CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Çin'in son yıllardaki teknolojik yükselişi C919 yolcu uçağı, Unitree'nin insansı robotları, DeepSeek ve son olarak Moonshot AI'ın Kimi K3 modeli gibi dikkat çekici örneklerle dünya gündemine taşındı. Pekin'in teknoloji hamlesinin daha az görünür ayaklarından birini ise yaklaşık 10 yıldır geliştirilen Endüstriyel İnternet Tanımlayıcı Çözümleme Sistemi oluşturuyor. Sanayi dünyasının bir çeşit “dijital kimlik kartı ve navigasyon sistemi” olarak çalışan altyapı; makinelerden parçalara, ürünlerden verilere kadar üretim zincirindeki unsurlara benzersiz ve doğrulanabilir bir kimlik kazandırıyor.
Sistemin kullanım alanlarından biri Çin'in dünya çapında hızla büyüdüğü elektrikli araç sektörü. Üretim hattından çıkan her güç bataryasına verilen özel kod, bataryayı depolamadan araca montaja, kullanım sürecinden geri dönüşüme kadar takip ediyor. Yüksek teknoloji ekipmanlarında aynı altyapı makinelerin çalışma verilerinden olası arızaların önceden tahmin edilmesinde, ilaç sektöründe ise ürünlerin fabrikadan eczaneye kadar izlenmesinde kullanılıyor.
“Neredeyse imkânsız” denildi
Bugün ulaşılan nokta, projenin başladığı 2015 yılındaki tabloyla birlikte değerlendirildiğinde daha dikkat çekici hale geliyor. Çin'in uluslararası standartların belirlenmesindeki etkisinin ve teknolojik birikiminin sınırlı olduğu dönemde Çin Bilgi ve İletişim Teknolojileri Akademisi (CAICT) öncülüğündeki ekipten, onlarca farklı sistemle çalışabilecek ve bütün sanayi zincirini kapsayabilecek bağımsız bir altyapı oluşturması istendi.
Global Times'ın aktardığına göre sektörde projeyi “neredeyse imkânsız” görenler vardı. Teknik zorlukların yanı sıra yabancı sistemlere alışmış on binlerce şirketin yerli altyapıya çekilmesi ve yatırımın geri dönüşünün belirsiz olduğu bir alanda sürdürülebilir model oluşturulması gerekiyordu. CAICT Endüstriyel İnternet ve Nesnelerin İnterneti Araştırma Enstitüsü Başmühendis Yardımcısı Gao Qi, ekibin bu nedenle teknoloji, sistem mimarisi ve sanayi ekosistemini aynı anda geliştirmek zorunda kaldığını anlatıyor.
On yıllık çalışmanın ardından sistem 407 ikinci seviye düğüme, 600 binden fazla işletmeye ve 700 milyardan fazla kayıtlı dijital kimliğe ulaştı. Otomotiv, elektronik, ilaç ve ekipman üretimi dahil 40'tan fazla sektöre yayılan altyapı Çin ana karasındaki bütün eyaletleri kapsarken, kaynak metne göre temel göstergeleri açısından dünyadaki en büyük endüstriyel internet tanımlama uygulamalarından biri haline geldi.
Teknolojik bağımsızlık hedefi
Pekin açısından sistemin önemi yalnızca ulaştığı ölçekten kaynaklanmıyor. Çin 1994'te küresel internete tam erişim sağladığında büyük ölçüde başka ülkelerde geliştirilen teknik protokolleri, sanayi ekosistemlerini ve yönetişim kurallarını benimsemişti. Endüstriyel internet projesiyle ise ilk kez mevcut bir teknolojideki boşluğu doldurmak yerine kendi kontrolündeki bütün bir altyapıyı sıfırdan oluşturmayı hedefledi.
Nitekim Gao, daha önce yabancı tanımlayıcı sistemlerine dayanan bazı kullanım alanlarının artık Çin'in geliştirdiği altyapıya geçtiğini belirterek, “Biz yabancı teknolojileri basitçe kopyalamadık. Ulusal stratejik ihtiyaçlara odaklanarak bağımsız inovasyon yolunu izledik” ifadelerini kullanıyor. Gao'ya göre kendi sistemine sahip olması Çin'in güvenilir kimlik, güvenilir veri ve akıllı bağlantı gibi yeni alanlarda küresel dijital yönetişime daha aktif katılmasının da önünü açıyor.
Çin lideri Xi’den 2035 çağrısı
Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping de temmuz ayında Pekin'de düzenlenen bilim ve teknoloji toplantısında 2026-2030 dönemini kapsayan 15. Beş Yıllık Plan'ın teknolojik atılım açısından kritik bir dönem olduğuna işaret etti. Bilim ve teknolojide yüksek düzeyde öz yeterliliğin hızlandırılması çağrısı yapan Xi, 2035'e kadar bilim ve teknolojide öncü ülke olma hedefini yineledi.
Çin'in 10 yılda kurduğu dijital sanayi altyapısı bu açıdan Pekin'in teknoloji politikasındaki daha geniş değişimin bir örneğini oluşturuyor. C919, DeepSeek ya da insansı robotlarla ürün tarafında görünür hale gelen dönüşüm, sanayinin altyapısında da yabancı teknolojilere bağımlılığı azaltma ve uluslararası standartların oluşturulmasında daha fazla söz sahibi olma arayışıyla ilerliyor.





