Haber Merkezi

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), askerî personelin sağlık kontrollerine yönelik oldukça sıra dışı bir uygulamayı devreye aldı.

Pentagon bünyesindeki Savunma Sağlık Ajansı tarafından yayımlanan yeni düzenlemeye göre, 30 yaş ve üzerindeki muvazzaf ve yedek erkek askerlerin düzenli sağlık kontrollerinde testosteron seviyeleri zorunlu olarak ölçülecek.

Kan testlerinde düşük testosteron tespit edilen askerler için takip taramaları yapılacak. Gerekli görülmesi halinde ise testosteron tedavisi uygulanacak.

30 yaşın altındaki erkek askerler için yıllık testosteron taraması ise isteğe bağlı olacak.

Kadın personel de uygulama kapsamında değerlendirilecek. Ancak kadınlarda doğrudan rutin hormon testi yapılması yerine, hormonal düzensizlik belirtilerinin takip edilmesi ve gerekli görülmesi halinde ileri tetkik yapılması öngörülüyor.

Kanarya Adaları açıklarında göçmen teknesi faciası: 80’den fazla ölü
Kanarya Adaları açıklarında göçmen teknesi faciası: 80’den fazla ölü
İçeriği Görüntüle

Pentagon’a göre mesele “savaşçı hazırlığı”

Düzenlemenin en dikkat çekici tarafı ise testosteron seviyesinin nasıl tanımlandığı.

Savunma Sağlık Ajansı'nın yayımladığı kılavuzda testosteronun fiziksel güç, kemik yoğunluğu, fiziksel kondisyon, kalp-damar sağlığı ve ruh sağlığı üzerinde etkili olduğu belirtilirken, hormon seviyesi “savaşçı hazırlığı için kritik biyolojik gösterge” olarak nitelendiriliyor.

İşte tartışma da tam burada başlıyor.

Bir askerin sağlık durumunun takip edilmesinin olağan olduğunu belirten uzmanlar, ancak bir hormon seviyesinin doğrudan “savaşçı hazırlığı” kriterine dönüştürülmesinin sağlık ile askerî performans arasındaki çizgiyi oldukça farklı bir noktaya taşıdığına dikkat çekiyor.

Pentagon uygulamayı askerlerin sağlığına yatırım olarak açıklıyor.

Fakat ortaya çıkan tablo biraz daha farklı:

Askerin sağlığı mı korunuyor, yoksa askerî performansı biyolojik olarak optimize edilmeye mi çalışılıyor?

İnsan bedeni performans göstergesine dönüşüyor

Testosteron, insan vücudundaki önemli hormonlardan biri. Ancak seviyeleri yaş, uyku, stres, beslenme ve genel sağlık durumu gibi pek çok faktörden etkilenebiliyor.

Dolayısıyla düşük testosteron seviyesinin tek başına bir askerin fiziksel yeterliliğini veya görev performansını gösterdiğini söylemenin mümkün olmadığı belirtiliyor.

Buna rağmen Pentagon'un yeni yaklaşımında hormon düzeyi doğrudan askerî hazırlıkla ilişkilendiriliyor.

Bu durum, modern ordularda insan unsurunun giderek daha fazla ölçülen, takip edilen ve optimize edilen bir performans nesnesine dönüşüp dönüşmediği sorusunu gündeme getiriyor.

“Daha güçlü asker” arayışı

Pentagon, testosteron taramasının askerlerin sağlığını koruyacağını ve fiziksel olarak güçlenmelerine yardımcı olacağını savunuyor. Ancak uzmanlar düşük testosteronun her zaman tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmediğine dikkat çekiyor.

Dolayısıyla bir kan testi sonucunun askerî performans perspektifiyle ele alınması, tıbbi gereklilik ile performans artırma amacı arasındaki sınırın dikkatle korunması gerektiği vurgulanıyor. Aksi halde sağlık kontrolünün, kolaylıkla “daha güçlü asker üretme” politikasının bir aracına dönüşebileceği belirtiliyor.

30 yaşından sonra yeni bir askerî kriter

Pentagon'un 30 yaş sınırı da uygulamanın dikkat çekici yönlerinden biri.

Bu yaştan itibaren erkek askerlerin testosteron seviyeleri düzenli olarak takip edilecek. Böylece askerî sağlık sistemi, personelin biyolojik özelliklerini daha ayrıntılı biçimde izleyen bir yapıya dönüşüyor.

Bu yaklaşımın zaman içinde başka biyolojik göstergelerin de askerî performans kriterlerine dahil edilmesinin önünü açıp açmayacağı şimdiden tartışma konusu.

Çünkü bir kez “biyolojik hazırlık” kavramı askerî yeterliliğin parçası haline geldiğinde, sınırın nerede çizileceği belirsizleşiyor.

Sağlık mı, biyolojik optimizasyon mu?

Pentagon'un uygulaması ilk bakışta bir sağlık politikası gibi görünüyor. Ancak kullanılan dil, bunun yalnızca sağlıkla ilgili olmadığını düşündürüyor.

Testosteronun “savaşçı hazırlığı için kritik biyolojik gösterge” olarak tanımlanması, insan bedeninin askerî kapasitenin bir parçası olarak daha yakından izlenmeye başlandığını gösteriyor.

Sonuçta ortaya oldukça sıra dışı bir tablo çıkıyor:

ABD ordusunda 30 yaşını dolduran erkek askerlerin artık yalnızca sağlık durumları değil, hormon seviyeleri de askerî hazırlığın bir parçası olarak takip edilecek.