Başkanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, İsrail Başbakanlığının Türkiye’ye yönelik iddialarına tepki gösterildi.

Açıklamada, "İsrail Başbakanlığı tarafından ortaya atılan gayriciddi iddialar, İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan hukuksuz hava saldırılarını meşrulaştırmayı amaçlamaktadır. Dile getirilen ithamlar, Netanyahu’nun İsrail’deki seçimler öncesinde bölgedeki yayılmacı ve istikrarsızlaştırıcı politikalarını sürdürme niyetinden kaynaklanmaktadır." ifadeleri kullanıldı.

Türkiye'nin, uluslararası toplumun büyük çoğunluğu gibi bölgede barışın kalıcı hale gelmesinden yana olduğu vurgulanan açıklamada, "Bunun yegane yolu, Netanyahu’nun saldırgan ve dayatmacı politikalarını terk ederek uluslararası hukuka saygı göstermesinden geçmektedir." değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, "Türkiye, Suriye’de huzur, istikrar ve refahın tesisi için Suriye Hükümeti ile meşru zeminde işbirliği yapmayı kararlılıkla sürdürecek ve Suriye’nin istikrarsızlaştırılmasına asla izin vermeyecektir." ifadesine yer verildi.

Ne olmuştu?

İsrail ordusuna ait savaş uçakları, Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ilinin doğusunda bulunan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na saldırı düzenlemişti.

Suriyeli bir yetkili, İsrail savaş uçaklarının havaalanına 8 saldırı gerçekleştirdiğini, pist ile hangarda bulunan atıl durumdaki bir yapının hedef alındığını açıklamıştı. Saldırılarda can kaybı veya yaralanma olup olmadığına ilişkin bilgi paylaşılmamıştı.

İsrail Başbakanlık Ofisi ise saldırının gerekçesinin Türk askerlerinin Suriye’de konuşlandırılması planı olduğunu açıklamıştı.

Açıklamada, İsrail ile Suriye arasında güvenlik konularında bir statüko bulunduğu öne sürülerek, Suriye’nin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne Türk birliklerinin konuşlandırılmasına izin vermesinin bu statükoyu ihlal edeceği savunulmuştu.

Güllü soruşturmasında iddianame kabul edildi: İlk duruşma 1 Ekim’de
Güllü soruşturmasında iddianame kabul edildi: İlk duruşma 1 Ekim’de
İçeriği Görüntüle

İsrail, Türk askerlerinin söz konusu bölgeye konuşlandırılmasını kendi güvenliğine tehdit olarak gördüğünü ve bu konuda Suriye yönetimini daha önce uyardığını ileri sürmüştü.