CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Almanya için Alternatif (AfD), Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde aldığı sonuçla Alman siyasetindeki yükselişini yeni bir aşamaya taşıdı. AfD 6 Eylül’de yapılan seçimlerde yüzde 43,8 oy alırken, Başbakan Friedrich Merz’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) oy oranı yüzde 17,2’de kaldı. AfD 83 sandalyeli eyalet parlamentosunda 39 milletvekilliği kazanarak tek başına çoğunluğun üç sandalye gerisinde kaldı.

Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde ortaya çıkan tablo daha geniş bir siyasi sonucu tetikleyebilir. Zira eylül ayı ARD-DeutschlandTrend araştırmasında AfD yüzde 27 ile Almanya genelinde birinci parti konumunda bulunurken, CDU/CSU yüzde 21’de kaldı. Diğer güncel kamuoyu araştırmalarında da AfD’nin desteği yüzde 27-28 aralığında ölçülüyor. 2025 Federal Meclis seçimlerinde yüzde 20,8 oy alan parti, böylece bir buçuk yıl içinde desteğini yaklaşık 7 puan artırmış durumda.

AfD’nin seçimlerde artan ağırlığı, partinin dış politika programını da daha önemli hale getiriyor. Ukrayna savaşı ve Rusya ile ilişkiler AfD’nin dış politikasında en fazla tartışılan başlıklar arasında yer alırken, Almanya’nın en büyük ekonomik ortaklarından Çin’e yönelik yaklaşımında da Merz hükümetinden farklı bir çizgi öne çıkıyor.

Çin ile ilişkilerde ‘realpolitik’

AfD’nin 2025 Federal Seçim Programı, Çin ile ilişkilerin Almanya’nın “realpolitik çıkarları” temelinde yürütülmesini savunuyor. Parti Çin’in küresel etkisinin arttığını kabul ederken Pekin ile ekonomik ilişkilerde ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesini istiyor.

Partinin daha önceki dış politika programlarında Çin politikasının ekonomik ayağı daha ayrıntılı biçimde tarif edilmişti. AfD Çin’i Almanya açısından giderek önem kazanan bir ticaret ortağı olarak tanımlarken, Kuşak ve Yol Girişimi için “yüzyılın projesi” ifadesini kullanmış ve Almanya’nın projeye aktif katılımını savunmuştu. Belgede “Çin’in önderliğindeki küresel ‘Yeni İpek Yolu’ olarak bilinen altyapı projesi Çin’in dünya genelindeki etkisini artırmaya dönüktür. Biz Almanya ekonomisine fırsat sunan herhangi bir fırsatı değerlendirmek istiyoruz” ifadesi kullanılmıştı.

AfD’nin yaklaşımı Çin ile ekonomik ilişkilerin genişletilmesi kadar nadir toprak elementleri ve teknolojiler açısından da dikkatli olunmasını öneriyor. Partiye göre Almanya bu konularda Çin ile ekonomik bağları koparmadan kendine yeterli hale gelmeli.

‘Çin düşman değil, ortak’

AfD Federal Meclis Grubu Parlamenter Müdürü ve Alman-Çin Parlamenter Grubu Başkanı Peter Felser’in 2026 yılındaki açıklamalarında mevcut politika daha detaylı hale getirildi. Almanya Başbakanı Merz’in şubat ayındaki Çin ziyareti öncesinde konuşan Felser, “Çin düşman değil, önemli bir ortak olmaya devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Macaristan’dan Rusya’ya sert hamle: 10 diplomat sınır dışı edildi
Macaristan’dan Rusya’ya sert hamle: 10 diplomat sınır dışı edildi
İçeriği Görüntüle

Felser, Almanya ile Çin arasındaki mal ticaretinin 2025 yılında 251,8 milyar avroya ulaştığına dikkat çekerek iki ülke arasındaki ekonomik bağların korunmasını istedi. AfD aynı zamanda Alman orta ölçekli şirketlerinin Çin rekabetine karşı güçlendirilmesini ve Pekin ile adil rekabet koşullarının müzakere edilmesini savunuyor. Parti, Çin rekabetine sübvansiyon ve gümrük vergileriyle karşılık verilmesini ise uzun vadeli bir çözüm olarak görmüyor. AfD Çinli şirketlerin damping, kapasite fazlası ve rekabeti bozucu uygulamalarını eleştirirken, bunlara karşı yeni gümrük vergileri getirilmesinin bir ticaret savaşına dönüşebileceği uyarısında bulunuyor. Partinin önerisi Alman şirketlerinin enerji, vergi ve düzenleme maliyetlerinin düşürülerek Çinli rakipleri karşısında rekabet gücünün artırılması.