CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 23. Valday Uluslararası Tartışma Kulübü’nde Moskova’nın güvenlik algısından Ukrayna savaşına, nükleer silahlardan çok kutupluluğa uzanan mesajlar verdi. Putin’in konuşmasında Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bugüne uzanan dönem, Rusya’nın Batı ile ilişkilerinin seyri ve gelecekte kurulacağını öngördüğü dünya düzeni aynı tarihsel çizginin parçaları olarak yer aldı.

Rusya’nın dış politika yaklaşımının izlendiği önemli platformlardan Valday Uluslararası Tartışma Kulübü, 2004 yılında kuruldu. Rus yetkililer ile dünyanın farklı ülkelerinden siyasetçi, akademisyen, uzman ve gazetecileri buluşturan platform, zaman içinde Moskova’nın uluslararası sisteme bakışının kapsamlı biçimde tartışıldığı yıllık toplantılardan birine dönüştü. Vladimir Putin’in genel oturumda yaptığı uzun konuşmalar ve ardından katılımcıların sorularını yanıtlaması da Valday’ın en fazla takip edilen bölümü haline geldi.

Ana tema: Gelecek için sorumluluk

Bu yıl 23’üncüsü düzenlenen toplantı, “Gelecek için Sorumluluk: Mümkünün Sınırları mı, Sınırsız Olasılıklar mı?” temasıyla gerçekleştirildi. Askeri ve siyasi gerilimin yükselmesinden ticaret ilişkilerinin yeniden yapılanmasına, teknolojiden devletlerin gelecekteki dünya düzenindeki sorumluluğuna kadar uzanan tartışmaların ardından Putin 1 Ekim’de kürsüye çıktı.

Rus lider konuşmasının daha başında meselenin yalnızca geleceğin sistemini tasarlamak olmadığını belirterek, yerleşik hukuk normlarının aşındığı ve yenilerinin henüz ortaya çıkmadığı bir dönemde “küresel barış ve güvenliğin burada ve şimdi nasıl korunacağı” sorusunun öncelik kazandığını söyledi. Putin’e göre bunun nedeni dünyanın sıradan bir değişim döneminden değil, “gelişiminde belirleyici bir dönüm noktasından” geçmesiydi.

Güvenlik algısının kökleri

Putin bugünkü güvenlik krizlerini açıklarken tarihsel çizgiyi Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar götürdü. SSCB’nin çöküşünü yalnızca dış etkenlere bağlamayan Rus lider; iç dengesizliklere, yönetim hatalarına, ideolojik dogmalara ve sorunların ertelenmesine dikkat çekti. Buna karşılık Sovyetler Birliği’nin son döneminde Batı’ya yaklaşım konusunda ciddi bir hata yapıldığını savundu. Putin’ göre “Batılı ortaklara körü körüne güvenmek ve ‘centilmenlik anlaşmalarına’, yani birinin sözüne güvenip anlaşabileceğiniz düşüncesine inanmak da Sovyetler Birliği’ne kötü bir oyun oynadı.”

Putin’e göre iki tarafın Soğuk Savaş’ın sonundaki beklentileri de birbirinden farklıydı. Rus lider bunu, “Sovyet liderleri Batı’nın kendilerini sevmesini istiyordu; Batılı liderler ise dünyayı kendi ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirmeye ve Sovyet mirasından kendi paylarını almaya çalışıyordu. Sonucu şimdi görebiliyoruz” sözleriyle anlattı.

Batı’nın amacı fiili izolasyon

Putin’in anlatısında sorun Sovyetler Birliği’nin ortadan kalkmasıyla sona ermedi. Yeni Rusya’nın Batı sistemiyle bütünleşmeye çalıştığını söyleyen Rus lider, “Yeni Rusya’nın uzun yıllar boyunca — bunun uzun yıllar süren bir süreç olduğunu özellikle vurgulamak isterim — sözde Batı medeniyetine entegre olmaya çalışmasına rağmen, Rusya Federasyonu’nu fiilen izole etmek ve daha da parçalamak için her şeyi yaptılar” dedi. Böylece Putin, bugünkü Rusya-Batı gerilimini yalnızca son yılların gelişmeleriyle değil, Soğuk Savaş sonrasında ortaya çıkan güvenlik düzeniyle ilişkilendirdi.

Putin, Ukrayna savaşını da aynı tarihsel okumanın devamına yerleştirdi. Konuşmasında kendisine yöneltilen temel eleştiriyi, “Uzman çevrelerindeki bazılarının, Rusya barıştan söz ederken savaşı neden başlattığını sorabileceğinin elbette farkındayım” sözleriyle dile getirdi ve ardından kendi yanıtını verdi:

Flydubai krizi İsrail'i karıştırdı: Netanyahu'ya “siyasi pay çıkarma” tepkisi
Flydubai krizi İsrail'i karıştırdı: Netanyahu'ya “siyasi pay çıkarma” tepkisi
İçeriği Görüntüle

“Gerçek nerede? Gerçek şu ki biz savaşmak istemedik ve savaşı başlatan biz değildik. Aslında bize karşı savaşmaya başladılar.”

NATO’nun genişlemesi krizin temel nedeni

Rus lider daha sonra NATO’yu doğrudan işaret ederek, “NATO, kendi çıkarları doğrultusunda tarihi topraklarımızı askeri alanının bir parçası haline getirme çabasına girişmemeli ve orada üsler kurmayı planlamamalıydı” dedi. Moskova’nın askeri güç kullanma kararını da bu güvenlik algısı üzerinden açıklayan Putin, “Bunun Rusya’yı, bu açık saldırganlığa karşılık vermek üzere elinde silahla kendisini savunmaya mecbur bırakıldığı bir duruma getirmek için kasıtlı bir çaba olduğuna inanıyorum. Bizi bilerek ve kasıtlı olarak bu eşiğe ittiler” ifadelerini kullandı.

Konuşmanın güvenlik boyutundaki en dikkat çekici başlıklardan biri de nükleer silahlar oldu. Putin, karşılıklı adımların giderek sertleşmesinin tarafları başlangıçta amaçlamadıkları bir noktaya taşıyabileceği uyarısında bulundu. “Geri dönüşü olmayan noktanın herkes için çok hızlı ve beklenmedik biçimde gelebileceğini anlamalıyız” diyen Putin, “Bir gün, giderek artan karşılıklı misillemelerin mantığının ölümcül bir geri dönüşsüzlük noktasına götürdüğü ortaya çıkabilir” ifadelerini kullandı.

“Uçuruma giden yol”

Rus lider, özellikle nükleer güçler arasındaki gerilimin taşıdığı riske işaret ederek, “Tırmanma kibir ve aşırı özgüvene dayanır. Özellikle bugün, dünyanın önde gelen güçlerinin cephaneliklerinde tüm yaşamı yok edebilecek ya da en azından Dünya’yı felaket bir duruma sürükleyebilecek silahlar varken, bu uçuruma giden bir yoldur” dedi. Putin “Bu silahların hiçbir zaman kullanılmayacağını garanti edebilir miyiz? Elbette edemeyiz.” diye konuştu.

Putin bu noktada ilk perdede duvarda asılı bulunan tüfeğin sonunda ateşleneceğine ilişkin Çehov’a atfedilen sözü hatırlattı ve “Bunu hatırlamalı ve bunu önlemeye çalışmalıyız” dedi. Böylece nükleer silahlar konuşmada yalnızca Rusya’nın askeri kapasitesi çerçevesinde değil, büyük güç rekabetinin kontrol edilememesi halinde ortaya çıkabilecek nihai güvenlik riski üzerinden ele alındı.

Çok kutuplu dünyanın sancıları

Putin’in konuşmasının ikinci ana ekseni dünyanın hangi yöne ilerlediği sorusuydu. Rus lider yeni sisteme geçişin kısa veya çatışmasız olacağı yönünde bir tablo çizmedi. “Önümüzdeki yıllarda dünyada hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, uluslararası çatışmaların ne yazık ki devam etme ihtimali yüksek” diyen Putin, buna karşılık uzun vadede farklı bir düzenin ortaya çıkacağını vurguladı

Putin’e göre mevcut uluslararası sistemde devletlerin çıkarları arasında denge kurmak amacıyla geçmişte oluşturulan mekanizmalar yeni koşullara uyum sağlamakta zorlanıyor. Rus lider bu nedenle Batı’nın da değişen güç dağılımına uyum sağlaması gerektiğini belirterek, “Eski hegemon, çok kutuplu dünyanın gerçeklerini kaçınılmaz olarak kabul etmek ve Küresel Çoğunluk ülkeleriyle onların temel çıkarlarına saygı temelinde işbirliği yapmayı öğrenmek zorunda kalacak” değerlendirmesinde bulundu.