CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Dünya siyasetinde taşların yerinden oynadığı, mevcut uluslararası kurumların savaşlardan ekonomik krizlere kadar bir dizi sınama karşısında yetersiz kaldığı dönemde gözler Avrasya'da istikrarlı biçimde büyüyen Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) çevrildi. Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın 1996 yılında kurduğu “Şanghay Beşlisi” ile temelleri atılan yapı, aradan geçen 30 yılda 10 üyeli bir örgüte dönüşürken kıtanın güvenlik ve kalkınma mimarisinin vazgeçilmez parçalarından biri haline geldi.

ABD'den Venezuela için yeni yasa hazırlığı: Gasp edilen petrol gelirleri meşrulaştırılacak!
ABD'den Venezuela için yeni yasa hazırlığı: Gasp edilen petrol gelirleri meşrulaştırılacak!
İçeriği Görüntüle

ŞİÖ'nün ulaştığı nokta aynı zamanda örgüte kuruluşundan bu yana yöneltilen eleştirileri yeniden tartışmaya açtı. Eleştirilerin merkezinde ise ŞİÖ'nün neden Avrupa Birliği benzeri ekonomik entegrasyona ya da NATO benzeri kolektif güvenlik sistemine dönüşmediği bulunuyor. Oysa, ŞİÖ'nün yaklaşık 30 yıllık gelişimi bu beklentilerin örgütün kuruluş felsefesini yeterince dikkate almadığına işaret ediyor. Zira ŞİÖ üyelerinin egemenliklerini ulusüstü bir kuruma devrettiği bir entegrasyon projesinden ziyade, farklı siyasi sistemlere ve ulusal çıkarlara sahip ülkelerin ortak paydalarda buluşabileceği bir işbirliği mekanizması olarak gelişti.

Örgütün büyüme rakamları da bu modelin Avrasya'daki çekim gücünü ortaya koyuyor. Başlangıçta 5 ülkenin yer aldığı yapı bugün 10 üyeye ulaşırken 2 ülke gözlemci, 15 ülke ise diyalog ortağı statüsünde bulunuyor. Çok sayıda ülke de ŞİÖ çatısı altındaki belirli projelerde yer almak için girişimlerini sürdürüyor. Birleşmiş Milletler ve bağlı kuruluşlarının örgütle geliştirdiği ortaklıklar ŞİÖ'nün uluslararası meşruiyet alanının Avrasya sınırlarının ötesine taşındığını gösteriyor.

Avrasya’daki boşluğu dolduruyor

ŞİÖ'nün giderek daha fazla ülke için cazibe merkezi haline gelmesinin ardında Avrasya'daki kurumsal boşluk yatıyor. Amerika kıtasında Amerikan Devletleri Örgütü, Afrika'da Afrika Birliği onlarca ülkeyi aynı çatı altında buluştururken dünyanın en büyük kara parçası olan Avrasya'da benzer ölçekte kapsayıcı bir yapı bulunmuyor. Coğrafyanın büyüklüğü, ülkeler arasındaki gelişmişlik farkları, tarihsel anlaşmazlıklar ve farklı güvenlik öncelikleri bu yöndeki girişimleri uzun yıllar boyunca sınırlandırdı.

ŞİÖ ise tek tip bir Avrasya yaratmaya çalışmak yerine kıtanın çeşitliliğini örgütün işleyişinin bir parçası haline getiren bir model geliştirdi. Çin ve Rusya gibi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleriyle Orta Asya ülkelerini aynı masada buluşturan yapı, ilerleyen yıllarda Hindistan ve Pakistan'ı, ardından İran ve Belarus'u bünyesine kattı. Böylece örgütün siyasi ve coğrafi ağırlık merkezi Orta Asya'nın ötesine taşınarak Güney Asya'dan Doğu Avrupa'ya ve Orta Doğu'ya uzanan geniş bir alana yayıldı.

Farklılıklar ŞİÖ potasında buluşuyor

ŞİÖ ailesinin genişlemesi yalnızca üye sayısındaki artıştan ibaret değil. Farklı siyasi sistemlere, ekonomik yapılara, güvenlik önceliklerine ve dış politika geleneklerine sahip ülkelerin yaklaşık 30 yıldır aynı kurumsal yapı içerisinde hareket edebilmesi ŞİÖ'nün en önemli başarılarından biri olarak öne çıkıyor. Örgüt bu özelliğiyle küresel siyasette ittifak ilişkilerinin yeniden sertleştiği dönemde kapsayıcı işbirliğinin sürdürülebilir olduğuna dair önemli bir örnek sunuyor.

ŞİÖ'nün kurumsal yapısının yavaş ilerlediğine yönelik eleştiriler de bu açıdan farklı biçimde okunabilir. Üyelerin ulusal egemenlik ve bağımsızlık konusundaki hassasiyetleri karar alma süreçlerinin hızını sınırlarken örgütün genişlemesini kolaylaştıran güven ortamını da besliyor. Ülkeler ŞİÖ'ye katılırken dış politikalarını ortak bir merkeze teslim etmek, başka ülkelerle ilişkilerini sınırlandırmak veya tek bir siyasi çizgiyi benimsemek zorunda kalmıyor.

Şanghay Ruhu’nun çekim gücü

ŞİÖ, Batı dünyasındaki yaygın kamplamşma modellerinin yerine “Şanghay Ruhu” olarak adlandırılan anlayışını öne çıkarıyor. Karşılıklı güven, karşılıklı yarar, eşitlik, istişare, kültürel çeşitliliğe saygı ve ortak kalkınmayı temel alan yaklaşım, ülkelerin farklılıklarını ortadan kaldırmak yerine bu farklılıklara rağmen işbirliğini mümkün kılmayı hedefliyor. Örneğin, Hindistan ile Pakistan arasındaki tarihsel anlaşmazlıklar tarafların aynı örgüt içerisinde yer almasını engellemedi. İran'ın katılımı ŞİÖ'nün Orta Doğu bağlantısını güçlendirirken Belarus'un üyeliği örgütün Avrupa coğrafyasındaki varlığını genişletti. Üyelerin çıkarlarının her başlıkta örtüşmemesine rağmen örgütün büyümeye devam etmesi, farklılıkların işbirliğinin önünde aşılmaz engeller olmak zorunda olmadığını gösterdi.

ŞİÖ'nün yükselişinin arkasındaki önemli unsurlardan biri de örgütün herhangi bir ülkeyi ortak düşman olarak tanımlamaması. Askeri ittifakların çoğunda güvenlik anlayışı dışarıdan gelen ortak tehdide karşı şekillenirken ŞİÖ işbirliğini üyelerinin ortak ihtiyaçları üzerinden kuruyor. Bu yaklaşım ülkelerin başka devletlerle ve uluslararası kuruluşlarla ilişkilerini sürdürmesine alan açarken örgütün blok siyaseti içerisinde sıkışmasının da önüne geçiyor.

Küresel siyasette jeopolitik rekabetin sertleştiği, ekonomik yaptırımların yaygınlaştığı ve ülkelerden giderek daha fazla taraf seçmelerinin beklendiği bir dönemde söz konusu esneklik ŞİÖ'nün çekim gücünü artırıyor. Özellikle Küresel Güney ülkelerinin stratejik özerklik arayışının güçlendiği mevcut uluslararası ortam, ülkelerin egemenliklerini korurken çok taraflı işbirliğini geliştirebilecekleri platformlara duyduğu ihtiyacı büyütüyor.

120 ülkeden ŞİÖ’ye destek

ŞİÖ'nün uluslararası sistemde artan ağırlığının göstergelerinden biri Birleşmiş Milletler'de ortaya çıktı. BM Genel Kurulu'nda geçen yıl kabul edilen Birleşmiş Milletler ile ŞİÖ arasındaki işbirliği kararına 120 ülke destek verdi. Karara karşı çıkan 27 ülkenin önemli bölümünün Batılı ülkelerden oluşması ise örgüte yönelik yaklaşımda uluslararası sistem içerisinde belirgin bir ayrışmanın bulunduğunu gösterdi.

Batı'daki kuşkucu yaklaşıma karşılık BM başta olmak üzere önde gelen uluslararası kuruluşlar ŞİÖ ile çeşitli alanlarda ortaklıklarını geliştirmeyi sürdürüyor. BM Genel Sekreteri António Guterres'in yoğun diplomasi gündemine rağmen bu yıl Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te gerçekleştirilecek ŞİÖ zirvesine katılma davetini kabul etmesi örgütün ulaştığı uluslararası ağırlığın göstergelerinden biri oldu.