ABD'nin uçak gemisi varlığının bölgeden çekilmesi, Japonya ve Filipinler gibi müttefikler açısından da dikkat çekici bir gelişme.
Washington bir yandan Çin'in askeri gücüne karşı daha güçlü bir caydırıcılık oluşturmayı ve bölgedeki müttefiklerinin daha fazla sorumluluk üstlenmesini istiyor.
Ancak ABD'nin kendi uçak gemisi kapasitesini Orta Doğu'daki savaş nedeniyle başka bir bölgeye kaydırmak zorunda kalması, Amerikan güvenlik taahhütlerinin de kaynak ve kapasiteyle sınırlı olduğunu gösteriyor.
Asıl sorun uçak gemisi sayısı değil
Uzmanlar açısından temel mesele, ABD'nin kaç uçak gemisine sahip olduğu kadar bu gemileri ne kadar süreyle operasyonel tutabildiği.
Bir uçak gemisinin savaş gücü yalnızca geminin kendisinden oluşmuyor. Bakım ve onarım altyapısı, yedek parçalar, mühimmat, ikmal gemileri, eğitimli personel ve lojistik sistemin tamamı aynı anda çalışmak zorunda.
Bu nedenle uzun süreli ve yoğun operasyonlar, filonun toplam kapasitesinden daha büyük bir baskı yaratabiliyor.
Çin gibi büyük bir rakiple mücadele daha büyük sınav olacak
İran'a karşı yürütülen savaşın ABD'nin personel ve lojistik kapasitesi üzerinde oluşturduğu baskı, daha büyük bir endüstriyel rakiple yaşanabilecek olası çatışmalar açısından da soru işaretleri doğuruyor.
Çin gibi büyük bir sanayi ve üretim kapasitesine sahip rakiple uzun süreli bir mücadelede yalnızca gelişmiş silah sistemlerine sahip olmak yeterli olmayacak.
Üretim kapasitesi, bakım-onarım döngüleri, mühimmat stokları, personel dayanıklılığı ve lojistik altyapı savaşın sonucunu belirleyen kritik unsurlar haline gelecek.
Washington için kapasite sorunu büyüyor
Yaşananlar, ABD ordusunun gücünü kaybettiği anlamına gelmiyor. Ancak Washington'ın aynı anda dünyanın birçok bölgesinde askeri güç bulundurma stratejisinin giderek daha maliyetli hale geldiğini ortaya koyuyor.
Batı Pasifik'te bir Amerikan uçak gemisinin bulunmaması, tek başına stratejik bir kırılma anlamına gelmeyebilir. Ancak bu durum, ABD'nin küresel taahhütleri ile sahip olduğu operasyonel kapasite arasındaki gerilimin somut bir göstergesi.




