CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Hindistan’ın 12-13 Eylül’de ev sahipliği yapacağı 18. BRICS Zirvesi öncesinde gözler genişleyen örgütün geleceğine çevrildi. Dünya nüfusunun yaklaşık yarısını ve küresel ekonominin yüzde 40’a yakınını temsil eden BRICS’e 30’dan fazla ülkenin ilgi göstermesi, Küresel Güney’in uluslararası sistemde daha fazla söz sahibi olma arayışını ortaya koyuyor.
Hindistan, 12-13 Eylül tarihlerinde düzenlenecek 18. BRICS Zirvesi’ne hazırlanırken, toplantının gündemi kadar örgütün son yıllarda ulaştığı büyüklük de dikkat çekiyor. Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in yaklaşık 20 yıl önce BRIC adı altında başlattığı işbirliği, Güney Afrika’nın 2011’de katılımının ardından genişleme sürecine girdi.
Son büyük genişleme dalgasıyla Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gruba dahil olurken, Endonezya 2025 yılında BRICS’e katıldı. BRICS’in 11 üyesinin yanında Belarus, Bolivya, Küba, Kazakistan, Malezya, Nijerya, Tayland, Uganda, Özbekistan ve Vietnam’dan oluşan 10 ortak ülkesi bulunuyor. 30’dan fazla ülke ise BRICS’e üye veya ortak olarak katılmaya ilgi gösterdiğini açıkladı.
Genişleme BRICS’in küresel ekonomideki ağırlığını da artırdı. Grup bugün dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 49,5’ini, küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 40’ını ve dünya ticaretinin yüzde 26’sını temsil ediyor.
Küresel Güney daha fazla söz hakkı istiyor
BRICS’e yönelik ilginin arkasında yalnızca ekonomik büyüklük bulunmuyor. Gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisindeki payı son yıllarda artarken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası gibi kurumların karar alma yapılarındaki temsil tartışması devam ediyor.
BRICS bu ülkeler açısından uluslararası sistemde daha fazla temsil talebinin dile getirilebildiği platformlardan biri haline geldi. Üyeler BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası finans kuruluşlarında reform çağrısı yaparken, genişleme bu taleplerin arkasındaki nüfus ve ekonomik büyüklüğü de artırdı.
Grubun ekonomik ağırlığında ise Çin önemli bir yere sahip. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin aynı zamanda BRICS'in en büyük ekonomisi konumunda. Pekin’in gelişmekte olan ülkelerle ticaretinin yanı sıra altyapı, yatırım, teknoloji ve sanayi alanlarındaki ilişkileri BRICS içindeki ekonomik işbirliğinin başlıca unsurları arasında bulunuyor. Çin'in BRICS içerisindeki rolü yalnızca ticaret hacmiyle sınırlı değil.
Pekin yönetimi uzun süredir uluslararası kuruluşlarda gelişmekte olan ülkelerin temsilinin artırılmasını savunurken, Güney-Güney işbirliğini dış politikasının başlıklarından biri olarak öne çıkarıyor. Bu arayışın kurumsal örneklerinden biri BRICS'in beş kurucu ülkesi tarafından oluşturulan Yeni Kalkınma Bankası. Merkezi Şanghay'da bulunan banka altyapı ve kalkınma projelerine alternatif finansman sağlarken, ulusal para birimleri üzerinden finansmanı da artırmaya çalışıyor.
Batı karşıtı ittifak mı?
BRICS'in genişlemesi beraberinde grubun Batı karşıtı bir ittifaka dönüşüp dönüşmediği tartışmasını da getiriyor. Üyelerin dış politika tercihleri ise tek bir jeopolitik bloktan daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor.
Hindistan ABD ile stratejik ortaklığını sürdürürken Avustralya ve Japonya ile birlikte Dörtlü Güvenlik Diyaloğu'nun (Quad) içerisinde bulunuyor. Suudi Arabistan ve BAE'nin ABD ve Avrupa ülkeleriyle kapsamlı ekonomik ve güvenlik ilişkileri devam ediyor. Brezilya, Avrupa ve Kuzey Amerika ile güçlü ticari bağlarını korurken, Endonezya da Batılı ve Batı dışındaki ülkelerle ilişkilerini eş zamanlı geliştirmeye çalışıyor.
Bu ülkelerin BRICS'e katılımı mevcut ortaklıklarından vazgeçmelerini gerektirmiyor. Grubun genişlemesindeki unsurlardan biri de burada ortaya çıkıyor: Ülkeler BRICS içerisinde yer alırken ABD, Avrupa Birliği veya diğer ortaklarla ilişkilerini sürdürebiliyor. BRICS böylece üyelerine yeni bir ittifaka bağlanmaktan çok dış politika ve ekonomi alanındaki seçeneklerini çeşitlendirebilecekleri ek bir platform sunuyor.




