CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasındaki altı aylık savaşta çatışmanın merkezine yeniden petrol yerleşti. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran Devrim Muhafızları’nın Amerikan savaş gemilerini balistik füzelerle hedef almasının ardından beş İran petrol tankerini imha ettiğini açıkladı. İran ise iki Amerikan gemisi ile sekiz petrol tankerini hedef aldığını, Hürmüz’de “kısıtlı ve güvensiz” ilan ettiği bölgeye girmeye çalışan 10 gemiye saldırdığını duyurdu.
ABD’nin saldırıları ve İran’ın yanıtlarına bakıldığında ortaya çıkan tablo misillemeler zinciri olarak okunsa da geniş planda Tahran yönetiminin farklı bir yol haritasına sahip olduğu görülüyor. Yeni dönemde İran’ın hedefi Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri azaltmanın ötesinde, ABD’nin İran petrolünü bloke etmesi halinde Körfez’den çıkan diğer enerji güzergâhları üzerindeki maliyet ve güvenlik baskısını artırmak.
Kısıtlı bölge stratejisi
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, Tahran’ın Hürmüz dışında yeni bir “kısıtlı bölge” ilan edeceğini açıkladı. Rızai’ye göre bölge, ABD Donanması’nın İran’a uyguladığı abluka hattından başlayacak, Hürmüz Boğazı’nı içine alarak Basra Körfezi’nin içlerine kadar uzanacak. Bölgeye girerek Hürmüz’den geçmeye çalışan gemilerin İran tarafından yaptırım listesine alınması öngörülüyor.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in İran tanker filosunu “savunmasız” olarak nitelendirmesine Körfez’deki enerji altyapısını hatırlatarak yanıt verdi. Kalibaf, İran varlıklarının vurulması halinde karşı tarafın varlıklarının da vurulacağını belirtirken, Körfez’deki petrol ve doğal gaz üretim zincirinin geniş, erişilebilir ve saldırıya açık olduğuna dikkat çekti.
Suudi Arabistan'ın çıkış kapısı: Doğu-Batı hattı
İran’ın verdiği mesajlar özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) açısından önem taşıyor. İki ülke Hürmüz Boğazı’nın kapanması ihtimaline karşı yıllardır alternatif petrol güzergâhlarına yatırım yapıyor.
Suudi Arabistan açısından Doğu-Batı hattı Hürmüz krizine karşı en önemli çıkış yol olarak görülüyor. Ülkenin doğusundaki petrol üretim merkezlerini Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu’ya bağlayan hattın günlük taşıma kapasitesi yaklaşık 7 milyon varile kadar çıkıyor. Bunun yaklaşık 5 milyon varillik bölümü Yanbu üzerinden ihracata yönlendirilebiliyor.
İran’ın Yanbu ve Suudi enerji altyapısını olası hedefler arasında göstermesi ise Hürmüz’ün devre dışı bırakılmasının Suudi Arabistan için tek başına güvenli ihracat anlamına gelmeyeceğini ortaya koymakta. Bununla birlikte Asya yönüne giden Suudi tankerleri açısından bir başka sorun Kızıldeniz’in güneyinde bulunuyor. Yanbu’dan çıkan gemilerin Hint Okyanusu’na ulaşabilmesi için Babülmendep Boğazı’nı kullanması gerekiyor. Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve Kızıldeniz’de oluşturduğu güvenlik riski, Riyad’ın Hürmüz’ü aşması halinde dahi petrol ihracatındaki askeri riski tamamen ortadan kaldırmıyor.
BAE’nin çıkış kapısı Füceyre
BAE ise Hürmüz’e bağımlılığını azaltmak için Abu Dabi’deki Habshan sahalarını Umman Körfezi kıyısındaki Füceyre’ye bağlayan petrol boru hattını kullanıyor. Günlük yaklaşık 1,5-1,8 milyon varil kapasiteli hat, BAE petrolünün bir bölümünün Hürmüz Boğazı’na girmeden açık denize ulaşmasını sağlıyor.
İran’ın Füceyre hattını olası hedefler arasında anması BAE’nin Hürmüz dışında kurduğu enerji koridorunu doğrudan savaş denklemine sokuyor. Füceyre Hürmüz’ün doğusunda bulunmasına rağmen İran’ın askeri erişiminin dışında değil. Limanın veya boru hattının baskı altına alınması, BAE’nin Hürmüz krizine karşı geliştirdiği en önemli alternatif güzergâhın kapasitesini sınırlayabilir.





