ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, 3 Ocak’ta Venezuela’ya yönelik geniş çaplı bir askeri saldırı düzenledi. Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini kaçırıp zorla alıkoydu. ABD’ye götürülen Maduro çifti göstermelik bir mahkemeye çıkarıldı ve yargılama gösterisi yapıldı.
Venezuela’ya saldırı ve dünyanın gözü önünde bir devlet başkanının kaçırılıp alıkonulması ABD’nin yüzyıllardır yaptığı vahşiliğin son örneklerinden biri olarak kabul edildi. Bölgedeki yerlilere karşı yapılan ve soykırıma varan saldırılar, Latin Amerika ülkelerine karşı bir asrı geçen ekonomik, diplomatik ve askeri zorbalık ve tabi ki Orta Doğu halkları ve doğal kaynakları üzerinden yapılan hesaplar...
ABD’nin emperyalist ve vahşi kapitalizm örnekleri çoğaltmak elbette ki mümkün. Ancak biz bugün Venezuela’ya bakıp ABD’nin ülkede gasp ettiği petrolü nasıl meşru yollara dönüştürmeye çalışacağına odaklanacağız.
Kaynaklar gasp edildi
Washington yönetimi saldırının bahanesini uyuşturucu kaçakçılığı olarak gösterdi. (Ancak saldırının ardından Pasifik’teki kaçakçılık sayısında azalmayı bırakın artış görüldü.) Bu bahaneyle ülkenin dev petrol kaynakları gasp edildi ve kaynakların geleceği Washington'ın insafına bırakıldı.
Şimdi ise ABD'nin Venezuela petrolü üzerindeki etkisini daha da genişletmeye hazırlandığına ilişkin yeni bilgiler geliyor.
Washington Venezuela petrolüne uzun vadeli erişim istiyor
Trump yönetiminin, Venezuela'nın petrol rezervlerinin bir bölümüne uzun vadeli erişim sağlamak amacıyla Caracas yönetimiyle bir anlaşma üzerinde çalıştığı bilgisi kulaktan kulağa yayılmaya başladı.
Henüz imzalanmamış olan anlaşmanın, belirli Venezuela petrol sahalarının ABD hükümeti tarafından Amerikan şirketlerinin geliştirmesine açılmasını ve bu sahalardan üretilecek petrolün ABD'ye garanti edilmesini öngördüğü belirtiliyor. Görüşmelerin ABD ve Venezuela hükümetlerinin en üst düzeylerinde yürütüldüğü ifade ediliyor.
Kaynaklara göre Washington'ın üzerinde durduğu modellerden biri, petrol sahalarının ABD lehine uzun vadeli kiralanması. Bunun ardından sahaların Amerikan petrol üreticileri arasında açık artırma veya ihale yoluyla dağıtılması planlanıyor. Kaynaklara göre 17 petrol sahası, dünyanın en büyük petrol rezervlerinin bulunduğu Orinoco Kuşağı'ndaki henüz geliştirilmemiş alanların yanı sıra Maracaibo Gölü'ndeki olgun petrol sahalarını da kapsıyor.
Bu durum, 3 Ocak'taki saldırının ardından zorla el konan Venezuela kaynaklarının meşru hale getirilmeye çalışıldığının en önemli kanıtı olarak gözler önüne seriliyor.
13 milyar dolarlık petrol geliri nerede?
ABD'nin Venezuela petrolüne yönelik planlarının tartışıldığı bu dönemde Washington'ın elindeki petrol gelirlerini ne yaptığı da uzun süredir tartışma konusu.
Financial Times'ın petrol sevkiyat miktarları ve uluslararası fiyat verileri üzerinden yaptığı hesaplamaya göre, yıl başından bu yana Venezuela petrol satışlarından 13 milyar doların üzerinde gelir elde edildi. Ancak bu paranın nereye gittiğine, nasıl harcandığına dair derin kuşkular var.
ABD yönetimi, Venezuela petrol gelirlerinin ABD tarafından kontrol edilen hesaplarda toplandığını kabul ediyor. Washington, söz konusu kaynakların Venezuela ekonomisinin ve Amerikan çıkarlarının korunması amacıyla kullanılacağını savunuyor. Ancak milyarlarca dolarlık petrol gelirinin tamamına ilişkin kamuya açık, ayrıntılı bir hesap dökümü bulunmuyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı Nisan ayında yaklaşık 3 milyar doların çeşitli operasyonel giderler ve Venezuela ekonomisine yönelik harcamalar için kullanıldığını açıklamıştı. Ancak 13 milyar doları aşan toplam petrol gelirinin ne kadarının Venezuela'ya aktarıldığı, ne kadarının harcandığı ve ne kadarının ABD'nin kontrolündeki hesaplarda tutulduğu konusunda kamuoyuna kapsamlı bir bilanço sunulmuş değil.
Venezuela'nın petrol gelirlerini takip etmek amacıyla oluşturulan resmi sistemde ise Mart ayından bu yana kamuoyuna yansıyan transferlerin oldukça sınırlı olduğu bildiriliyor. Financial Times'ın haberine göre Venezuela'ya açık şekilde kaydedilen transferlerden biri 300 milyon dolarlık ödeme oldu.
Bu nedenle Washington'ın Venezuela petrolünden elde edilen milyarlarca dolarlık kaynağı hangi kalemlere harcadığı sorusu halen yanıt bekliyor.
Önce gelirlerin kontrolü, şimdi petrol sahaları
ABD, Maduro'nun kaçırılmasının ardından Venezuela'nın petrol ihracatını doğrudan kontrol etmeye başladı. Trump yönetimi petrol gelirlerinin Amerikan ve Venezuela halklarının yararına kullanılacağını savundu. Ancak şimdi gündeme gelen yeni anlaşma, Washington'ın aç gözlü tavrını yalnızca Venezuela petrolünün satışından elde edilen gelirleri yönetmesiyle yetinmeyeceğini gösteriyor. ABD’nin kendi şirketlerinin doğrudan bu kaynaklara erişmesini ve bunu da yasal güvence altına almaya hazırlandığını gösteriyor.
ABD şirketleri için yeni pazar
Washington'ın Venezuela'daki petrol sektörünü yeniden yapılandırma planının bir diğer ayağını ise Amerikan petrol şirketleri oluşturuyor. Trump yönetimi daha önce Amerikan petrol şirketlerini Venezuela'ya yatırım yapmaya çağırmış ve ülkenin enerji sektörünün yeniden inşası için yaklaşık 100 milyar dolarlık yatırım hedefinden söz etmişti.
Trump ayrıca ABD'li petrol şirketlerinin Venezuela'daki faaliyetlerini doğrudan Washington yönetimiyle koordine etmesini istemişti. Şimdi ise bu çağrı, belirli petrol sahalarının Amerikan şirketlerine tahsis edilmesini sağlayabilecek bir modele dönüşüyor.
Venezuela yasaları engel oluşturabilir
Planın önünde ise önemli hukuki sorunlar bulunuyor.
Chavez ve ardılı Maduro’nun çıkartmış olduğu yasalar ABD’nin elini kolunu bağlasa da son dönemde yapılan yasal reformlar ortak girişimler ve üretim paylaşım anlaşmaları ABD’nin istediği noktada ilerliyor. Ancak buna rağmen petrol sahalarının doğrudan yabancı bir devletin kontrolüne bırakılması anayasal tartışmaları da beraberinde getireceğe benziyor.
Uzmanlar, ABD ile Caracas arasında hazırlanmakta olan anlaşmanın Venezuela hukukuna nasıl uyarlanacağının kritik olduğunu belirtiyor. Anlaşmanın yasal itirazlarla karşılaşabileceği ve özellikle petrol kaynakları üzerindeki devlet egemenliği açısından tartışmalı hale gelebileceği ifade ediliyor.




