Berrak Güngör

Dünyanın diplomatik çehresi, 11 Eylül 2001’de, El Kaide’nin Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon'a yönelik terör saldırısıyla değişti. Saldırının ardından dönemin Başkanı George W. Bush tarafından “Teröre Karşı Savaş” olarak adlandırılan süreç başladı. "Teröre Karşı Savaş" söylemi Washington'un nüfuz arayışlarını meşrulaştırma aracına dönüştü.

Afganistan’da 20 yıl süren savaşta 176 bin kişi hayatını kaybetti. ABD’nin Irak’a götürdüğü ‘’demokrasi’’ 315 bin kişinin canına mal oldu. Bu 25 yılda ABD’nin ‘’teröre karşı’’ savaşlarında 4,5 milyon insan katledildi, 38 milyon kişi yerinden edildi. Şimdi ise ‘’teröre karşı savaş’’ söylemi, Latin Amerika’da ‘’kartel terörüne karşı savaş’’ olarak şekilleniyor.

Bu söylem, Birlemiş Milletler’in 81. Genel Kurulu’nda konuşan ABD Başkanı Donald Trump’ın konuşmasında öne çıktı. Trump, Venezuela'ya yönelik yapılan saldırı için konuşmasında, "Dünyadaki petrolün yüzde 60’ından fazlasına sahibiz" dedi, ‘’ganimetlerin’’ savaşın kazananına ait olduğunu söyledi. Aynı konuşmada ABD Başkanı, kendisini ‘’barış yapıcı’’ olarak da konumlandırdı.

Trump’ın ifadeleri dünya basınında ‘’çelişki’’ olarak öne çıkartılsa da bu aslında ABD dış politikasının kısa bir özetinden ibaretti ve dünya buna yabancı da değildi.

20 yıl önce aynı kürsüde, dönemin ABD Başkanı George Bush’tan bir gün sonra dönemin Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez konuşmuştu. Tarihler, 20 Eylül 2006’yı gösteriyordu.

Chavez, ‘’(Bush’a ithafen) Şeytan dün buradaydı, bugün hâlâ sülfür (kükürt) kokuyor, Bombalarla dayatılan nasıl bir demokrasidir?’’ ifadelerini kullanmıştı. Chavez’in konuşması, 20 yıl sonra Venezuela’nın ve Latin Amerika’nın dayanılmaz gerçekliğine dönüştü. Trump, BM Genel Kurulu’na hitabında, Ocak ayında Venezuela Lideri Nicolas Maduro’yu kaçırdığı operasyonu ballandıra ballandıra anlattı, ‘’özgürlük’’ götürdüğünü iddia ettiği Caracas’ın doğal kaynaklarını ‘’savaş ganimeti’’ olarak tanımladı. Ve Venezuela operasyonu üzerinden tüm yarım küreye adeta parmak salladı, ABD’nin askeri gücünü “insanları güvende tutmak” ve kartellere karşı kullanacağını belirtti. Trump, IŞİD’e atıfla kartellerin de ortadan kaldırılacağını söyledi.

ABD’nin ‘’ganimet’’ arayışının bir diğer ismi olan ‘’kartel terörüne karşı savaş’’ silahının namlusu, uzun süre sonra yeniden Güney Amerika’ya döndü.

Trump yanlısı 14 hükümetten ortak imza

Trump’ın konuşmasından yalnızca saatler sonra, ABD öncülüğünde kurulan ve Trump yanlısı hükümetler tarafından yönetilen ülkelerin üye olduğu “Amerikan Kalkanı” girişimine dahil 14 Latin Amerika ve Karayipler devleti, 24 uyuşturucu çetesi ve silahlı örgütü “narkoterörist” olarak tanımlayan ortak bir açıklamaya imza attı.

Listede Brezilya’nın Primeiro Comando da Capital, yani PCC ve Comando Vermelho gibi büyük suç örgütleri de yer aldı. Washington’ın daha önce “terör örgütü” ilan ettiği yapıların bölge ülkeleri tarafından da aynı kategoriye alınması, ABD’nin kartellere karşı yürüttüğü mücadeleyi artık yalnızca Washington’ın güvenlik politikası olmaktan çıkarıp bölgesel bir çerçeveye oturtma girişimi olarak yorumlandı. ABD merkezli Responsible Statecraft, söz konusu anlaşmanın Trump yönetiminin Latin Amerika’daki kartellere karşı olası askeri operasyonlarının önünü açabileceğine dikkat çekti. Çünkü “terör” tanımı, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleyi yalnızca adli ve güvenlik politikası olmaktan çıkararak askeri müdahale alanına taşıyabilecek yeni bir zemin yaratıyor.

Eski ABD Başkanı Joe Biden döneminde Dışişleri Bakanlığı’nda Uluslararası Narkotik ve Kolluk İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Todd Robinson, New York Times’a verdiği demeçte, “Bunu BM Genel Kurulu’nda yapıyorlar çünkü bu girişime meşruiyet kazandırmaya çalışıyorlar” dedi. Ancak Robinson, stratejinin temelde yanlış olduğunu savunarak, “Suç örgütleri terör örgütleri değildir” ifadelerini kullandı. Robinson’a göre militarize edilmiş yaklaşım ABD’ye uyuşturucu akışını engellemede başarılı olmaktan ziyade yargısız infazlara yol açıyor.

Trump yönetiminin Karayiplerde uyuşturucu taşıdığını öne sürdüğü teknelere düzenlediği saldırılarda bu zamana kadar 220’den fazla kişi yaşamını yitirdi. Üstelik ABD, söz konusu teknelerin uyuşturucu taşıdığına ilişkin kanıt da sunamadı.

Kartel bahane, ''ganimetler'' şahane

Trump'ın Latin Amerika merkezli uyuşturucu kartellerine karşı yürüttüğü sert askeri ve siyasi strateji, aslında bölgedeki jeopolitik kontrolü artırmak, askeri müdahale alanı açmak ve göçü engellemek için bir kılıf (bahane) olarak öne çıkıyor. Venezuela lideri Maduro'nun ABD operasyonuyla kaçırılmadan önce Trump tarafından ''kartel lideri'' olarak anılması da bu açıdan önemli. Şimdi aynı ABD, Maduro sonrası iktidara gelen Delcy Rodriguez yönetimiyle yapılan anlaşmayla Venezuela petrollerinin ekmeğini 100 yıl boyunca yiyecek. Keza, Venezuela petrollerinden elde edilen gelirin ne kadarının Caracas'a verildiği de cevaplanmamış sorulardan biri olarak öne çıkıyor.

Haliyle, namlunun ucunda Washington çıkarlarına uygun davranmayan Latin Amerika ülkeleri yer alıyor.

Bunlardan biri de 4 Ekim'de Batı müdahalesi gölgesinde seçimlere gidecek Brezilya.

BM Kürsüsüne çıkan Brezilya Lideri Luiz Inacio Lula da Silva, bölgedeki ülkelerin "otoriter rejimlerin dehşetini" yaşadığı yorumunda bulunarak, "Demokrasi bir kez daha tehdit altında. Seçim süreçlerine müdahaleye, dünyayı etki alanlarına bölmeye ve stratejik kaynaklar için neo-kolonyal saldırılara bir kez daha tanık oluyoruz." ifadesini kullandı.

Lula da Silva, "Brezilya, hiç kimsenin arka bahçesine sığmaz" dedi.

Lula’nın konuşması, Trump’ın aynı kürsüden verdiği mesajın tam karşısına yerleşiyordu. Bir tarafta kartelleri IŞİD’e benzeterek askeri gücünü tüm Batı Yarımküre’ye karşı kullanabileceğini ilan eden bir Washington; diğer tarafta dış müdahaleye, seçimlere müdahaleye ve ülkelerin egemenlik alanının daraltılmasına karşı çıkan bir Latin Amerika.

2001’den sonra “teröre karşı savaş” dünyanın dört bir yanına yayıldı. 2026’da ise aynı savaş dili, bu kez “kartel terörü” adı altında Washington’ın kendi arka bahçesi olarak gördüğü Latin Amerika’ya geri dönüyor.

Savaşlardan yatırımlara… Trump’ın BM konuşmasındaki “yalanlar"! ABD basını deşifre etti
Savaşlardan yatırımlara… Trump’ın BM konuşmasındaki “yalanlar"! ABD basını deşifre etti
İçeriği Görüntüle

Yirmi yıl önce Chavez’in BM kürsüsünde sorduğu soruyu yeniden hatırlatarak nokta koymakta fayda var: Bombalarla dayatılan nasıl bir demokrasidir?