CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Brezilya'da, 25 Ekim pazar günü yapılan ikinci tur seçimlerde mevcut Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva benzeri görülmemiş bir seçim zaferi elde etti. Oyların yüzde 51,79'unu alarak ABD Başkanı Donald Trump'ın desteklediği rakibi Flavio Bolsonaro'yu geride bıraktı. Bolsonaro başkanlık seçiminin ikinci turunda oyların yüzde 48,25'ini aldı. Bu seçim birçok yönden 'tarihi' olarak kayıtlara geçti.

Brezilya demokrasisi tarihinde görevdeki bir başkan daha önce hiç ikinci kez seçilmemişti.

İlk seçimi ikinci sırada tamamladıktan sonra ikinci turu kazanmak da aynı şekilde daha önce görülmemiş bir başarı.

Öte yadan ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci kez göreve gelmesinden bu yana ilk kez Latin Amerika'da Beyaz Saray'ın desteklediği bir aday, seçimleri kaybetti. Bu nedenle seçimler, Bolsonaro'nun yenilgisinden ziyade, Trump'ın hezimeti olarak yorumlanıyor.

Trump'a yakın isimlerden Lula'ya tebrik

ABD Başkanı Donald Trump’ın Brezilya seçimlerine müdahalesi, Luiz Inácio Lula da Silva’nın seçim kampanyasında ülkenin egemenliğini savunma söylemini öne çıkarmasına zemin hazırladı. Yeniden seçilen Lula, zaferiyle Trump’ın Latin Amerika üzerindeki nüfuzunu artırmayı hedefleyen Donroe Doktrini’nin aşılmaz olmadığını gösterdi. Ancak Donroe Doktrini’ne seçim gecesi verilen en önemli darbe doğrudan Lula’dan gelmedi. Arjantin ve El Salvador dışında, bölgedeki neredeyse tüm ABD yanlısı hükümetler seçim sonucunu tanıdı, Lula’yı tebrik etti.

Kuzey Kore'den ABD-Güney Kore tatbikatına tepki: Bölgesel güvenliği tehdit ediyor
Kuzey Kore'den ABD-Güney Kore tatbikatına tepki: Bölgesel güvenliği tehdit ediyor
İçeriği Görüntüle

Söz konusu liderlerin tebriği, 'Washington’ın Latin Amerika üzerindeki etkisinin sınırı' olarak yorumlandı. Lula’nın zaferini kutlayan ilk liderlerden biri Paraguay Devlet Başkanı Santiago Peña oldu. Brezilya saatiyle 21.31’de yayımlanan tebrik mesajı dikkat çekti. ABD politikalarıyla büyük ölçüde uyumlu hareket eden Peña yönetimi, Washington’ın talebi üzerine İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nu 'terör örgütü' ilan etmişti.

Bolivya Devlet Başkanı Rodrigo Paz da sonuçların açıklanmasından yaklaşık 10 dakika sonra Lula’yı tebrik etti. Paz yönetimi, bu yılın başlarında yaşanan kitlesel protestoların ardından ciddi bir siyasi krizle karşı karşıya kalmış, süreçte ABD’den açık destek görmüştü.

Yine Washington'a hizalı politikalarıyla dikkati çeken Şili Cumhurbaşkanı José Antonio Kast da tebrik edenlerden oldu. Kast, Lula ile telefonda görüştüğünü ve kendisini şahsen tebrik ettiğini açıkladı. ABD ile yakın ilişkileri bulunan Kast yönetiminin Washington ile arasındaki gerilim, ABD'nin Valparaíso ile Çin'in Hong Kong Özel İdari Bölgesi'ni birbirine bağlaması planlanan denizaltı veri kablosu projesine karşı çıkmasıyla artmıştı. ABD'nin Şili Büyükelçisi Brandon Judd'ın, ülkenin Macellan Boğazı üzerindeki egemenliğini sorgulayan açıklamaları da tansiyonu yükseltmişti.

Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa da Lula'ya tebrik mesajı gönderen liderler arasında yer aldı. Trump'ın 2025'teki başkanlık kampanyası sırasında desteğini arayan Noboa, ülkedeki suç örgütleriyle mücadele gerekçesiyle ABD askerlerinin Ekvador'a konuşlandırılmasını istemişti. ABD'nin 'uyuşturucuyla mücadele' kapsamında ülkedeki operasyonları ise bir süt çiftliğine düzenlenen saldırı da dahil olmak üzere tartışmalara yol açmıştı.

Peru'nun yeni seçilen Cumhurbaşkanı Keiko Fujimori, ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaşa sembolik destek vermesinin ardından Lula'yı tebrik etti. Kosta Rika Cumhurbaşkanı Laura Fernández Delgado ve Honduras Cumhurbaşkanı Nasry Asfura da ertesi gün yayımladıkları mesajlarla seçim sonucunu tanıdı. Asfura, geçen kasım ayında Trump'ın açık desteğiyle seçimi kazanmıştı.

Kolombiya'nın yeni seçilen Trump hayranı Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella'nın mesajı ise özellikle dikkat çekti. Lula'nın rakibini desteklediğini açıkça kabul eden De la Espriella, X hesabından yaptığı açıklamada, "Brezilya ve Kolombiya'nın birbirine ihtiyacı var. Hiçbir çıkar, uluslarımızın çıkarlarının üzerinde olamaz" ifadelerini kullandı.

'Amerikan Kalkanı' imzacıları Washington'dan bağımsız hareket etti

Responsible Statecraft'ta yayımlanan analizinde Antonio De Loera-Brust; Paraguay, Bolivya, Şili, Ekvador, Peru, Kosta Rika, Honduras ve Kolombiya'nın ortak özelliğinin Trump yönetiminin Donroe Doktrini'ni bölgesel bir güvenlik mimarisine dönüştürmeyi amaçlayan "Amerika Kalkanı" girişimine katılmış olmaları vurgusunu yaptı.

Buna rağmen bu ülkelerin tamamı Lula'nın seçim zaferini tanıyarak kendisini tebrik etti.

Analize göre bu tebriklerin tamamı, Trump yönetiminden seçim sonuçlarına ilişkin resmi bir açıklama gelmeden önce yapıldı. Trump, seçimden yaklaşık bir gün sonra yaptığı ilk açıklamasında Brezilya seçimlerini "korkunç" ve "hileli gibi" sözleriyle nitelemişti.

ABD Başkanı, aynı açıklamada seçimde herhangi bir tarafı desteklemediğini de iddia etti.

Analize göre ABD'nin Lula'nın zaferini kabul etmek istemediği yönündeki işaretlere rağmen bölgedeki sağcı hükümetlerin tutumu, Washington'ın Brezilya siyasetine açık müdahalesinin Latin Amerika'da geniş destek bulamayabileceğini gösteriyor.

Çıkarlar, ABD ile ittifakın önüne geçiyor

Analizde Brezilya'daki seçim sonucunun Donroe Doktrini'nin sınırlarını da ortaya koyduğu belirtildi. Latin Amerika'daki 'elitlerin' iktidara gelmek için ABD'nin siyasi ve seçim müdahalelerinden yararlandığı vurgulanan yazıda, Brezilya'nın ekonomik gerçekliğinin ABD ile müttefiklik ilişkisini gölgede bıraktığı belirtildi. ABD'nin Küba'ya yönelik ablukasına destek vermek, İran ve Küba ile diplomatik ilişkileri sınırlandırmak ya da ABD'nin güvenlik operasyonlarına katılmak gibi adımlar atan söz konusu yönetimler, konu Brezilya ile ekonomik ilişkiler olunca farklı bir yaklaşım sergilediler.

Yazıya göre bunun en somut örneklerinden biri Paraguay. Analizde Brezilya'nın, Paraguay'ın en büyük ihracat pazarı konumunda olduğuna vurgu yapılıyor. Asunción yönetiminin ABD istedi diye Lula hükümetiyle ilişkileri riske atmasının ülkenin ekonomik çıkarları açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Yazıya göre ABD'nin Paraguay için Brezilya'nın yerini alabilecek bir ticaret ortağı olması ise kısa vadede mümkün görünmüyor. Benzer bir durum, Devlet Başkanı Javier Milei'nin Washington ile yakın ilişkilerine rağmen Brezilya'nın önemli bir ticaret ortağı olmayı sürdürdüğü Arjantin için de geçerli.

Bu tablo, Latin Amerika ülkelerinin ABD ile jeopolitik yakınlıklarını ekonomik çıkarlarının önüne koymadığını gösteriyor. Aynı yaklaşım, bölgenin Çin ile ilişkilerinde de görülüyor. Yazıda, ABD işbirlikçisi hükümetlerin tüm baskılara rağmen Çin gibi güçlü bir ekonomik aktörle bağları kopartmayı göze alamayacağı da vurgulanan başlıklar arasında. Yazıya göre Brezilya'nın da ekonomik ve bölgesel ağırlığı, Washington'ın siyasi baskı araçlarının etkisini sınırlıyor.

'Trump mı kullanıyor, Trump'ı mı kullanıyorlar?'

Yazıda dikkat çekilen bir başka iddia ise Trump'ın desteğiyle iktidara gelmiş isimlerin, 'aslında Washington'u kullanıyor' olabileceği.

Analizde, 'Donroe Doktrini, ABD'nin bölgesel nüfuzunu genişletmek yerine, Washington'ın Latin Amerika'daki sağcı elitlerin çıkarları doğrultusunda kullanılmasına mı hizmet ediyor?' sorusunu yönelten yazar, 'Latin Amerika'daki bazı sağcı liderler de ABD'deki siyasi müttefikleri ve diasporalar aracılığıyla Trump yönetimi üzerinde nüfuz kurmaya çalışıyor' diyor. Lula'nın zaferinin ardından ortaya çıkan tablo, bu yönetimlerin Washington ile Brasilia arasında da tercih yapmak istemediğini gösteriyor.

'Donroe Doktrini' nedir?

“Donroe Doktrini“ Trump yönetiminin Batı Yarımküre’de ABD’nin siyasi, ekonomik ve güvenlik nüfuzunu yeniden güçlendirmeyi hedefleyen dış politika yaklaşımı. 19. yüzyıldaki Monroe Doktrini’ne atıf yapan bu yaklaşım, bölge dışı ülkelerin Latin Amerika ve Karayipler’deki etkisini sınırlandırmayı ve ABD’nin bölgedeki stratejik çıkarlarını daha doğrudan korumayı öngörüyor.

Üstelik Trump’ın Latin Amerika’da etki artırma çabası bununla da sınırlı değil. ABD Başkanı’nın ikinci döneminin başlarında duyurduğu “Amerikan Kalkanı “ (Shield of the Americas) da Trump yönetiminin Latin Amerika ve Karayipler’de uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suçla mücadele gerekçesiyle askeri ve güvenlik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan bölgesel girişim. Girişim, ABD’nin bölgedeki güvenlik yapılanmaları üzerindeki etkisini artırmayı hedefliyor.