CGTN Türk Dış Haberler Servisi

İkinci Dünya Savaşı sonrasında küresel finans sisteminin merkezine yerleşen dolar, yaklaşık 80 yılın ardından teknolojik ve jeopolitik dönüşümün baskısı altında. ABD’nin yaptırımları ve ticaret savaşları ülkeleri Washington’ın kontrolündeki finansal kanallara bağımlılıklarını sorgulamaya iterken Çin’in CIPS sistemi, merkez bankası dijital paraları ve mBridge gibi yeni ödeme mekanizmaları dolar kullanmadan sınır ötesi işlem yapmanın önündeki teknik engelleri azaltıyor.

ABD Merkez Bankası (Fed) verilerine göre 2001 yılında açıklanan küresel döviz rezervlerinin yüzde 72’sini oluşturan doların payı 2024’te yüzde 58’e inerken IMF’nin son verilerinde yüzde 57 civarında seyrediyor. IMF ekonomistlerinin “Dolar hakimiyetinin sessiz aşınması” başlıklı araştırması, dolardan çıkan rezervlerin tek bir rakibe değil yuan, Kanada ve Avustralya doları, Güney Kore wonu ve Singapur doları gibi daha geniş bir para grubuna dağıldığını ortaya koyuyor.

Washington’ın yaptırım silahı ters tepiyor

Doların küresel finans sistemindeki ağırlığı Washington’a para politikasının ötesine geçen bir güç sağlıyor. Uluslararası işlemlerin Amerikan bankaları ve ödeme altyapısıyla bağlantısı ABD’nin kendi şirketlerinin taraf olmadığı ticari ilişkiler üzerinde dahi yaptırım tehdidi üzerinden etkili olmasına imkan tanıyor.

Rusya Merkez Bankası’nın Batılı ülkelerde bulunan yüz milyarlarca dolarlık rezervine 2022’de erişimin engellenmesi bu gücün ulaştığı boyutu gösterdi. İran’a karşı uygulanan maksimum baskı politikasında ise Washington, Tahran ile ticaret yapan üçüncü ülkeleri Amerikan finans sisteminden dışlama tehdidini kullanıyor.

Uluslararası Ekonomik Hukuk dergisinde yayımlanan Francisco J. Quintana imzalı araştırmaya göre ikincil yaptırımlar yalnızca hedef alınan ülkeleri değil, gelecekte benzer bir baskıyla karşılaşabileceğini düşünen devletleri de alternatif finansal kanallar geliştirmeye yöneltiyor. ABD ile Çin arasında 2018’den itibaren hızlanan gümrük tarifeleri, teknoloji kısıtlamaları ve ihracat kontrolleri de bu süreci ticaret alanından finansal ilişkilere taşıyor.

Alternatif ödeme ağları büyüyor

Çin’in 2015 yılında faaliyete geçirdiği Cross-Border Interbank Payment System (CIPS) isimli sınır ödeme sistemi son yıllarda en dikkat çekici olarak kayıtlara geçti. Yuan cinsinden sınır ötesi ödemeler için geliştirilen sistem, Atlantik Konseyi’nin verilerine göre Aralık 2025 itibarıyla 193 doğrudan ve bin 573 dolaylı katılımcıya ulaşırken 2024 yılındaki işlem hacmi 26 trilyon doları aştı.

Dünyanın gözü Bişkek’te: Shanghai İşbirliği Örgütü Zirvesi başlıyor
Dünyanın gözü Bişkek’te: Shanghai İşbirliği Örgütü Zirvesi başlıyor
İçeriği Görüntüle

Daha köklü teknolojik değişim ise merkez bankası dijital paralarında ortaya çıkıyor. Çin, Hong Kong, Tayland, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın dahil olduğu mBridge projesi farklı ülkelerin dijital merkez bankası paraları arasında doğrudan sınır ötesi ödeme ve mutabakat yapılabilecek bir altyapı geliştiriyor.

BRICS de devrede

Atlantic Council’ın derlediği verilere göre mBridge üzerinden gerçekleştirilen toplam işlem hacmi 2022’de 22 milyon dolar seviyesindeyken Kasım 2025 itibarıyla 55,49 milyar dolara ulaştı. Quintana’ya göre sistemin önemi iki ülkenin merkez bankası dijital paralarının doğrudan değiştirilmesine imkan tanıyarak geleneksel muhabir bankacılık zincirine ve doların aracı para olarak kullanılmasına duyulan ihtiyacı azaltabilmesinden kaynaklanıyor.

BRICS içerisinde tartışılan yeni ödeme mekanizmaları da benzer bir anlayış taşıyor. BRICS Pay perakende ödemeler, BRICS Bridge merkez bankası dijital paralarıyla gerçekleştirilecek sınır ötesi işlemler, BRICS Clear ise menkul kıymetlerin takas ve mutabakatı için geliştirilen farklı girişimler olarak öne çıkıyor. Projelerin önemli bölümü henüz geliştirme aşamasında olsa da ortak amaç ülkelerin kendi para birimleriyle gerçekleştirdiği işlemleri kolaylaştırmak.