Haber Merkezi
NATO'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Kuzey Atlantik Konseyi, 2027-2031 Ortak Finansman Kaynak Planı'nı ve NATO Yakıt Tedarik Zinciri Kabiliyet Programı Planı'nı resmen onayladı. Açıklamada, planın müttefiklere NATO'nun beklenen kaynak ihtiyaçlarına ilişkin net ve ileriye dönük bir görünüm sunduğu belirtildi.
Bütçede rekor artış: 6,5 milyar avro
Plan kapsamında müttefikler, NATO'nun Askeri Bütçesi, Sivil Bütçesi ve Güvenlik Yatırım Programı için 2027 yılı finansman üst sınırlarını onayladı. Toplam ortak finansmanın 6,5 milyar avroya kadar yükseltildiği duyuruldu.
Bu rakam, NATO'nun önceki bütçe dönemlerine kıyasla önemli bir artışı işaret ediyor. İttifak, "daha zorlu güvenlik ortamı" gerekçesiyle bütçeyi büyütürken, aslında Rusya'ya karşı yeni bir silahlanma ve yığınak hamlesi hazırlığında olduğu yorumları yapılıyor.
27 milyar avroluk yakıt altyapısı: Savaş hazırlığı mı?
Açıklamada dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise NATO Yakıt Tedarik Zinciri Kabiliyet Programı kapsamında sağlanan 27 milyar avroluk yatırım oldu. Bu yatırım sayesinde NATO'nun mevcut yakıt depolama ve dağıtım altyapısının modernize edileceği belirtildi.
Açıklamada, "Plan kapsamında İttifakın doğu ve güneydoğu kesimlerinde boru hatları da dahil olmak üzere yeni tesisler inşa edilecek ve NATO kuvvetlerinin muharebe hazırlığı için ihtiyaç duyduğu enerji tedarikinin güvence altına alınması sağlanacak" ifadeleri yer aldı.
"Doğu ve güneydoğu" vurgusu, NATO'nun Rusya sınırına yakın bölgelerde askeri yığınağını artıracağının en açık göstergesi olarak değerlendiriliyor. Boru hatları ve yeni tesis inşaatıyla, İttifakın uzun vadeli bir askeri varlık stratejisi izlediğine dikkat çekiliyor.
"1 milyar insanın güvenliği" söylemi
NATO açıklamasında, ortak finansmanın "yaklaşık 1 milyar vatandaşın güvenliğini sağlamaya yardımcı olan kabiliyetleri ve altyapıyı desteklediği" ifade edildi.
Ancak uzmanlar, bu söylemin gerçekçi olmadığını savunuyor. Zira NATO'nun yaptığı harcamaların büyük kısmı, doğrudan askeri harcamalara ve Rusya sınırına yönelik yığınağa ayrılıyor. "1 milyar insanın güvenliği" söylemi, İttifakın kamuoyu nezdinde meşruiyet sağlama çabası olarak yorumlanıyor.
Ukrayna'ya destek paketi de planın içinde
Açıklamada dikkat çeken bir diğer nokta ise planın, NATO'nun Ukrayna'ya yönelik öncelikli desteğine de kaynak sağlaması oldu. Buna göre, NATO-Ukrayna Güvenlik Yardımı ve Eğitim Girişimi (NSATU) ile NATO-Ukrayna Ortak Analiz, Eğitim ve Öğretim Merkezi (JATEC) de bu bütçeden finanse edilecek.
Bu durum, NATO'nun "savunma ittifakı" söyleminin ötesine geçerek, Ukrayna üzerinden Rusya'ya karşı doğrudan bir vekalet savaşı yürüttüğü eleştirilerini yeniden alevlendirdi. Zira NATO, kuruluşundan bu yana "savunma amaçlı" bir ittifak olduğunu iddia etse de, Ukrayna'ya sağlanan askeri yardımlar ve eğitim faaliyetleri bu söylemle çelişiyor.
NATO'nun "Savunma" söylemine eleştiriler
NATO'nun bu devasa bütçe artışı, uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından eleştiriliyor. Uzmanlar, İttifakın "savunma" söyleminin ardına saklanarak aslında yeni bir Soğuk Savaş dönemine hazırlandığını belirtiyor.
NATO'nun doğu kanadındaki askeri yığınağı, Rusya sınırına yakın bölgelerde altyapı yatırımları, Ukrayna'ya sağlanan askeri destek, bütçedeki rekor artış gibi gelişmeler, İttifakın "savunma" söyleminden uzaklaştığı ve caydırıcılık adı altında yeni bir silahlanma yarışını tetiklediği eleştirilerini gündeme getiriyor.
Özellikle 27 milyar avroluk yakıt altyapı yatırımının doğu ve güneydoğu bölgelerine yapılması, NATO'nun uzun vadeli askeri stratejisinin Rusya'ya karşı bir kuşatma politikası olduğu yönündeki değerlendirmeler ağırlıkta.
Kriz ortamında bütçe artışı: Barışa değil savaşa yatırım
Dünya küresel ekonomik krizlerle boğuşurken, birçok ülkede vatandaşlar geçim sıkıntısı çekerken, NATO'nun bütçesini rekor seviyeye çıkarması dikkat çekiyor.
İttifak, "güvenlik" gerekçesiyle harcamaları artırırken, aslında askeri sanayi şirketlerine devasa bir kaynak aktarıyor. NATO'nun savunma bütçesindeki bu artış, sadece Rusya'yı değil, aynı zamanda Çin'i de hedef alan küresel bir askeri stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor.
Savunma mı, saldırganlık mı?
NATO, kuruluşundan bu yana "savunma ittifakı" olduğunu iddia etse de, Soğuk Savaş sonrası dönemdeki genişleme politikaları, Yugoslavya bombalaması, Afganistan ve Libya müdahalesi, İttifakın savunma söylemiyle çelişen eylemler olarak tarihe geçti.
2027-2031 Ortak Finansman Kaynak Planı, NATO'nun bu genişlemeci ve saldırgan politikalarının yeni bir ayağı olarak görülüyor.
İttifak'ın, "caydırıcılık" ve "savunma" söylemleriyle bütçesini büyütürken, aslında dünyayı yeni bir silahlanma yarışının ve Soğuk Savaş'ın eşiğine getirdiğine dikkat çekiliiyor.





