CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Arjantin ile Birleşik Krallık arasında uzun yıllardır egemenlik tartışmalarının yaşandığı Falkland (Malvinas) Adaları tartışması kızışıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Birleşik Krallık’a “ABD’nin adalar konusundaki pozisyonunun değişebileceği“ sinyalinin ardından Arjantin’in aşırı sağcı Devlet Başkanı Javier Milei’den Londra’ya yönelik sert çıkışlar geldi.
Trump’ın açıklamasının ardından konuşan Milei, Londra’nın "çözülmesi muhtemel olmayan göç, demografik ve ekonomik nitelikte çok sayıda krizle karşı karşıya olduğunu" söyledi. Arjantinli aşırı sağcı lider, "Açıkça görülüyor ki, gerileme yolundalar. Ancak Arjantin'in geleceği parlak ve galip gelecek" ifadelerini kullandı. Milei, "ABD pozisyon değişikliğini değerlendiriyor çünkü Arjantin'in Batı değerleriyle uyumlu, stratejik açıdan önemli bir konumda bulunan ve önümüzdeki on yıllarda değerli bir müttefik olabilecek güvenilir bir ortağa sahip olduğunu biliyor" dedi.
Arjantin'den petrol faaliyetlerine karşı yaptırım adımı
Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Birleşik Krallık ile egemenlik anlaşmazlığı yaşanan Falkland Adaları çevresindeki petrol çıkarma faaliyetlerine karşı yaptırımların genişletileceğini açıkladı. Milei ayrıca bölgedeki savunma kapasitesinin güçlendirilmesi için yeni adımlar atılacağını duyurdu. Milei'nin Perşembe gecesi ulusa sesleniş konuşmasında, adalar çevresinde Arjantin'in izni olmadan faaliyet gösteren şirketlere yönelik yaptırımların yalnızca şirketlerle sınırlı kalmayacağını söyledi. Buna göre söz konusu şirketlerin hissedarları, yöneticileri ve tedarikçileri de yaptırımlarla karşı karşıya kalabilecek.
Milei, “Adalarda doğrudan ya da dolaylı olarak yürütülen ve Arjantin'in izni bulunmayan projelerde yer alan şirketlerin Arjantin topraklarında faaliyet göstermesini engellemeye devam edeceğiz” dedi.
Milei'nin açıklamalarının merkezinde adalar çevresindeki petrol faaliyetleri yer aldı. Arjantin hükümetinin, İsrailli şirket Navitas Petroleum ve İngiliz ortağı Rockhopper Exploration tarafından işletilen Sea Lion açık deniz petrol projesinin önümüzdeki aylarda üretime geçebileceğini belirlediğini söyleyen Milei, bunun Arjantin'in çıkarları açısından “tehdit” oluşturduğunu ifade etti.
Londra: Egemenlik Birleşik Krallık'ta
Londra'dan bu hafta gelen açıklamada Falkland konusundaki tutumun “uzun süredir devam eden ve değişmeyen” bir politika olduğu vurgulandı.
İngiliz hükümeti, “Egemenlik Birleşik Krallık'a aittir ve ada halkının kendi geleceğini belirleme hakkı her şeyden önce gelir” açıklamasını yaptı. Londra'ya göre adalarda yaşayanlar, defalarca Birleşik Krallık'a bağlı denizaşırı bölge olarak kalmak istediklerini ifade etti.
İran savaşına verilmeyen destek ve savunma harcamaları
Trump, Perşembe günü İngiliz GB News kanalına verdiği röportajda, olası bir Arjantin- Birleşik Krallık geriliminde Londra'nın yanında yer alıp almayacağı sorusuna doğrudan destek yanıtı vermekten kaçındı. Trump, İran savaşı sırasında Birleşik Krallık'ın ABD'ye destek vermediğini hatırlatarak Londra'ya yönelik eleştirilerde bulundu. ABD Başkanı Londra'nın İran konusunda ABD'ye yardım etmediğini belirterek, “Ülkeniz bana yardım etmek için orada değildi. Yardıma ihtiyacımız yoktu ama NATO'ya ve eski lideriniz Keir Starmer'a birkaç gemi gönderemez misiniz diye sordum. 'Bizde yok' dedi. Oldukça üzücüydü” ifadelerini kullandı.
Trump’ın Falkland üzerinden Londra'ya verdiği gözdağı, NATO harcamalarının artırılması baskısından da bağımsız değil. Trump'ın başkanlığının iki döneminde de önceliği, müttefiklerini daha fazla savunma harcaması yapmaya zorlamak oldu. NATO ülkelerini ABD’nin güvenlik yükünü yeterince paylaşmamakla, başka bir ifadeyle “bedavacılık” yapmakla suçlayan Trump, müttefiklerin savunma katkılarını yükseltmeleri gerektiğini savunuyor. Geçen yıl Lahey’de düzenlenen NATO Zirvesi’nde müttefik ülkeler, 2035 yılına kadar GSYH’lerinin yüzde 5’ini savunma ve güvenlikle bağlantılı harcamalara ayırma konusunda anlaşmıştı. Ancak Birleşik Krallık bu taahhüdü, belirttiği süre içerisinde yerine getiremeyeceğini açıklayarak ”sabırlı olunması” çağrısında bulunmuştu. Birleşik Krallık'ta savunma harcamaları şu anda GSYH'nin yüzde 2,6'sı seviyesinde bulunuyor ve bunu yüzde 2,7'nin üzerine çıkarmaya yönelik henüz bir plan açıklanmış değil. Yüzde 3 seviyesine 2030'a kadar ulaşmanın yıllık yaklaşık 10 milyar sterlin ek maliyet gerektireceği belirtiliyor.
Seçim öncesi sıkışan Milei Falkland'e sarıldı
Milei'nin Falkland konusundaki son çıkışı, Arjantin'deki ekonomik ve siyasi baskıların arttığı bir döneme denk geliyor. Bazı uzmanlar, Milei'nin Falkland meselesini son dönemde daha fazla gündeme taşımasını, kamuoyu desteğinin göreve geldiğinden bu yana en düşük seviyelerinden birine gerilemesi karşısında ”gündem değiştirme çabası” olarak değerlendiriyor. Arjantin 2027 yılında seçimlere gidecek ve Milei'nin de yeniden aday olması bekleniyor.
Hükümet üyelerine yönelik yolsuzluk iddiaları ve ekonomik performansın beklentilerin altında kalması da yönetim üzerindeki baskıyı artırıyor. Milei'nin “testere” olarak adlandırdığı sert kemer sıkma politikaları Arjantin halkını sokaklara döktü, ülkede işsizlik ve yoksulluk arttı.
Falkland Adaları tartışması
Falkland Adaları’nın kime ait olduğu meselesi, 1982’de Birleşik Krallık ile Arjantin arasında yaşanan savaştan çok daha eskiye uzanan ve sömürgecilik, egemenlik ve kendi kaderini tayin hakkının karşı karşıya geldiği bir anlaşmazlık. Londra adalar üzerinde 1690’da hak iddiasında bulunurken, Fransa ve daha sonra İspanya da bölgede yerleşimler kurdu. Arjantin’in bağımsızlığını kazanmasının ardından Buenos Aires, adalar üzerindeki egemenlik iddiasını sürdürdü.
Birleşik Krallık, 1833’te Arjantin’in adalardaki yerleşimini sona erdirerek kontrolü ele geçirdi ve o tarihten bu yana adaları yönetiyor. Arjantin ise bu hamleyi sömürgeci bir işgal ve egemenliğinin ihlali olarak değerlendiriyor. Bu nedenle Buenos Aires yönetimi adaları hâlâ “Malvinas” adıyla anıyor. 1982’de Arjantin’in adaları işgal etmesiyle başlayan savaş, İngiltere’nin askeri operasyonuyla adaların yeniden İngiliz kontrolüne girmesiyle sonuçlandı. Ancak savaşın sona ermesi, egemenlik tartışmasını ortadan kaldırmadı.




