Venezuela’da seçim var, tarih yok: “Ülke hazır olduğunda”
Venezuela’da seçim var, tarih yok: “Ülke hazır olduğunda”
İçeriği Görüntüle

CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Ukrayna Savaşı’nın başladığı 2022 yılından bu yana Almanya ve Rusya arasındaki ilişkiler Soğuk Savaş dönemindeki kadar gerilmiş durumda. Bu gerilimi tırmandıran olayların ilki 4 Ağustos’ta yaşandı. Alman hükümeti, geçen ay Leipzig Havalimanı’nda düzenlenen drone saldırısından Rusya’yı sorumlu tuttu ve olayı Moskova’nın çok sayıda hibrit saldırıyla “büyük zarar verme” yönündeki sistematik çabasının “tehlikeli biçimde tırmanması” olarak nitelendirdi. Rusya da Almanya’nın iddialarını reddederek Berlin’i gerilimi bilinçli biçimde tırmandırmakla suçladı.

Manidar tesadüf

Rusya, 4 Ağustos'ta patlayıcı taşıyan bir İHA'nın bir Ukrayna kargo uçağını kasıtlı olarak hedef aldığı yönündeki Alman suçlamalarını reddetti. Leipzig/Halle Havalimanı'nda bir İHA bir robot tarafından etkisiz hale getirildi; ikinci bir İHA'nın ise başka bir kargo uçağıyla çarpıştığı düşünülüyor. Önemli bir NATO merkezi olan ve Ukrayna'ya ait Antonov nakliye uçakları tarafından düzenli olarak kullanılan havalimanında, 10 gün sonra üçüncü bir İHA bulunduğu bildirildi.

Alman hükümeti, 1 Eylül'de polis soruşturmalarının ve istihbarat bulgularının olayların arkasında “Rusya'nın olduğunu kanıtladığını“ iddia etti. Alman hükümetinin Rusya’ya karşı en son çıkışının tam da 1 Eylül’de – yani Hitler’in İkinci Dünya Savaşı’nı başlattığı gün – yaşanması da oldukça anlamlı.

1939 yılının 31 Ağustos gecesi, Polonya askeri üniforması giyen Nazi SS üyeleri, Almanya’nın Polonya sınırında bulunan Gleiwitz’deki bir radyo istasyonunu bastı. Radyodan Polonya lehine kısa bir bildiri yayınlandı. Olay yerinde çatışmada ölmüş süsü verilmiş bir Almanın cesedi bırakıldı. Ertesi gün yani 1 Eylül 1939’da Adolf Hitler, savaş ilanını duyurdu.

Almanya ve Rusya geriliminin böylesi bir tarihte tırmanması da oldukça dikkat çekici. Leipzig/Halle Havalimanı odağında gerilen ipler Berlin için birçok kritik noktayı da gündeme getiriyor. Birçok uzmana göre Almanya, ABD’nin güvenilmez müttefikliği nedeniyle Avrupa’daki güvenlik mimarisini ve kendi dış politika yönelimini yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Almanya’nın Rusya ile ilişkilerinin gerilmesi, yalnızca Avrupa’nın Moskova korkusundan ibaret değil. Berlin, Almanya'nın Avrupa içindeki konumu, ABD'ye bağımlılığı, ekonomik modelinin dönüşümü ve savaş sonrası Avrupa düzeninin nasıl şekilleneceğine dair çözümler arıyor.

Alman hükümeti, Leipzig/Halle Havalimanı'nda bulunan küçük bir drone ile bağlantılı olayı Rusya'nın yürüttüğü "hibrit savaşın" parçası olarak değerlendirse de Moskova’yı sorumlu tutacak kanıtları kamuoyuna açıklayamadı.

Terk edilen kavram: "Ostpolitik"

War on the Rocks’taki bir analize göre Almanya'nın Rusya politikasındaki dönüşümü anlamak için "Ostpolitik" kavramına bakmak gerekiyor. (Ostpolitik: Batı Almanya'nın 1960'ların sonları ve 1970'lerde Doğu Bloku ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmek ve yumuşama sağlamak amacıyla izlediği dış politika) Soğuk Savaş döneminden itibaren Almanya, Moskova ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesini Avrupa güvenliğinin temel araçlarından biri olarak gördü. Eski Almanya Şansölyeleri Gerhard Schröder ve Angela Merkel dönemlerinde bu yaklaşım özellikle enerji alanında güçlendi. Rus doğal gazı Almanya'nın önemli unsurlarından biri haline geldi. Ancak Şubat 2022'de başlayan Ukrayna Savaşı, bu modelin siyasi temelini büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Olaf Scholz hükümeti Moskova ile ilişkileri hızla daralttı. Almanya Ukrayna'nın en önemli mali ve askeri destekçilerinden biri haline geldi. Berlin, Rusya'yı artık denge politikası güttüğü ekonomik ortak olarak değil, Avrupa güvenliğine yönelik "temel tehditlerden biri" olarak tanımlamaya başladı.

Berlin'in Ostpolitik yaklaşımını terk edip Rusya'yı stratejik tehdit olarak tanımlaması Almanya'nın mevcut jeopolitik dönüşümünü de anlamak açısından önemli. Almanya, Avrupa Birliği'nin ekonomik açıdan en güçlü ülkesi. Ancak ekonomik güç ile askeri güç arasındaki makas oldukça açık. Ukrayna savaşı bu açığı kapatmak için siyasi bir gerekçe oluşturdu. Rusya'nın tehdit olarak tanımlanması, Almanya'nın savunma harcamalarını artırmasını, ordusunu modernize etmesini ve Avrupa'nın güvenlik politikasında daha büyük rol üstlenmesini kolaylaştırıyor.

Almanya Rusya'ya karşı koyabilmek için büyük ölçüde ABD'nin askeri kapasitesine ihtiyaç duyuyor. Ancak aynı Almanya, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Avrupa'ya yönelik politikaları nedeniyle Washington'a eskisi kadar güvenemiyor. Trump'ın gümrük vergileri, NATO'ya ilişkin açıklamaları, Avrupa'ya yönelik baskıları ve Rusya ile zaman zaman doğrudan diplomasi yürütmesi Berlin'de ciddi soru işaretleri yaratıyor. Bu nedenle Berlin, bir yandan Washington'a bağımlılığını sürdürürken diğer yandan Avrupa'nın stratejik özerkliğine vurgu yaptığı bir yaklaşım geliştiriyor.

Merz hükümetine güvende erozyon

Bu stratejik dönüşümün bir diğer önemli boyutu Almanya'nın iç siyasetinde yaşanan güven krizi. Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve onun yönetimi, ekonomik durgunluk, yüksek enerji maliyetleri, sanayide rekabet gücünün gerilemesi ve savunma harcamalarının toplum üzerindeki mali yükü nedeniyle giderek daha fazla eleştiriyle karşı karşıya. Hükümete duyulan güvenin aşınması, Ukrayna'ya verilen desteğin de sorgulanmasına neden oluyor.

Yaşananlar, ülkede Ukrayna'ya verilen desteğin kesilmesini savunan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi'nin yükselişine ortam hazırladı. Merz yönetimi içeride ve dışarıda yaşadığı sıkışıklığı yeni bir dönüşümün gerekçesi olarak görüyor.