Haber Merkezi

Rusya'dan Google, Telegram ve Microsoft'a para cezası
Rusya'dan Google, Telegram ve Microsoft'a para cezası
İçeriği Görüntüle

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son gelişmeler nedeniyle Umman’ı bombalamakla tehdit etmesi, Washington ile Tahran arasındaki savaşı yeni bir boyuta taşıdı.

Trump’ın tehdidinin zamanı ise oldukça manidar. Trump, İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerinin düzenlenmesine ilişkin görüşmelerin kritik bir aşamaya gelmesinden sonra Umman'ı bombalamakla tehdit etti. İran Dışişleri Bakanlığı, iki ülkenin güvenli bir denizcilik güzergâhı konusunda önemli ilerleme sağladığını ve güzergâhın coğrafi koordinatları üzerinde uzlaşıldığını açıkladı. Tarafların ortak açıklama hazırlığında olduğu bildirildi.

Bu nedenle tehdit, yalnızca Umman’a yönelik bir gözdağı olarak değil, Hürmüz’ün gelecekte kimin ve hangi mekanizma tarafından yönetileceğine ilişkin mücadelenin bir yansıması olarak da değerlendiriliyor.

Trump, Fox News’e verdiği röportajda, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik Amerikan girişimlerinin önüne geçmesi halinde ülkeyi “fena bombalayacağını” söyledi. Trump daha önce de Umman’ı, İran ile yürütülen süreçte Washington’ın önünü kesmekle suçlamıştı.

Hürmüz’ün geleceği masada

İran ve Umman arasındaki görüşmeler aslında yeni başlamış değil. Haziran ayında iki ülke, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüseferin gelecekte nasıl yönetileceğini görüşmek üzere ortak bir çalışma grubu kurulması konusunda anlaşmıştı.

Tahran ve Maskat, boğazın kıyıdaş ülkeleri olarak kendi karasularındaki egemenlik haklarını vurgularken, güvenli geçişin sağlanması ve boğazdaki seyrüseferin gelecekteki yönetimi konusunda ortak bir mekanizma oluşturulması üzerinde çalışmaya başladı. Görüşmelerde gemilere sağlanacak hizmetler ve bunların maliyetleri gibi başlıkların da ele alınması kararlaştırıldı.

Bu durum, Hürmüz Boğazı’nın yalnızca askeri bir çatışma alanı olmaktan çıkıp aynı zamanda savaş sonrası düzenin nasıl kurulacağına ilişkin diplomatik bir pazarlık alanına dönüşmesi anlamına geliyor.

İran açısından temel hedef, boğazın kendi kıyıdaş devletleri tarafından ve İran’ın egemenlik hakları korunarak yönetilmesi. Umman da benzer biçimde boğazın güvenli geçiş mekanizmasının bölge ülkelerinin katılımıyla oluşturulmasını savunuyor.

Ancak bu durum Washington'ın sömürgeci anlayışıyla çelişiyor.

Washington neden rahatsız?

Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nden dünya enerji piyasalarına uzanan en kritik geçiş noktalarından biri. Savaş nedeniyle boğazdaki gemi trafiğinin ciddi biçimde yavaşlaması, petrol fiyatlarını da yukarı çekmiş durumda. 18 Ağustos'ta Brent petrolün varil fiyatı 90 dolar seviyelerine kadar çıktı.

ABD ise boğazın yeniden açılmasını kendi askeri ve diplomatik baskısının sonucu olarak gerçekleştirmek istiyor. İran ve Umman’ın kendi aralarında bir geçiş mekanizması oluşturması ise Washington’ın Hürmüz üzerindeki etkisini sınırlayabilecek bir gelişme olarak görülüyor.

İran ve Umman’ın oluşturacağı bir mekanizma, Hürmüz’ün yönetiminde iki kıyıdaş ülkenin ağırlığını artırabilir. Washington ise savaşın ardından oluşacak yeni düzende İran’ın boğaz üzerindeki etkisinin korunmasına ve Tahran’ın ekonomik ya da siyasi bir kazanım elde etmesine karşı çıkıyor.

Trump’ın öfkesi neden Umman’a yöneldi?

Umman burada kritik bir konuma sahip.

Bir yandan ABD'nin bölgedeki geleneksel ortaklarından biri. Diğer yandan İran’la doğrudan iletişim kurabilen ve uzun süredir Washington ile Tahran arasında arabuluculuk yapan nadir Körfez ülkelerinden biri.

Bu nedenle Maskat’ın İran’la Hürmüz konusunda ayrı bir müzakere yürütmesi, Washington açısından yalnızca bir diplomatik girişim olarak görülmüyor.

Trump yönetimindeki bazı isimlerin Umman’ın Tahran açısından daha avantajlı bir anlaşma aradığı yönündeki değerlendirmeleri de bu rahatsızlığı artırıyor.

Trump’ın tehditlerinin arkasında bu nedenle daha geniş bir stratejik hesap bulunduğu söylenebilir: Washington, İran’la yürütülen müzakerelerin ve Hürmüz’ün geleceğinin kendi kontrolündeki bir çerçevenin dışına çıkmasını istemiyor.

İran ile ABD arasındaki 60 günlük mutabakatın 17 Ağustos’ta sona ermesiyle birlikte diplomatik alanın daha da daralması, Umman-İran görüşmelerini Washington açısından daha önemli hale getirmiş durumda. Reuters’a göre Trump, İran’ın Washington’ın istediği türden bir anlaşmayı kabul edeceğine inanmadığını belirtirken Umman’a yönelik askeri tehdidini de yineledi.

Tahran Hürmüz’de yeni bir düzen istiyor

İran açısından Hürmüz Boğazı, savaşın en önemli kozlarından biri.

Tahran, boğazın güvenli geçişini sağlama konusunda kendi rolünün kabul edilmesini istiyor. Bunun karşılığında ise ABD’nin İran’a yönelik askeri ve ekonomik baskısının sona ermesini talep ediyor.

İran ve Umman’ın görüşmelerinde önerilen mekanizmanın ayrıntıları konusunda farklı teklifler gündeme gelse de temel tartışma, iki ülkenin boğazdaki egemenlik hakları ve seyrüseferin nasıl düzenleneceği etrafında şekilleniyor. Temmuz sonunda İran ile Umman’ın boğazın ortak gözetimine ilişkin farklı önerileri masaya getirdiği bildirilmişti.

Dolayısıyla Tahran açısından kurulacak herhangi bir düzenleme, savaş sonrasında Hürmüz üzerindeki nüfuzunu korumanın yolu olabilir.

Washington açısından ise tam tersine, bu durum İran’ın savaş sonrasında stratejik bir kazanım elde etmesi anlamına gelebilir.

Yeni cephe mi açılıyor?

İran ile ABD arasında doğrudan bir anlaşma sağlanamadığı bir ortamda Hürmüz Boğazı, savaşın en kritik pazarlık başlıklarından biri haline gelmiş durumda.

İran ve Umman arasındaki görüşmeler ilerlerken Trump’ın Umman’ı tehdit etmesi, krizin yalnızca İran ile ABD arasında yaşanmadığını gösteriyor.

Tahran, kıyıdaş ülkelerin egemenliğine dayalı bir düzen kurmaya çalışıyor. Umman bu düzenin oluşturulmasında arabulucu ve ortak aktör rolünü üstleniyor. Washington ise Hürmüz’ün İran’ın stratejik kozuna dönüşmesini ve savaş sonrasında Tahran’ın masada güçlenmesini engellemeye çalışıyor.

Demokratlar harekete geçti: Trump'ın savaş yetkileri sınırlanacak mı?

Washington’daki Demokratlar da Trump’ın Umman tehdidinin ardından başkanın savaş yetkilerini sınırlamaya yönelik yeni bir girişim hazırlıyor. Senatör Tim Kaine, ABD’nin Umman’la güçlü diplomatik ilişkileri bulunduğunu belirterek Trump’ın tehditlerinin ABD’nin bölgedeki konumuna zarar verdiğini savundu.

Kaine yaptığı açıklamada, Senato'nun önümüzdeki ay yeniden toplanmasıyla birlikte Umman'a savaş yetkileri verilmesine ilişkin bir karar tasarısı sunacağını duyurdu.

Hürmüz'de ve Orta Doğu'da adeta bataklığa saplanan Trump, ülkesinde de köşeye sıkışmış durumda. Özellikle Demokrat senatörlerin başını çektiği grup Trump'ın savaş yetkilerini kısıtlarsa ABD iç ve dış politikasında yeni bir perde açılacak.